şükela:  tümü | bugün
  • ülkemizin yüzde 90 'ını oluşturan asgari ücretle 4000 lira arası kazanan vatandaşlarımızın maaşının minimum %33 ila maksimum %60 arası vergi ödemesidir. yaptığım bilimsel araştırmalara göre ülke sayılabilecek diğer yerlerde bizden daha berbat olan tek ülke zimbabwe. evet beğenmediğimiz burun kıvırdığımız o suriye, iran, azerbaycan vs... bizden çok daha iyi durumdalar. ortalama 2000 lira brüt ücrt alan bir işçinin eline sağlık desteğini saymazsak (faydası) 1500 lira geçiyor. yani kafadan yüzde 25 i gelir vergisi ve sosyal güvenliğin işlevsiz kısmına gidiyor. (eskiden emeklilik avantajlıydı, şimdi o avantajda yok)

    peki 1500 lira aldın kurtuldun mu?aylık mutfak, giyim, kırtasiye, cep telefonu faturası veya kontörü, ev telefonu, internet kullana kişilerin bu giderleri ortalama 700 lira ve bununda 220 lirası vergi(kdv öiv iv tyv)

    bittimi? ortalama bir arabanı yıllık vergisi 700 lira aylık eder 60 lira. aylık ortalama 40 litre benzin üzerinden(gazı üstüne vurunca böyle eder) 2,72 lira litre başına vergiden 109 lira yapar. bir arabanın ilk alım maliyeti, veraset inkikal, tapu harçları, ev vergileri, yerel vergiler (çöp vergi) bunların toplamında ise normal bir kişi ayda ortalama 200 lira vergi ödemekte. sigara kullanıyor musun? bunu üzerine koy. ya alkol işte sen tam ayvayı yemişsin.

    sonuç: fakir fukara takımı aylık gelirinin yüzde 40 - 60 'ını vergi olarak ödemekte iken, zengin sınıf teşvikler, indirimler, istisnalar, muafiyetlerle neredeyse vergi ödememektedir.orta kısım esnaf komik diyebileceğimiz bir standart tarie üzerinden, yüksek mükellefler ise muhasebe oyunları ve faaliyet dışı gelirleriyle vergi ödememenin dayanılmaz zevkindeler.

    türk milleti koyun gibi oturarak çok öldün! daha çok öleceksin!
  • sadece vergisini ödeyen vatandaşlar içindir. vergi daireleri yakaladığını öper. hiç vergi vermeyen, çuvalla para götüren adamlara hiç ilişilmez.
  • kayıtdışı ekonomi nedeniyle, dolaysız vergilere dayanmayan politika. yani gelirden alınmaz. kurumlardan alınmaz. tüketimden alınır. çünkü bir kişi kaçakçı olsa da tüketmek zorundadır. ne kadar tüketirsen o kadar fazla ödersin. kaçakçı, üçkağıtçı sistemi kuran da halkın kendisi olduğuna göre eleştirilemez. vergi bilinci sıfır olan toplumdan başka bir politika oluşturulması beklenemez.
  • büyük mükellefe muafiyet ve teşvik verelim ki iş yapsınlar, küçük mükellefleri işe alsınlar biz zaten çalışandan vergi almasını biliriz hemde işsizlik ortadan kalkar düşüncesine sahip devletin işlettiği politikadır. büyük balık küçük balığı yer mantığı işte. büyük mükellef ise lüks tüketimden dolayı vergi vermektedir. devlette işi bu şekilde dengelemeye çalışmaktadır. fakat buradaki sorun şu; istemese bile vergisini düzgün ödeyen küçük mükellef çalışanlar tüm kesintilerden sonra maaşları yetmediği için kredi kartlarına yüklenmektedir. bu durumdada kredi kartı mağdurları oluşmaktadır.
  • moral hazard a devamlı yol alan politika.
  • dara dustugunde acigi benzinden kapamaya odaklidir.
  • tuttuğunu öpmek olarak kısaca özetlenir, dolaylı vergilere bu kadar abanmanın literatürde başka açıklaması yok. kazın tüyünü yolacaksın ama bağırtmayacaksın aşamasını geçeli 4-5 yıl oluyor sanırım.
  • türkiye'nin en büyük temel sorunlarından birinin kaynağında yer alır. özellikle gelir vergisi üzerinden, vergi kaçırmanın milli spor olarak görülmesi ve bütün üst-orta sınıflardaki meslek gruplarının bunla uğraşması, buna ek olarak kaçak çalışan ve hiç vergi ödemeyen kesimlerin varlığı müthiş bir vergi kaçağı oranının her yıl tekrarını getirir.

    hükümetin ısrarla imf önerilerini ve bütün rasyonel beklentileri reddererek vergi toplamakla yükümlü kurumsal yapıyı özerk yapmaktan kaçınması da, vergi uygulamalarının ekonomi-politik açısından farklı düzeylerdeki manipülasyonu işaret eder.

    okuyan olursa diye şunu da eklemek lazım, lütfen serbest meslekteyseniz vergi kaçırmayın: asgari ücretle yaşıyor gibi görünen doktorlar, fakirlik çektiği düşünülen kuyumcular, bir kilo biftek alamayacak kasaplar bu ülkenin kaderi olmamalı (!)