şükela:  tümü | bugün
  • yaşadığı ülkenin solcu partilerine oy verip, türkiye'de sag partilere oy veren tiplerdir.
    paralarını hristiyan ülkelerden kazanmalarına rağmen çoğunluğu islamcıdır. küfrettikleri "kafirlerin" yaptığı arabalarını, telefonlarını, tüm araç gereçlerini ve avantajlarını kullanır; çok sevdiği islamı yaşamak için kuzey afrika ülkelerine veya orta doğu ülkelerine; onu bırak türkiye'ye bile yaşamak için gitmezler. gittikleri zamansa zenginliklerini göstermek için 3000 kilometreyi arabayla gelirler bunlar çünkü bunlar yaşadığı toplumun en egoist, beyni kapalı insanlarıdır.
  • almancıların çoğu köyünü bırakıp avrupa'nın göbeğinde yeni bir hayata yelken açmış ve maalesef okur yazarlığı bile olmayan(veya kısıtlı) anadolu insanlarıdır.

    akdağmadeni'nden münih'e gidip yaşamaya çalışmak sıkıntılıdır başlarda.

    cumhurbaşkanı'nın esip gürlemesiyle ezilmiş benliklerini tatmin etmeye çalışırlar.

    "dön çok seviyorsan" desen dönmez ama dışardan ülkenin ne kadar geliştiğini, adeta "çağ" atladığını sanır.

    içten içe de euro ve doların yükselmesinden keyif alırlar çünkü ceplerindeki paranın alım gücü yükselmiştir.

    en büyük zevkleri ise alman araçlarıyla köylerinde hava atmalarıdır.
  • aslında tüm gurbetçiler için geçerli bu durum sadece almancı değil ama işte almancı diye terminolojide yer etmiş bir kelime var.

    neyse,

    almanya'daki türklerin çoğu ağır reisçi. sorsan duble yoldan başlar, osmanli'dan çıkar. klasik ezberletilmiş şeyler işte.
    tamam anlıyorum almanya'da doğmuş çoğu o nedenle oraya kök salmışlar ama arkadaş öyle bir anlatıyor ki türkiye'yi -hani bizim onların aksine yıllarca kaldığımız, tayyip'e ağır doz maruz kaldığımız bildiğimiz, düz "the türkiye'yi"- git arkadaş sen durma burda harcanıyorsun diyesin geliyor. hatta ne arkadaşı, direk git ulan diyesin geliyor.

    git ulan bari avrupada temiz bir imajı olsun insanımızın. bari comaristanı buralara taşımayın.

    yok ama gitmez. o da biliyor insanca yaşamın avrupa'da olduğunu. bakma reisçi olduğuna. burada* hepsi sosyal demokrat asdfdssga
  • sırbistan dönüşü uçakta yan yana oturmak durumunda kaldım bunların biriyle. eskiden almanya'da türk olduğunu söyleyemediğini ama artık türkiye'nin itibar kazandığını bu sebeple göğsünü gere gere türküm diyebildiğini anlatıyordu.

    hangi pasaportla uçağa bindin dedim. alman pasaportunu gösterdi.
  • geçen ay tanıştım yine bir tanesiyle. adam aslında fırsatını bulsa bir gün bile durmaz, hemen dönermiş. gerekirse çobanlık da yaparmış, önemli değilmiş. ama işte, dönemiyor... :( ak çobanlık yetiyordu, niye gittin? mal-mülk yığdın, hala dönmüyorsun ama yarrak yarrak konuşuyorsun.

    bu tip gurbetçiler komik gelir başta da, acı bir tarafı vardır. eli sikinde yaşadığı ülkede malum insan ve partinin fanatizmini yapar, her seçimde de koştur koştur oy kullanmaya gider. orada nispeten rahat -ama yobazca- sürdüğü hayatında fırsat buldukça senin hayatını da etkiler. avrupa bitmiştir, çöküyordur. türküye ise harikadır, 90 yıllık enkaz kalkıyordur. ama işte fırsatı yok dönmeye... :'( neslini siktiğiminin çocukları.
  • üşenmeden okuyunuz.

