şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ben turizmciyim. 14 senedir bu sektörde çalışıyorum. son 3 senedir de günde ortalama 3000 kişinin geldiği, 15-17 farklı ülkelerden gelen insanların bir arada bulunduğu bir tesiste çalışıyorum. emin olun, insan farklı kültürler, farklı ülkeden insanlar görünce gereği daha iyi anlıyor. neyse, çalıştığım tesiste hem misafir ilişkileri hem de indoor sales departmanlarının uzmanıyım. hiç unutmam, bir alman aile gelmişti (anne,baba ve 2 çocuk), tesiste yapılacak aktiviteleri seçecekler. 12 yaşındaki büyük çocuk beni kenarıya çekti, bana "babam bu tatil için çok çalıştı, annem ile çok kavga etti, sonucundan bu tatile geldik. hem babamı zor durumda bırakmayacak hem de bizi ve özellikle kardeşimi mutlu edecek bir paket sunabilir misin bize?" diye sordu bana. bildiğin 12 yaşındaki çocuğun karşısında şoke oldum. yani karşımda -eski sistem ile- başbakan olsaydı (ki onu bile daha az ciddiye alırdım) ancak o kadar ciddi olurdum. ben o çocuğun gözlerinde sorumluluğu, daha doğurusu kendi ülkemizdeki sorumsuzluğu gördüm. yarım saat sonra türk bir aile geldi. bir anne, bir baba ve bir çocuk. çocuk heyecanla "baba bunu yapalım, anne bunu yapalım" diyordu heyecanla. sonra babası "sen karışma oğlum ne anlarsın" diye bir kelime duydum. aynı saat içinde iki farklı kültür, iki farklı yetiştirme tarzına şahit oldum. bu spesifik bir örnek olabilir ancak çok çarpıcı bir örnektir. bizim çocuklarımıza öğretemediğimiz en önemli şey (bkz: özgüven)dir. bunu çocuklarımıza aşıladığımız gün, her şey daha güzel olacaktır diye düşünüyorum.
  • dersler nasil ? para lazimi ?
  • çok sıcak evden parka çıktım. yalnız başıma oturup etrafa bakıp bir iki şey okumak istiyorum telefondan.
    3 yaşında bir erkek çocuğu yanında herhalde 4 yaşında bir kız çocuğu oturuyor.
    bankın arkasında çimlerde oturmuş bir dolu anne var.
    çocuğun elinde kocaman bir telefon son ses saçma sapan 8 bit gibi bir ses böğürüyor telefonda.
    annesine gidiyorum diyorum:
    _ biraz sesini kısar mı çocuğunuz?
    + neden biz rahatsız olmuyoruz.
    _ bakın siz alışmış olabilirsiniz. evden sesten kaçtım. biraz huzur içinde oturmak istiyorum.

    bu da böyle bir tartışma işte. otobüste yanındaki komikli video izler. parkta küçük çocuk boyu kadar saçma sapan şeyler. kameralı bağlantı ile her yerde diyaloglara maruz kalırsın.

    bilmiyorum belli ki benim bu eşiği aşmam gerek belki de. fakat bu şekilde büyütülen çocuktan bir bok olmaz. benim de kızım var biri gelse uyarsa bı tip şeyden ben özür diler utanırım herhalde.
  • üniversitelerde kürsüsü olan bir konuda halktan mucize yaratmasını beklemenin yaratacağı ruhsal sarsıntı.
  • çocuğu özgür yetiştirmeyi yanlış anlıyoruz. o sizin özgür yetiştirme anlayışınız çocuğu aile terbiyesinden yoksun büyümesine sebep oluyor. 3 yaşında çocuğun eline ipad verip "aleynasu ne kadar da zeki" diye böbürlenmeyin. çocuğunuz zeki değil ilgisiz.

    çocuğunuza topluluk içerisinde nasıl davranması gerektiğini öğretin lütfen. kimse sizin viyak viyak bağıran şımarık çocuğunuzu ve onun elinde son ses açık çizgifilmi dinlemek zorunda değil.
  • anne babalar çağdaşlaşma derdinde olduğundan bu bilgileri internetten araştırıyor. halbuki bu tamamen alaylı olunarak öğrenilecek bir meslek. yani herşeyi ben bilirim deyip kendi atanızı uzak tutarsanız o yetiştirdiğiniz çocuklar ya toplumdan yer tokadı ya da zamanları gelince bizi tokatlarlar. ülken nasılsa öyle olman lazım sen ne batılısın ne doğulusun bu yüzden hibrit sistem uygulaman lazım. annelik kursuymuş. anne babası yaşamayan veya uzakta yaşayanları tenzih ederim.