şükela:  tümü | bugün
  • insanı kibarlıktan soğutur.
    ben istiyorum ki sabah minibüse bindiğimde günaydın diyip gülümseyerek paramı uzatayım, birine yer verdiğimde gülümseyerek teşekkür etsin, bebek arabalı bi kadına kibarlık yapıp yardımcı olunca 'tbi ki ypcksn çnk bnu bn çkrdm slk' modunda olmasın, taksiye bindiğimde hal hatır sorayım, gelen kuryeye iki çift laf edeyim.
    ama olmuyor.
    gülümsediğin minibüsçü iş atıyorsun sanıyor.
    yer verdiğin insan 'tbi ki bnm hkkm çkl şrdn bee' modunda ağzına kirli çorap sokmuşum gibi bi ifadeyle götünü yerleştiriyor.
    bebek arabalı terörü zaten lanet bi şey, bi çocuk doğurdu diye kendisini piremses sanan etrafındaki herkesi de kendi etrafında dört dönmesi gereken köleler sanan insanlar çoğu.
    hele taksiciler,azıcık güler yüz gösterirseniz size it gibi davranıp 8 kere dolaştıracak kadar salak olduğunuzu sanıyorlar.
    kuryelerle ilgili zaten hala hiç hoş şeyler hissetmediğim için pek mümkün olmuyor.

    bu örnekleri yazar sabaha kadar çoğaltırım.
    bu insanlar it gibi davranılmaya o kadar alışmış ki, insan gibi davranan birini görünce hemen it gibi davranmaya başlıyorlar.
    sonra bu insanlar neden bu kadar suratsız. ulan gülmeyi o kadar seven, tanıdığım tanımadığım herkese gülümseyip hal hatır sorabilecek bi insanım, ama bu yüzden yanlış anlaşılmaktan ya da salak yerine konmaktan bıktım.

    mağazalarda açtığım kıyafetleri katlar tekrar yerine koyarım, ve o suratsız tezgahtar minnettar olacağına gelip atarlı hareketlerle açıp tekrar topluyor böyle çarpa çarpa.
    olm siz hayırdır?
  • gerçekten bıktım usandım her gün aynı kalıp bi sürü orospu çocuğu ile uğraşmaktan.

    kantinde sıra bekliyorum, çay almak için. adam o kadar insanın gözünün içine baka baka öne geçiyor, çay istiyor. "beyefendi sırayı görmediniz galiba, biz sıradayız" diye nazikçe uyarıyorum primitif, evrimini tamamlayamamış, hayvan desem hayvana hakaret olacak bu orospu evladını bana diyor ki "çay alıcam, ne sorun yapıyorsun". sanki o sadece çay alacak da ben suriye sorununu çözeceğim. 195 lik boy pos sağolsun sadece biraz yüksek perdeden (hala hakaret ve tehdit etmeden) net ve sert bir şekilde tekrar uyarınca aynı et yığını anında geri vites yapıyor ve sırıtarak diyor ki "tamam o kadar önemliyse geç sen al". sanki lütfediyor varlığı, genetiği, uzayda kapladığı alan tamamen ziyan olan bu yaratık. sanki sadaka veriyor. sanki istese kendi zorbalıkla hakkımı yiyebilir ama hadi neyse bu seferlik affediyor beni, sıramı bana bağışlıyor. ben eminim gözü kesse beni dövmeyi, daha minyon bir adam olsam ya da kadın olsam işi kavgaya kadar götürecek. çünkü orman kanunuyla yaşıyor. uyaran adama bakıyor "bu beni döverek öldürür" deyip anında geri vites yapıyor. başta kibar girmeyip yakasından yakalasam "sıraya geç yoksa çaydanlığı götüne sokarım senin" desem, ilk baştaki o cevabı da veremeyecek pardon görmedim falan deyip kaçacak.

    hastaneye aracımla girmek için kapıdaki araçların güvenlik kontrolünü bekliyorum, yandan bi taksici orospu çocuğu o kadar bekleyen aracı geçerek burnunu önüme sokmaya çalışıyor. camı açıp "napıyorsun, görmüyor musun o kadar insan bekliyor sen neden öne geçiyorsun" dediğinde sanki ben medeniyetin gereği olarak değil korkak, pısırık, ezik biri olduğum için kibar konuşuyormuşum gibi bağırarak "ne var lan, çok konuşma geç" diyor ve araçtan iniyor beni dövecek sözde. çünkü aracın içindeyken görünmüyor fiziğin nasıl. ben de araçtan inince hassiktir çekip "ben öne geçmedim ki, bekleyecektim orada ehi" diyor ve u çekip hastaneye girmekten vazgeçip kaçıyor neme lazım dayak falan yerim diye. halbuki bilmiyor fiziksel bir tehdit oluşturmadığı sürece kendisiyle angajmana girmeyeceğim (o da savunma amaçlı). çünkü kendi boyu 165 olmasa, bu kadar boylu poslu güçlü olsa herkeslerle anında kavga edecek. çünkü orman kanunuyla yaşıyor.