    çok vardır.
    bir de bu tipler bir de orada yeşillere burada milliyetçi muhafazakar partilere oy verirler. yanlış anlaşılmasın isteyen istediğine oy verir ama bi tutarlılı olsun değil mi? neyse

    bizimkiler almanyada yaşıyor. annem sendika temsilciliği falan yapmıştı. hak hukuk bilir yani. dolayısıyla o anlatır örnekleriyle, biz de öğreniriz. zaten sülalem orada. çok şeyi birinci elden biliyoruz.
    geçen martta almanyaya ziyarete gittim. bikaç arkadaşı geldi hoşgeldine falan. oturuyoruz. tam da bu ab ile vize serbestisi gündemde. oturuyoruz. tv da haberlerde bu olay geçti kalkar mı kalkmaz mı falan diye.
    diyalog şu şekil.
    + hatun
    - ben

    + sence vizeler kalkarsa ne olur?
    - tr deki gençler buralara akar akar
    + (olumsuz ses tonu) ben herkesler burayı görsün istiyorum. gelsinler
    - neden?
    + buraları bitti. türkiye'miz çok güzel. almanya avrupa bitti artık, biz geçtik onları. bana burda 350 oyro maaş veriyorlar. 350! ben ne yapıcam o parayla!!!
    - nası yani? ne iş yapıyosun ki? ev kiran ne kadar? nasıl ödüyorsun?
    + çalışmıyom ben. işsizlik maaşım 350 oyro. ev devletin. kira yok
    - e eşyası, ısınması, faturalar?
    + onlar da devletten
    - eşin ne iş yapıyor?
    + o da çalışmıyor. 350 oyro da ona veriyorlar işte.
    - çocuk parası nasıl?
    + 370 oyro çocuk başına
    -kaç yıl çalıştın?
    +8-9 yıl
    - ne kadar süre veriliyor?
    + süre yok. emekli olana kadar.

    dikkatinizi çekerim. emekli olana kadar

    şimdi bu hatun 8 9 yıl çalışmış. 30 35 arasında şu an. sonra demiş lan ne çalışçam, kendini kovduruyor. devlet iş buluyor bu kovduruyor, sonra bakıyor devlet bu sıkıntılı. ona göre bi yere yerleştiriyor. bizimki bakıyor kovulması zor yerde, sırtım belim ağrıyor demeye başlıyor. üşenmiyor, aylarca o üniversite hastanesi senin, bu araştırma hastanesi benim gidiyor. sonra orada birşeyi çıkmıyor ama gavur "ya vardıysa da biz bulamadıysak?" deyip birşey bulamasa da veriyor çalışamaz raporunu. kocasında da aynı taktik.

    sonra bunlara kişi başı 350 çocuk başına 370 oyro maaş veriyor
    hane içi sayıya göre belli metrekarede veriyor
    evin içindeki temel eşyaları veriyor.
    misal su ısıtıcın bozuldu sıcak su mu gelmiyor? arıyorsun anında gelip takıyorlar yenisini. direk şahit oldum. yeni bebek mi geliyor. hop büyük eve. su, elektrik , ısınma, aidat devletten.
    sağlıktan 30 yıl çalışıp bir gün rapor almamış babam nasıl faydalanıyorsa, aynı şekilde faydalanıyor.
    yetmiyor sen emekli ol diye sgk primini devlet yatırıyor. lan devlet yıllarca işsizlik maaşı ödediği adamın emeklilik primini ödüyor lan.

    neyse ben sordukça anlatmak durumunda kalıyor çünkü ev kalabalık, herkes neyin ne olduğunu biliyor. kıvırma veya yalan söz konusu değil tabi.
    dedim ki "burada 350 oyroya sürünüp 3. sınıf vatandaş muamelesi göreceğine gel türkiye ye insan gibi yaşa. buraları bitmiş harbiden ya"
    "alıştık da edik de düdük"

    lan annemin arkadaşında almanca yok okuma yazma yok. hatunda şeker var ne ölçümü okuyabiliyor ne iğneyi kullanabiliyor rakam okuyamadığından. hatunu ücretsiz kursa yolladılar gitmedi, zorunlu dediler, gitti bi dr raporu aldı gitmedi, evine hastabakıcı yazdılar reçetesine. günde 2 defa gelip ölçecek, iğne yapıp gidecek. ondan da şikayet var. evde onu mu bekleyecekmiş.

