şükela:  tümü | bugün
  • almancıların çoğu köyünü bırakıp avrupa'nın göbeğinde yeni bir hayata yelken açmış ve maalesef okur yazarlığı bile olmayan(veya kısıtlı) anadolu insanlarıdır.

    akdağmadeni'nden münih'e gidip yaşamaya çalışmak sıkıntılıdır başlarda.

    cumhurbaşkanı'nın esip gürlemesiyle ezilmiş benliklerini tatmin etmeye çalışırlar.

    "dön çok seviyorsan" desen dönmez ama dışardan ülkenin ne kadar geliştiğini, adeta "çağ" atladığını sanır.

    içten içe de euro ve doların yükselmesinden keyif alırlar çünkü ceplerindeki paranın alım gücü yükselmiştir.

    en büyük zevkleri ise alman araçlarıyla köylerinde hava atmalarıdır.
  • eşşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir.
  • … yak gel bildiğin ne varsa
    sat gel, gözüm yok para bulda
    yalnız sanadır bu hasretim
    dön gel vaktimiz daraldı…
  • hergün tl/euro paritesini takip ederek biriktirdiği oyrocuklarla tr’de alacağı daire ve dükkanların hesabını yapıyordur. boş zamanlarında 1 euro’nun 10 tl olması için dua ediyordur.
  • avut kendini köylü he yaşanacak yer burası. almanın fakiri burada kral olduğu için tatile geliyor.

    yüzsüz almancidir.
  • şunları başlığa taşıyıp durmayınız. sonuç aynı. yiyip içip düşünmeyen insanlar. değişmezler de oranın güveninde oldukları sürece. arpaları kesilmediği sürece aynı olacaklar. bitti.
  • maalesef çoğunda karşılaştırma yapacak kadar beyin bile yok ezbere konuşuyorlar.
  • almaya'da asiri sagci partiler yukseliste bunlar yuzunden. yakindir cok sevdikleri ulkelerine ve liderlerine kavusurlar umarim
  • sırbistan dönüşü uçakta yan yana oturmak durumunda kaldım bunların biriyle. eskiden almanya'da türk olduğunu söyleyemediğini ama artık türkiye'nin itibar kazandığını bu sebeple göğsünü gere gere türküm diyebildiğini anlatıyordu.

    hangi pasaportla uçağa bindin dedim. alman pasaportunu gösterdi.
  • türkiye’yi övenine bir şey diyemem ama bunların sabahtan akşama kadar almanlara ve almanya’ya küfür eden, nefret kusan versiyonları var.

    yaşadığım sayısız durumdan birisi; bir almanya seyahatinde kaldığım otelin önünde vale olarak duran bir adam var. telefonda türkçe konuştuğumu duydu, kendi kendine muhabbet başlatmaya çalışıyor. yok bu almanlar şöyle puşt, şöyle şerefsiz, alayı kansız piç bunların, karısını siktiriyor bunlar. sustum sustum, en sonunda dedim ya birader bu kadar mutsuzsan dön memleketine, adamlar seni zincire mi bağladı burada? kem küm ediyor, yok kurulu düzen bilmem ne.

    ben senelerce amerika’da yaşadım, sonunda bir konuda aileme yanlış yapıldı, hazmedemedim, içimdeki kızgınlığı bastıramadım, oradaki çevremin bütün destek ve telafi çabalarına rağmen o saatten sonra amerika’da kalırsam mutsuz olacağımı, kafamın rahat olmayacağını hissettim ve bütün düzenimi bozarak ülke değiştirdim. ha amerika’nın çok mu sikinde benim ne yaptığım? değil ama en azından ben orada yaşamaya devam edip “amerika’yı kötüleyen ama orada yaşamaya devam eden” insan pozisyonuna düşmek istemedim.

    ya yaşadığın yere uyum sağlayacaksın, sağlayamıyorsan, başka yere de gidemiyorsan çeneni kapatıp işine bakacaksın.