    bu kadar küçük olaylara normalde "ya sabır" der güler geçerim ama her gün bunun gibi sürüyle gelişmemiş et yığınının her alanda benzer şekildeki tavrını görünce yoruluyorum. mecburen kibarlığı, hoşgörüyü göz ardı etmek durumunda kalıyorum. bu kadar bozuk toplum sanırım bir tek araplarda var.
  • burç doğu isimli bir elemanın şöyle bir tweeti vardı "senin rahatsizlik olmasin diye sessizce gectigin yerden baskasi trompet calarak gecince, sende trompet otturecek nefes yokmus saniyorlar."
  • bir tek benim başıma geliyor herhalde derken imdadıma yetişmiş başlıktır.

    en son geçen pazar akşamı başıma gelen hadiseyi anlatayım. altıya doğru ders verdiğim kurstan çıktım, beş ders üst üste anlatmanın üstüne yorgunum, eve gideceğim. önceki akşam da bitişikteki mağazadan çorap almıştım, rengi içime sinmedi ambalajıyla duruyordu öyle, değiştireyim geçerken diye girdim. bir tezgahtar kız var, 18-19 yaşlarında, bir de kasada 30'larında olduğunu tahmin ettiğim, belki de yaşı benden küçük bir kadın. ben de ufak tefek bir insanım ya adam yerine koymuyor herhalde (bkz: teallam). neyse girdim, güler yüzle merhaba iyi akşamlar dedim, dün aldığım çorabı siyahıyla değiştirebilir miyim acaba, açmadım ambalajını diye totalde 2 saniye süren bir izahat verdim ki kadın bana "hanfendi fişiniz!" diye çemkirmesin mi. hani böyle "kes lan tatavayı fişini göster" der gibi bi tavır iyi mi... tabii dedim, sırt çantasından cüzdanı çıkardım fişi verdim hemen. ama bunda bir afra bir tafra. bu arada 18-19 ya da belki daha küçük olduğunu sivilcelerinden tahmin ettiğim ergen kız da kadınla kaş göz yapıp kıs kıs gülüyor. bir yandan da elinin ucuyla çorabı kasaya atıyor. resmen taşak oğlanı etti ikisi beni anlamadığım bi sebeple. bu arada mağaza da bomboş. hadi desem müşteriden başları kalabalık, öyle de değil.

    bunda ne var demeyin bazen öyle anına geliyor ki insana koyuyor. ciddi ciddi düşündüm kıyafetimde bir acayiplik mi var, yüzümde mi bişey var, yanlış bir şey mi söyledim diye. tahminim kola takılan devasa kadın çantası yerine içine kitap defter koyduğum sırt çantası taşıyor olmam ve dağdan inmiş ayı gibi değil de insan gibi konuşuyor oluşum dalga konusu etti beni o gün. e be kardeşim bir tek sen mi çalışıyosun? ben de ne biçim yorgunum ama sana düzgün davranacak kadar insanlığı muhafaza edebiliyorum.

    hadi kasada duran hayatından bezmiş kadını anlarım da, 18-19 yaşında gencecik bir insan, müşteriyi geçtim hiç tanımadığı birine sırf derdini kibarca izah etti diye nasıl küstah küstah, dalga geçer gibi davranır, niye böyle bu çözemedim. normalde kendi içimde küfür dağarcığı da geniş bir insanım aslında. tek sıkıntı sesli söyleyememem herhalde.
  • hayatım boyunca sıkıntısını her alanda çektiğim oldu. türkiye'de kibarlık eşittir enayiliktir demek.