    anneme varis çorabı kullan diyor dr. ama sana giymesi çok zor olur, hastabakıcı yazayım sabah giydirsin akşam çıkartmaya gelsin diyor annem ben yaparım deyip istemiyor. taksi parana kadar yazıyor doktorlar.

    ama ora kaka bura iyi.
    he amk he.
    bunu diyen adama " burada yaşa mal mısın? deyin bakalım ne diyecek?

    edit: lan hani insan iyi bir şeye rastlar da "herkes öğrenmesin, faydalanmasın. benfaydalanayım. bozarlar falan" diye düşünür ya. o tip bişey de olabilir bak

    edit 2: bir de alım gücü denilen hadise var.
    almanya asgari ücrete 2015 te geçti, özellikle çok sayıda gelen suriyeli mülteciler ezilmesin diye. maksimum 10 saat çalışarak en vasıfsız, bilgi beceri gerektirmeyen işte 1500 oyro. öyle biliyorum. ortalama işçi maaşı daha yüksektir tabi.
    şimdi marketlerde, özellikle ucuz marketlerde o maaşın 0.8 birimi ile süt, 5 - 12 arası birimiyle et (ki 12 ny steak fiyatı), yaklaşık 4 birimi ile 1 kg frankfurter sosis, 1 birimi ile 1kg yoğurt alabiliyorsun. meyve sebze kabaca 1 5 arası. sensodyne diş macunu 1 3 aras . hani burada 10 15 olan. marketlerdeki alım güçleri bizim en az iki katımız.
    burada asgari ücret 1300 desek 39 aylık maaşınla alacağın clio symbole orada 8 aylık maaşınla ulaşabiliyorsun.
    üç beş hata vardır belki ama burada 50.000 birime alacağın araç orada 12.000 birim.
    daha akaryakıta, elektroniğe, dlğalgaza, elektriğe, faturalara falan girmedim.

    ah be babam. alacaktın o vatandaşlığı bize.
    neyse
    sonuç olarak
    https://youtu.be/stbs2ljsswq
  • türkiye'de yasayip yine de türkiye'yi övenlerden daha komik degildir.
  • - turkiye coh gucleniyor, egonomimiz ilk besde, almanlar bizi gisganiyor.
    - e gel o zaman memleketine
    - gelmem burada herbiseyim bedava, bugun hasta olsam almanya gapima helogopter gonderip beni hastaneye goturur.
  • türkiye’yi övenine bir şey diyemem ama bunların sabahtan akşama kadar almanlara ve almanya’ya küfür eden, nefret kusan versiyonları var.

    yaşadığım sayısız durumdan birisi; bir almanya seyahatinde kaldığım otelin önünde vale olarak duran bir adam var. telefonda türkçe konuştuğumu duydu, kendi kendine muhabbet başlatmaya çalışıyor. yok bu almanlar şöyle puşt, şöyle şerefsiz, alayı kansız piç bunların, karısını siktiriyor bunlar. sustum sustum, en sonunda dedim ya birader bu kadar mutsuzsan dön memleketine, adamlar seni zincire mi bağladı burada? kem küm ediyor, yok kurulu düzen bilmem ne.

    ben senelerce amerika’da yaşadım, sonunda bir konuda aileme yanlış yapıldı, hazmedemedim, içimdeki kızgınlığı bastıramadım, oradaki çevremin bütün destek ve telafi çabalarına rağmen o saatten sonra amerika’da kalırsam mutsuz olacağımı, kafamın rahat olmayacağını hissettim ve bütün düzenimi bozarak ülke değiştirdim. ha amerika’nın çok mu sikinde benim ne yaptığım? değil ama en azından ben orada yaşamaya devam edip “amerika’yı kötüleyen ama orada yaşamaya devam eden” insan pozisyonuna düşmek istemedim.

    ya yaşadığın yere uyum sağlayacaksın, sağlayamıyorsan, başka yere de gidemiyorsan çeneni kapatıp işine bakacaksın.