şükela:  tümü | bugün
  • tanım: masal olmayan operasyondur.

    operasyon yapılmaktadır ama yıkılmakta olan binaya yıkım ekibi ile girmek gibi bir durum vardır.

    burada işin birkaç ayağı var:

    1) ekonomi zaten çökme noktasındaydı, kimse dokunmasa bile pek çok kişi kasım ayında patlamasını bekliyordu.

    2) abd bize ekonomik yaptırım uygulasa bile hükumetin görevi bu tür operasyonlara karşı tedbir almaktır. kaleyi boş bırakıp rakip takıma neden gol attın diye kızılmaz. adamların işi bu...

    3) ekonomiyi bu hale getiren kimse, ekonomiyi dış etkenlere açık bırakan kimse, üretimi bitirip borçla alınan parayı da inşaata gömen kimse yine ülkenin durumundan sorumlu olan odur.

    yani operasyon olsa da olmasa da sorumlu akp. kimse bana masal anlatmasın. 16 yıldır ülkeyi adam gibi yönetseydiniz bunlar olmazdı.
  • osmanli'nin balkanlara operasyon yapmasi
    osmanli'nin bizans'a operasyon yapmsi
    osmanli'nin sirplara operasyon yapmasi
    turklerin kibris'a operasyon yapmasi
    turklerin kurtulus savasinda yunanlara operasyon yapmasi
    atilla'nin bizans'a buyuk operasyon yapmasi
    kanuni'nin viyana icin attigi tweet
    yavuz'un memluklere attigi kazik
    fatih'in pontus'a buyuk operasyon cekmesi

    isin ozeti, sen beceriksizsen, guclu degilsen herkes operasyon yapar tabi. baskasini ne sucluyorsun emenike? gol yedigi icin karsi takimi suclayan kaleci gibiyiz.
  • masaldır. (bkz: erdoğan dışındaki hiç kimse işini düzgün yapmıyor) böyle bir lideri ve ülkesini direkt silemezler. bu yüzden sadece kötü olan ekonomi ortaya çıkmıştır. bu durumun bahanesi ise papaz olmuştur. olay bundan ibaret.
  • masal değil gerçektir.
    reis ne diyordu? ülkemde ameliyat yapılmasına izin vermeyeceğim.
    peki nereye geldik?
    sizin dolarınız varsa bizim allahımız var .

    ben bu ülkenin başkanı değilim ve 16 yıldır bu ülkeyi yöneten rte.

    yaklaşan fırtınayı aklı olan herkes görüyordu ama ülkeyi yönetenler işi allaha bağlamış olmalılar ki bu ameliyata karşı herhangi bir önlem almadılar ve gelen fırtına bir anda tsunamiye döndü ve artık alınan önlemler palyatif olacaktır.

    berat albayrak'ın gülerek oynayarak yaptığı açıklamalar incir çekirdeğini doldurmaz. hükumet yapması gereken hiç bir şeyi 16 yıllık iktidarında yapmadı.

    bunu da 2002-2023 hükümetin vizyonunu okumuş bir adam olarak söylüyorum. tüm bakanlıkların stratejik planlarını okudum.

    sen ülkende yapılacak bir ameliyata ekonomini hazırlamaz ve üretime dayalı bir ekonomik modeli geliştirmezsen, finans kurumlarını yabancılara satarsan, sıcak paraya dayalı bir ekonomi yürütmeye çalışırsan, günü geldiğinde bu sıcak paranın fellik fellik kaçacağını bilmen gerekir.
    sen bunlara önlem almazsan ülkeme ameliyat yapılıyor masalına inanırsın.
    ben de inanıyorum ama önlem alması gerekenler iktidar sahipleridir.
    onların orada bulunma sebebi bu ameliyata engel olmaktır.
    bundan şikayet etmek değil.
    sızlanmayın.
    önlem alın.
  • valla operasyon sebep degil sonuctur kardesim.