    çok fazla örnek var ama son dönemde yaşadığım bir şey var.

    yer: istanbul - bursa otobüsü

    serkov otobüsün orta kapısının olduğu koltukta yani hemen buzdolabının arkasında oturmaktadır.

    muavinden su istedim ve bana şunu söyledi:
    - abi şimdi servise çıkıyorum sana geldiğimde su vereyim.
    -tamam.

    bu sırada hemen arka koltukta oturan kabalar kabası bir çomar tüm hayvanlığıyla su ister ve muavin ona su verir.

    o sırada servis hazırlığına devam eden muavine çomar kişisi bardağını uzatır ve anlaşılmaz bir dilde bir şeyler söyler. muavin anlayamayıp bardağı çöpe atar ve çomar şöyle devam eder.

    seni skerim ha, öleyim lan burda susuluktan it! su istiyorum sen bardağımı çöpe atıyorsun. senin ananı... (ciddiyim böyle küfürler)

    muavine o sırada gerçekten çok üzüldüm (hala uzuluyorum ne mal adamım ben de)

    muavin adama suyu uzattı ve küfür etme abi vs. falan hala ezilip büzülüyo.

    muavin servise başladı. sıra bana geldiğinde çay ve su istedim (hala su içemeim amk)

    muavin çayı uzattı ve abi su bitti servis bitince ben sana getireyim.

    tamam kardeşim dedim ve gitti.

    arkamdaki çomar'a sıra geldiğinde adam su istedi ve bizim muavin geri dönüp dolaptan su aldı adama götürdü.

    artık dayanamayıp elinde suyu görünce tekrar istedim de haa evet abi dur sana da su vereyim dedi.

    işte gördün sevgili sözlük. anasını bacısına saydırmadığım için su içemediğim bir otobüs yolcuğu. sonra neden halkına uzaksın diyorlar. çomarı ayrı dert, eziği ayrı dert ben napayım söyle sözlük.
  • minibüste bir teyzenin "evladım, rica etsem müsait bi yerde indirir misin?" sözü üzerine şoförün "ne yalvarıyon teyze, indir! de indirelim" demesini aklıma getirmiştir...
  • sirf turklere ozgu bir huy degildir. genellikle sosyal hayatta kendini yeterince ifade edemeyen, azicik da asagilik kompleksi olan tum insanlar, kendilerine azicik adam gibi davranip kibarlik eden insanlari gorunce hemen kendilerini birsey zannedip, karsilarindaki insanin kibarligini eziklikle karistirip, ust perdeden cevaplar verirler. karsilarindaki kisinin kibar davranmasi nedeniyle, kendilerine tabi oldugunu dusunurler, o yuzden kibarlik edenin tepesine cikarlar. hazimsiz insan davranisidir.

    (bkz: ukteydim doldum)
  • para üstü alan adam teşekkür etti diye "fazla mı verdim yoksa para üstünü" diye geri alıp para üstünü tekrar sayanı bilirim ki, gerçekten böyle bir huy vardır..
  • son derece kibar biri olmama rağmen karşıma kibarlığımdan anlamayan biri çıkınca birdenbire tarzımı, ses tonumu değiştirip, onun anlayacağı dilden konuşarak, çözebildiğim konudur.

    misal ben taksiye biner kibarca ‘merhaba, beni kadıköy’e götürebilir misiniz?’ derim. karşımdaki taksici selam, rica cümlesine alışık değilse cümleyi çözümleyemez ‘ha? ne dedin?’ der ben hemen cümleyi çözümleyebileceği hale getirir ve ‘kadıköy’e götür’ diye düzeltirim. neticede sinirimi bozmam hedefe de ulaşırım.
  • son çalıştığım iş yerine ilk girdiğim sıralar sorumlum olacak kişide gözlemlediklerim korkunçtu. sürekli bağırması, yanına gelen insanları azarlaması, soru sormaya insanların korkması gibi şeyler...

    bu kişiyi her böyle gördüğümde sinirleniyor, içimden bu kendini ne sanıyor insanlara böyle davranmaya ne hakkı var diyordum.

    sonra bir gün dayanamadım kendisini uyardım. bana dediği tek şey; burada 2 yıl çalış sonra ben seni göreceğim dedi.

    orada çalışalı 2 yılı geçmemişti delirdim.
    çünkü insanlara bir talimat vermem gerekiyordu ama kime yaptıracağım, kimse takmıyor ki. naziksin, bağırmıyorsun, rencide etmiyorsun diye seni iplemiyorlar. o kadar sürekli oldu ki bu durum farkında olmadan bir baktım ki bir canavara dönüşmüşüm.

    sonrasında yap şunu ! diyorum anında yapılıyor. bir talimat iletmem gerekiyorsa hiç uzatmadan insanlara şu şu şu saatte olacak ya da eline kağıt veriyorum oku gereğini yap diyorum o kadar.

    velhasıl insan insanlıktan anlamıyor.

hesabın var mı? giriş yap