şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu konu son zamanlarda ciddi ciddi taktigim bir olgu oldu. aslinda hic böyle kaygilarim da yoktu, taa ki alman forumlarinda ab baglaminda türkiye karsitlarina laf yetistirmeye calismaya baslayana kadar, ne güzel her almanin argümanini bir sekilde cürütüyordum ki, günün birinde adamin biri cikip sunu demez mi: peki güzel kardesim, siz avrupa uygarligina felsefi anlamda nasil bir katki yaptiniz? kimi cikardiniz? biz, tamam hitler gibi bir utanc abidesini de cikardik, ama onun yani sira kant, feuerbach, hegel, marx, weber ve adorno da bizden demez mi? ben de, eh o da bir sey mi, biz... dedim ve kaldim orada ve aklima seyh bedrettin ve varidat'indan baska hic bir kimse gelmedi, gelemedi ve halen de gelemiyor...
    baktim ki bu is böyle cözülecek gibi degil, bu sefer de düsünmeye basladim, adam hakli, bizden filozof cikmiyor, gerci litvanyali filozof da pek duymadim, ama soru bu degil, soru neden türklerden filozof cikmadigi...
    bu konu hakkinda biraz düsündügümde hepsi elestiriye acik su sonuclara vardim:

    müslüman halklardan genelde filozof cikmaz, cünkü felsefe her seyden önce süpheciligi beraberinde getirir, incil gibi ölümlü insanlarin yazdigi ve yoruma acik bir kutsal kitabin tersine kuran gibi dogrudan tanri sözü olan ve dünyevi bir cok seyin hic bir kuskuya yer birakmayacak bir bicimde tanri tarafindan düzenlendigi kutsal bir kitaba sahip olan halklarin süpheciligi bu fenomenden süphelenenlerle sinirlidir, bunlar da bir sekilde öldürülmek veya dislanmak suretiyle giderilir. nasil olmussa cikan filozoflar da, ya bunu bir sekilde kurana ve islama uydurmustur veya bir sekilde ortadan kaldirilmistir. mesela, ibni haldun bol bol kurana basvurmak suretiyle bir sekilde pacayi kurtarmistir, ama en el hak ögretisinin sahibi el hallac ki, yeni platonculugun plotinos yorumunu islami sosa büründürmekten baska felsefeye fazla da bir katkisi yoktur, derisi yüzülerek saf disi edilmistir.

    köken itibariyle dogu halklarindan biri olan türklerde, sosyolojik bir görüngü oldugu üzere tüm dogu halklarindaki gibi basbugun, yani yönetim mekanizmasinin en tepesindekinin yüceltilmesi ve ona karsi kosulsuz itaat duygusu hakimdir (veya hakim idi). mezopotamya toplumlarinda tarima gerekli su ihtiyacinin karsilanmasi icin toplumsal düzenegin denetim altinda tutulma gereksinimiyle aciklanan bu olgu, türklerde göcebe toplumun varliginin devami ve yeni yagma ve göc alanlarinin yaratilip, boyun bekaasini saglama ile gerekcelendirilebilir. bu basbuga itaat olgusu türklerin basbug, kagan, sultan, önder zinciri icerisinde basbug ve devamindakilerinden farkli düsünenlere ve düsüncelere hosgörü ortalamasini en aza indirgemistir.

    tabii asil büyük ve yikici füzyon basbug yüceltmesini zaten kafalarinda tasiyan türklerin, bir de tanri sözü kitaba sahip müslümanlarla karsilasmasi ve islami kabul etmeleriyle yasanmistir. öyle bir sosyokültürel alan düsünün ki, tanrinin buyurduklari zaten kuranda ve hadislerde fazlasiyla var, olmayanlar da kosulsuz itaat edilmesi gereken sultanin fermanlariyla acikliga kavusuyor. eh artik sikiysa felsefe yapin, kurandan, sultanin veya önderin fermanlarindan, yasalarindan süphelenin, gercek dogruyu arayin ki, az gidip, uz gidip, dere tepe düz gidip bir arpa boyu yol alamadigimiz sivas'ta yanan canlarla suratimiza bir samar gibi vuruyor.
  • meshur bir hikaye vardir. horoza sorarlar "tavuk mu yumurtadan cikar yumurta mi tavuktan" diye. horoz da "kardesim ben sikerim, polemige molemige de girmem" der.

    biz polemige girenlere filozof, girmeyenlere ise horoz diyoruz. turkler ise polemige girmeyi pek sevmezler. bazen yanlis bile olsa kisa yoldan sonuca gitmek, insiyatif kullanmak turklerin en belirgin ozelligidir. evet efendim cikmaz turklerden filozof falan...
  • peygamber gönderilen ırkların mübarek değil, bilakis sapıtık olduğu mantığından yola çıkarsak dötümüzü kaldıracak bir hadisedir. evet. çok akıllıyızdır. o yüzden birinin çıkıp bizim yerimize düşünmesine gerek yoktur. çünkü öyle bir ihtiyacımız yoktur.