    sen operasyon yapilsa da yapilmasa da tepetaklak yuvarlaniyosun ucurumdan.
    elin dis mihraki senin yanginina sessiz mi kalacak lan? eee dogal olarak daha fazla benzin dokecek daha fazla yangindan mal kaciracak. eee normal yani.
    sen bi kac sene daha bekle bakalim o yillarca ne emeklerle biriktirdigin milli sermayelerin nasil yabanciya uc kurusa peskes cekiliyor nasil el degistiriyor.
    hadi hayirli isler.
  • operasyon yapılıyor diye bir masal gerçekten var. bir tweet ile saniyeler içinde dolar 6.70lere çıkabiliyor. ayrıca tl x ülkesinin y para birimine karşı değer kaybediyor kesin operasyon var algısı da var ki bu tamamı ile yanlıştır. türkiye’de tüm döviz değerlerini belirleyen para birimi dolardır. dolar tl değeri belli olur sonra x ülkesinin y para biriminin dolar paritesine göre diğer para birimi artar ve azalır. dolar cuma günü tl karşısında %15 değer kazandı. aynı gün ruble dolar karşısında yüzde %1,5 değer kaybetti. bu durumda ruble cuma günü tl karşısında doların %15 değer kazancı - rublenin dolar karşısındaki %1,5 değer kaybı = %13,5 değer kazancı tl karşısında.

    tlnin bu süreç içinde bir para birimine karşı değer kazanması için eğer dolar %15 değer kazandı ise o para biriminin dolar karşısında en az %15,01 değer kaybetmesi gereklidir. yoksa bu süreç içinde dolar günde %5 %10 %15 artarken tl’nin bir para birimine karşı değer kazanma gibi bir ihtimali yok, ve bu ihtimalin olmaması tl’ye operasyon yapiliyeah manasına gelmemekte
  • varsa operasyon kimsenin tanimadigi bir belediye baskani yeni kurulmus bir parti ile iktidara %35 ile geldiginde vardir.

    islamcilarin dis mihrak dedigi paralarini alip daha iyi sartlar sunan daha guvenli ve garanti yerlere goturen insanlar. bunu yapiyor diye birini nasil suclarsin ki. herkes boyle yapar. kaldi ki eger bunlar operasyon yapiyor ise paralarini getirdiklerinde de bir operasyon yapiyorlardir ve o zaman islamcilarin ahlaki bir aciklama yapmalari da gerekir.

    hepsini gec; turkiyenin devletlere hic borcu yok neredeyse. tum borc amerikada emeklinin fonu japonyada kadin fonu ingilterede bilmem ne fonu. bunlar iyi faiz veriyor diye gelmis simdi kotu faiz veriyor diye gidiyor. amerikali emekli cografya ogretmeninden operasyon yiyecek kadar dustu isen bi zahmet artik sacmalamayi birakip aksiyon al.
  • şöyle düşünün, sebebi her ne olursa olsun, son 15 yılda türkiye'ye tarihinde görülmemiş bir borç para akışı oldu mu? evet oldu. bakın sebebi ne olursa olsun dedim. akıllı yöneticiler bir gün bu borç para akışının yavaşlayabileceğini hesaba katan insanlardır. bizde bu var mı? yine bugün sebebi her ne olursa olsun türkiye'den para çıkışları ve yeni borç bulamama sıkıntısı var mı? evet var.

    ilk durumda oluk oluk borç para akarken dış güç, feto bilmem ne demeyip, ikinci durumda bunları bahane etmek hiçbir şeyi değiştirmeyecek. sen bu bol bol sıcak para gelirken o paralarla ne yaptın? nereye gitti bu paralar? dahası, bu sıcak paranın bir gün azalacağını düşünüp önlemini aldın mı?

    kusura bakma, elin parasıyla hovardalık yapanın sonu tefecide biter. zamanında elin parasıyla hovardalık yapmayacaktın. betonlara gömmeyecektin ülkenin geleceğini. şimdi kolaya kaçıp dış güç deyip işin içinden sıyrılmaya çalışmanın kimseye faydası yok. yaptığınız hataları bir kez olsun kabul edin.
  • ekonomi zaten bitikti neden? ürettiğimiz para getiren hiç bir şey yok.

    turizmi bitirdiler dış güçler mi bitirdi? hayır sizin politikalarınız bitirdi. tarım ülkesiydik kendi kendine yeten fazlaca ihracat yapan bir ülkeydik şimdi kendine yetemeyen ihracatı çat pat giden ithal etmeye mecbur bir ülke haline getirdiniz.

    sanayi ülkesi mi olduk peki? hayır alakası yok olanları da yabancılara, parayı bastırana zararına sattınız dış güçler mi yaptı bunu? her şeye ek vergi geldi zam geldi türk lirası yeni değer kaybetmedi uzun yıllardır değer kaybettirdiniz zaten dış güçler miydi?

