şükela:  tümü | bugün
  • basta sadece akli evvellik diye baslayan bu rahatsizlik(??!!) daha sonra bagimliliga donusur; kisinin yapisi ve psikolojisi ile ilgili olarak iki sekilde ortaya cikar:
    1.cocuk anne-babasi ve ogretmenleri vasitasiyle bir duzenin ve kurallarin icine itilir, boyle davranmasi saglanir ancak cocuk turk ya zekidir ve sorgular durur bu baglamda "bu sirayi niye bekleyim?", "bu isin bi kolayi yok mu?", "kopya cekmenin ne zarari olur?", "son gunden sonra getirsem sular kesikti" seklinde dusunur ve olaylar gelisir...
    2.cocuk anne-babasi ve ogretmenleri vasitasiyle bir ingiliz, bir alman kadar kurallara uyucu sekilde yetistirilir, eger kendiliginden uyumlu * bir kisilige sahipse bu kurallara sorgulamadan karsi cikmadan uymaya devam eder fakaaat bir gun gelir ve sirada hep onune gecilmesinden o derse calismadigini soyleyen ve kendisini oynamak icin ayartan arkadasinin daha once sular seller gibi calisip kendinden iyi not almasindan verdigi hic bir borcun geri donmemesinden vs. bikar ve artik o da yasadigi topluma uyum saglar; yalan soyler, sira tanimaz, kural tanimaz, ayni arabayi komsusundan daha ucuza kapamaya calisir, bir mal alacakken kotuleyerek degerini dusurmeye, yanik boregi baskalarina birakmaya calisir...
    her iki sekilde de toplumdaki yetiskin bireyler akli evvelolur zamanla, hayat sartlari....
  • bin yılı aşkın bir süre ile kaygan, kaypak ve cıvımış ortadoğu coğrafyasını paylaşmanın yarattığı pratik zekanın yan sonuçlarından biridir. bu aklı evvellik sayesinde ortaya çıkan pratik olma ve sorunlara anında çözüm üretme işi; bireysel etki olarak faydalı olsa ve günlük yaşamı kolaylaştırıcı gibi görünse de, genel olarak bütünün yaşamı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur. türkleri diğer tüm milletlerden ayıran en temel özellik paralel düşünmeye olan yatkınlıklarıdır. bu yatkınlık gizli bir ortak bilinç olarak günlük yaşama sızar. aslında bu durum, dış tehlike boyutunda eşine ender rastlanan kıymetli bir milli haslet olmakla beraber, tehlikenin olmadığı dönemlerde gerileten ve tembelleştiren bir özellik arz eder. bu noktada türkler hiperaktif çocuklar gibidir. karşılaşılan hemen her olay anında herkesçe özümsenir ve değerlendirilir. karşılaşılan ne olursa olsun hiç fark etmez. türk insanı yeniliğe yabancı değildir, paniklemeden içten gelen bir uyumluluk hali ile olayı kapar ama onu yaşatamaz, ilerletemez veya en azından güncel tutamaz çünkü süreklilik duygusu zayıftır. bu noktada ortak bilinci oluşturan ayaklı gazete sistemi türk insanını hemen yönlendirir ve esir alır. bir türk bir şeyi akıl etmişse veya bir şekilde edinmişse emin olmalıdır ki komşusu da aynı şeyi akıl etmiş veya edinmiştir. burada sistematik bir sorun vardır. yani herkesin şef olduğu bir sistem devrededir. hemen herkesin bir çözüm planı ve uygulama haritası vardır. bu durum özünde kaos doğurduğu için ilerleme sağlanamaz. zaten temel bünye hiperaktif olduğundan kısa sürede de o konu gündemden düşer. halbuki türklerin salak olarak addettiği milletlerde halkın pratik zekası belki pek yoktur ama yönetim kademesi iyi seçilmiştir. o nedenle kahvenin sıcak olacağını algı edemeyen veya kullanma kılavuzu olmadan buzdolabını açamayan insanlar, türk insanından hem çok daha iyi koşullarda yaşarlar, hem de tüm dünyada saygı görürler. gereksiz ayrıntıda boğulan türk insanı da tıpkı batı insanı gibi hayatın basit ama gerçek sorunlarına dayalı bir yaşama hazırlansa ve asgari saygı tüm bünyelere aşılanabilse; aklı evvellik sıralamamız, otomatik gazete makinesinden beleş gazete kapmaktan çok daha ileri bir boyuta taşınacaktır. (bkz: batı avrupalıların kıvrak zeka eksikliği), (bkz: türklerin tüm amerikalıları salak sanma sebepleri)