    (bkz: al işte)
  • eski bir türk yazarı bu durumu açıklamaktadır:

    (bkz: dusun dusun boktur isin)
  • (bkz: #5334944)
  • ilk türk filozofu alisto ve bir diyaloğu..:

    - abi çok anlamsız yaşıyosun.. hayatına bi anlam yükle.. böyle boş boş savrulma..
    - sus lan yarram.. felsefe yapma bana..
    - peki..
  • hayati ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylerin (toplumların) düşünmeye fırsatı yoktur.
  • tek tek sıralamaya kalkarsak altından kalkamayacağımız kadar çoktur bu nedenler. lakin daha basit bir çözüm yolu mevcuttur; bütün bu nedenlerin temelini oluşturan zihniyet açıklanabilir. kocca bir zihniyeti açıklamak ise sanıldığı kadar zor olmayacaktır. söz konusu toplumun hayatını binyıllardır oradan oraya sürükleyen zihniyet, iki temel argümanda tüm çıplaklığıyla ortaya konmaktadır:

    1. icat çıkarma!
    2. hayırlısı...

    evet efendim, işte bu iki argümandır ki bugün türklerden filozof çıkmamasının, türkiye'nin şöyle veyahut böyle olmasının, türk insanının şu ya da bu biçimde davranmasının temelinde yatan her şeyin açıklamasıdır esasında.

    sosyologlar, filozoflar, siyaset bilimcileri, iktisatçılar, vesairler yazıp dursunlar tuğla gibi kitapları; türk insanı ve türkiye'nin durumunu bu iki laf kadar açıklayan hiç bir metin okumadım ben ahir ömrümde.
  • iki nedeni vardir efendim, birincisi feodal duzenin eksikligidir.

    sosyal evrim surecinde, zorlama olmadan hicbirsey olmaz. simdi hem feodal yapi eksikligi itibariyle bir rekabet ortami sozkonusu degil, hem de sartlar mevcut yonetimi ve duzeni zorlamayi gerektirmiyor. ornegin kilisenin baskisinin, ozgurluklerin kisitlanmasinin ve ekonomik zorluklarin dayanilmaz boyutlara ulasmasi avrupada bir gelisimi tetiklemistir. (tabii denizciligin ilerlemesi ve kolonizasyon gibi yardimci etkiler de mevcut, burada iki satirda tum dunya tarihini ozetleyemeyiz)

    bakin zamaninda osmanli topraklarini gezmis az sayidaki yabanci tarihcinin gozlemlerinde hep ayni nokta goze carpar: "orient, zamanin durdugu bir yerdir". hakikaten de zaman durmussa, karnim tok, altim kuru keyfim yerindeyse, kim niye dusunsun? (bkz: amerika birlesik devletleri)

    ama dikkat edin, tek savunmasi bu olan kisi, yunanistandaki felsefi gelisimi aciklayamaz. bu baglamda sanirim ikinci ana neden, "zamanin durdugu" osmanlidan once, turklerde sehir kulturunun olmayisidir. sehircilik olmayan hicbir yerde, mistisizmden ote adamakilli bir felsefe gelisemez. en azindan batili anlamda, gocebe kulturu dusunmek icin uygun degildir. [edit: yunan sitelerindeki ilk filozof thalesin mo 6.yy dogmus olmasina karsin, 1100 yilina kadar alfabesiz ve sehirsiz yasayan ruslardan o zamana kadar hic adam cikmamis olmasi ve 18.yya kadar da (kultur merkezi st petersburgun kurulusu) ancak tek tuk adam cikmis olmasinin nedeni budur.] sehirlerin onemi hayatin karmasiklasmasi, insanin daha az hayvani bir yasam surmeye baslayip, her daim ekonomik olmasa bile en azindan entellektuel olarak ufkunun acilmasidir. yani, demin de bahsettigim gibi, dusunmeye zorlanmasidir.

    platon, felsefe merakla baslar demis. merak ise ne yazik ki cogu zaman zorlama olmadan olmuyor.

    denizin buz gibi soguk sularindan seneler sonra gelen edit: -semensima demis ki antik yunan filozoflarının üst tabakadan oluşunu açıklamıyor bu sehircilik ve zorlayicilik kombinasyonu. kölelerin ruhu var mı yok mu diye tartışan insanlardır bunlar nihayetinde. izahatım filozofun doğuşunu değil aydınlanmanın doğuşunu açıklar.
  • filozof denilen zat-i muhteremler, prensip icabi guzel bir kadin gorduklerinde kadini degil de ona bakan erkekleri inceleyen kisilerdir (bkz: #6480051).. bizde nice filozof adayi gence bu ugurda ibne damgasi vuruldugundan, genclerin cesareti kirilmistir.. gerek bu nedenden, gerekse guzele bakmak sevaptir diyen bir cedde sahip oldugumuzdan turklerden filozof cik(a)mamistir..