    şimdi bir hayal edin dış güçlerin bizimle çok da uğraşmasına gerek kalmayan bir ülke haline getirdiniz bizi bir iki tweetle balon gibi şişirip indiriyorlar bizim tarihi türk liramızı.

    dış güç falan değil dış güç her zaman vardı anadoluya girdiğimiz ilk zaman da vardı, osmanlının kalkındığı zaman da vardı, cumhuriyetin kuruluşunda kurtuluş savaşında dik alası vardı. bütün dünyayı fethedip tek millet haline getirmediğiniz sürece dış güç olacak , dış güç değil önemli olan iç güç! siz naptınız? herkese karşı bir dış güç var ama siz bu dış gücün bizle oynayabileceği hale mi getirdiniz bizi?

    bu halk hatasını anlayıp kendi hatasını düzeltme adına bir şey yapmayana kadar da ben o batan gemide keman çalan adamım güzel batalım.
  • hem ilk entrysini, hem de masal değil ama rte nin suçu var tandanslı ikinci entrysini favladığım başlık.

    yukarıdaki arkadaşların da belirttiği gibi, son 5 senedir ekonomik kriz beklentisi çok ciddi oranda artmıştı ve biriken bu enerji berbat bir şekilde yönetilen ekonomi politikası sayesinde patlamaya başladı.

    bu biriken enerji, kırılganlaşan fay hattı mevzusunu bir kaç kalemde belirtirsek;

    1- mikro ekonomi derslerinde gördüğümüz üretim - tüketim deseni arasında ki fark korkunç boyutlarda aleyhimize şekillenmiş durumda. çok güçlü bir tüketim toplumu olmaya evrildik son 20 yılda. bunun karşısında ise üretimimiz her geçen gün eridi ve artık kendimize yetememeye başladık. bu konuda dış politikamızda akp hükümetinin başa geldiği ilk yıllarda verdiği olağan dışı tavizler ile kurtarıcı gibi gözüken kemal derviş'in ve imf ' in dayattığı politikaları açıklamak lazım. uzun mesele hiç giremem vaktim yok. en basitinden (bkz: doğrudan gelir desteği) anlaşması diyeyim, merak eden araştırsın.

    2- üretim - tüketim deseni arasında ki fark artınca ne olur? cari açık artar ya da azalır. cari açığın artması neyi hassas hale getirir? ödemeler dengesinin bozulmaması için elbette döviz kurunu. döviz kurunun hassas olduğu bir ülkede en önemli yapı taşlarından biri ne olur peki? finans kurumları ve finansal enstrümanlar. işte bu finans kurumlarını, bankaları teker teker sattılar. önce %25 lerle başladılar sonra 50'lere - 75'lere, yer yer %100 lere varan hisse satışları ile sermaye el değiştirildi, yabancılaştırıldı.

    4- finans sektörü işgal edilmişken, reel sektör durur mu? ne banka bırakacağız ne de fabrika, hepsini özelleştireceğiz/2004 şubat rahmetli, pazarlama dehası kemal unakıtan gerçeği.. hey yavrum hey..

    5- hem finans hem reel sektörün bu derece el değiştirmesi, üzerine artan cari açık eklenince sıcak paraya tamah etmek zorunda bırakılan bir ekonomi oluşmasına neden oldu. sıcak paraya ve yatırımcılara mecbur bırakılınca da, 2002 - 2012 arası 10 senelik dönemde iyi geçiniyormuş gibi gözüken ama esasında senin ülkenin tüm kurumlarını ve varlıklarını ele geçirme peşinde olan abd, isteklerine ulaşınca artık en ufak bir dış politika anlaşmazlığında seni lime lime edeceğini göstermeye başladı.

