şükela:  tümü | bugün
  • aslında tam olarak "konuşamaması" demek istemiyorum çünkü bence durumumuz o kadar da kötü değil, ortalama bir avrupalı kadar konuşur bizim millet de, ama daha uygun bir şey bulamadım "konuşamaması"demek dışında. meramıma geleyim.

    şimdi bizim millette yine bir sorun var, birbirimizi itin götüne sokmayı acayip seviyoruz. derler ya "türk'ün türk'ten başka dostu yoktur" diye, komple yalan. bizim insanımız herhangi başka bir ülkenin vatandaşından daha çok köstek oluyor kendi ülkesinin vatandaşına. meşhur fıkra var ya, cehennemde her ülkenin bir kazanı varmış içinde sıcak kaynayan yağ olurmuş günah işleyenler bu kazanlarda cezalandırılıyormuş. kazandan kafasını çıkaranları zebaniler kafasına vurarak geri kazana sokuyormuş. baş zebani bir bakmış diğer kazanlarda herkes çıkmaya çalışıyor ama türkiye'nin kazanından kimse kafasını bile çıkarmıyor baş zebani zebanilerden birini çağırmış ve sormuş, niçin türkiye'nin kazanından kimse çıkmıyor yoksa orda günahkar yok mu? olmaz mı, ama çıkmaya çalışanı alttakiler geri çekiyor...

    bizim ülkenin durumunu çok iyi özetleyen bir şey bence bu. birbirimize bir damla faydamız yok. ingilizce de bunlardan biri işte. nerede ingilizce konuşan bir türk görsek, aksanında, gramerinde, telaffuzda bir hata bulup dalga malzemesi yapıyoruz. ülkede bir kompleks, bir kendine güvensizlik var sonuç olarak. sanki bütün dünya harika ingilizce konuşuyor, herkeste ingiliz aksanı var, bir bizde yok. en garibime giden durum da her ingilizce konuşanı değerlendirmek zorunda hisseden bir toplumumuz var maalesef.

    (bkz: nuri bilge ceylan ingilizcesi)
    (bkz: haluk bilginer ingilizcesi)
    (bkz: ilber ortaylı ingilizcesi)
    (bkz: fatih terim ingilizcesi)
    (bkz: cem yılmaz ingilizcesi)
    (bkz: recep tayyip erdoğan ingilizcesi)
    (bkz: ibrahim tatlıses ingilizcesi)
    (bkz: yılmaz erdoğan ingilizcesi)
    (bkz: tuncay şanlı ingilizcesi)
    (bkz: buse terim ingilizcesi)
    (bkz: ferman akgül ingilizcesi)
    (bkz: burak erdoğan ingilizcesi)
    (bkz: bilal erdoğan ingilizcesi)
    (bkz: ali ismail korkmaz ingilizcesi)
    (bkz: okan bayülgen ingilizcesi)
    (bkz: kıvanç tatlıtuğ ingilizcesi)
    (bkz: abdullah gül ingilizcesi)
    (bkz: arda turan ingilizcesi)
    (bkz: akif beki ingilizcesi)

    hepsini yazamadım da ekşi sözlük'te açılanlar bunlar. değerlendirmeyi bırakın olm artık, iyi ya da kötü, siktir edin. konuşun sadece bir şekilde. bir ispanyol, bir fransız yeminlen senle aynı, belki de daha kötü konuşuyor. sürekli değerlendirilme korkusu, alay edilmek yüzünden millet ilerlemiyor lan yıllardır. 15 yıl ingilizce öğrenip konuşamayan tek millet biziz valla.
  • olsa olsa öğrenmemek olabilir. öğrendikten sonra gayet güzel konuşabilirler. aksanı da emin olun ne dediği hiç anlaşılmayan fransız,yunan,hintli vesaireden daha iyi olacaktır. bir kere bizim "ş", "ı", "ö" ile bir alıp veremediğimiz yok çünkü. "th" sesine çalışalım yeter.**

    edit: almanların telaffuzları iyiymiş o nedenle onları çıkarttım. tururo'ya teşekkürler. ykyt de aynı fikirde.

    edit2: yok yok, berbatmış, almanlar ingilizceyi neredeyse almanca konuşur gibi konuşuyorlarmış. lazysusan'a teşekkürler.
  • hocam bi de bülent ecevit ingilizcesi var. ben bu efsane ile büyüdüm. ancak başbakanlığı döneminde konuşurken gördüm şoke oldum. ( ben de konuşamıyorum)
  • asaletindendir.
  • tek sebebi öğretmen kalitesinin düşük olmasıdır.

    ingilizce dersine giren öğretmen ingilizce bilmiyor ki ingilizce öğretsin. ingilizce konuşamıyor, dersi türkçe anlatıyor, derste ingilizce konuşmak yok ki, herşey yazılı, öğretmen ezberlediği gramer konularını tahtaya yazıp sınavda yazılı olarak soruyor. sonra ingilizce öğretmeniyim diye geçinen bazı öğretmenlerin ingilizlerle ancak tercüman vasıtasıyla konuşabildiğine şaşırıyoruz.

    tercüman olmadan ingilizle konuşamayan öğretmeni ayıplamıyorum çünkü onun ingilizce öğretmeni de ingilizce bilmiyordu. şimdi onun ingilizce öğrettiği çocuklar da ingilizce konuşamayacak. bu bir döngü.

    bu döngü nasıl kırılır? kpss boku yerine ingilizce öğretmenlerinden toefl veya ielts belgesi isteyeceksin bu kadar basit. illa kpss yapacaksan hobi olarak yine yap ama kpss'ye ek olarak ielts veya toefl iste. ama kaç milli eğitim bakanı değişti ama bunu akıl eden çıkmadı. ingilizce bilmeyen adamı ingilizce öğretmeni yaparsan kimseye ingilizce öğretemezsin.
  • başlangıç seviyesindeyken eşin dostun bilimum bütün türk insanının dalga geçmesidir. net.
  • en ana sebep pratik eksikligi olabilir. ingilizce'nin dilbilgisi kisminda ortalama olarak problemli bir millet oldugumuzu sanmiyorum. hatta belki de isin uzerinde adamakilli durulan tek taraf bu. ama egitim dili ingilizce olan, turkiye'nin en onde gelen bazi universitelerindeki tecrubelerime gore** bazi insanlarin ingilizce'den ocu gibi korktuklarina sahit oldum. cekinerek, "hoca dersi ingilizce anlatsa", "yorumumu alsinda turkce yapsaydim cok sahane olacakti" vs. diyerek dilinizi gelistirmenize imkan yok arkadaslar. boyle davrananlar dilin ancak okuma-yazma kisminda basarili olabilir ama asil iletisim gerektiren konusma, kendini ifade etme kisminda maalesef yari yolda kalir. zira soyle bir turkiye gercegi var, anlıyorum ama konuşamıyorum. sen hem anla, hem konus kardesim, en guzeli o. bunun da cozumu basit: her firsatta pratik yapmak.

    (bkz: eğitimi ingilizce olan okullarda türkçe sorunsalı)