    gelelim operasyon mevzusuna. sanırım herkes farkında pastör brunson iade meselesi ve yaptırım tehditlerinin sadece göstermelik bir olay olduğuna. kimileri asıl mevzunun suriye petrolleri mevzusunda rusya ile ortak hareket etmemiz (ya da abd nin çıkarlarına ters işler yapmamız) ve s400 lerin alınması olduğu yorumunu yapıyor;

    kimileri de çin- abd ekonomi savaşında gelinen noktada; çin'in avrupa pazarına açılması için ipek yolu projesi ve avrasya hayalinde türkiye'yi üs olarak kullanması (yapılan 3. havalimanı, 3. köprü inşaatlarının temel nedeninin bu olduğu söyleniyor) hedefine karşı, abd'nin bu projeye engel olmak için tr'yi baskıladığını söylüyor.

    ben hem bu iki görüşe de katılmakla birlikte, hem de 3. bir konu olduğunu düşünüyorum: doğu akdeniz / kıbrıs doğalgazı.

    abd'nin bu coğrafyada uyguladığı dış politika oyunu neredeyse son 70 yıldır enerji ve doğal kaynaklar üzerine kuruluyor. bugün geldiğimiz noktada ırak ve suriye de ki petrol yataklarını ele geçirerek en büyük petrol üreticisi rolüne ulaşmış durumdalar. buna bir de doğalgazı eklemek için uğraşıyorlar şu aralar. bildiğiniz (ya da bilmediniz üzere diyeyim, çünkü medyada bu konuyla ilgili çok kısıtlı kaynak var ve bilinçli bir şekilde haber yapılmıyor) üzere, güney kıbrıs'ın 12'nci parsel olarak adlandırdığı bölgede abd'li enerji şirketi noble energy 2011 yılında 127.4 milyar metreküplük doğalgaz rezervi bulmuştu. ancak bu rezervin çıkarılması için herhangi bir işlem yapılmadı.

    abd jeolojik araştırmalar merkezi tahminlerine göre kıbrıs, lübnan, suriye ve israil arasında kalan bölge olan levant havzasında 3,45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunuyor. yine nil delta havzasında yaklaşık 1,8 milyar varil petrol, 6,3 trilyon metreküp doğalgaz ve 6 milyar varil sıvı doğalgaz yatağı olduğu tahmin ediliyor. kıbrıs adası çevresinde olduğu düşünülen 8 milyar varil petrol yatağının dışında heredot olarak adlandırılan girit’in güney ve güneydoğusundaki alanda ise toplam 3.5 trilyon metreküplük doğalgaz bulunduğu tahmin ediliyor.

    kısacası; türkiye, mısır, israil, suriye, lübnan ve rumların hak talep ettiği doğu akdeniz'deki petrol ve doğalgaz yataklarında yaklaşık 100 trilyon dolarlık bir rezerv bulunuyor.

    doğu akdeniz’deki anlaşmazlık, rum yönetiminin 2011 yılında belirlediği münhasır ekonomik bölgede doğalgaz arama hamlesinden sonra başlamıştı. bu hamleye karşılık kktc de ankara ile anlaşarak türkiye petrolleri anonim ortaklığı’na (tpao) ada açıklarında petrol ve doğalgaz arama yetkisi vermişti.

    tpao’ya yetki verilen bölgelerden bazıları, rum yönetiminin arama yaptırdığı bloklarla çakışıyor.

    genel olarak akdeniz'deki gaz kaynaklarında güney kıbrıs, türkiye, suriye, lübnan, israil, filistin ve mısır gibi ülkeler hak iddia ediyor. suriye, lübnan, filistin ve mısır zaten ele geçirildi, orada söz sahibiler. sıra türkiye de.

    konu çok uzun.. en son okuduğum haberi paylaşayım ve sonuca geleyim:

    akdeniz'de dengeleri değiştirecek doğalgaz keşfi

    -sözde- pastör brunson meselesini halletmek için türkiye abd ye bir heyet gönderdi ya. orada ki heyetten talep edilenler arasında ne gibi konular var, nelere taviz vereceğiz kimsenin bilgisi yok. ben bu içerik hakkında bu bahsettiğim doğalgaz ve petrol rantının en önemli gündem maddesi ve dolayısıyla türkiye ye yapılan operasyonda ki asıl noktanın bu olduğunu düşünüyorum. bu kadar kısa sürede bu kadar kırıcı bir şekilde gösterilen sopanın geri planında, korkunç bir rant olması lazım gibi geliyor bana. onu da doğalgaz rezervine öykündüm. bakalım...