şükela:  tümü | bugün
  • evet. vardır böyle bir durum.

    biz niçin bir yabancı dil öğrenemiyoruz? yıllarca (10-12 yıl) zorunlu olarak ingilizce, almanca, fransızca dersleri alıyoruz fakat "çişim geldi" diyemiyoruz. türkiye dışına çıktığımız an işeyemeyecek durumdayız. bunda sanırım eğitim sisteminin de büyük bir rolü var. eğitim sistemi derken klasik meb eleştirisinin dışında eğitim fakültesi-fen edb. fakültesi eleştirisi barındırıyor içinde. yani senin öğretmenin o dile hâkim değilken, senin öğretmenin daha öğreticiliğini yaptığı dilin konuşulduğu ülkeden bîhaberse yapacak pek bir şey yok.

    aslına bakarsanız diğer dilleri geçelim, türkçeye bakalım. yıllardır türkçe dersi veriyoruz fakat üç cümle yazamıyor halkımız. gerçekten zaman kaybediyoruz ülke olarak. ülkenin tüm yükü birkaç yüz binlik bir kitlenin omuzlarında...
  • o dile muhtaç olduklarını beyin idrak ettiginde türkler de öğrenir. ispanyolcamin zayıf kaldigi ortamda hic ingilizce bilmeyen olduğunda, bu arkadas ingilizce biliyor dediklerinde az sonra tanıştıralim dediklerinde, o türkçe bilen kimdi diye ispanyolca soruyorum. turkce bilen kim diye soruyorum, ingilizce konusan kisi bile sanki ana dilimi konusacakmis rahatlıgi vermis. istemsizce bu cümleyi kurdum. insan sadece beynini kandiramaz. o yuzden gercekten ihtiyacin var ise beynin karar verir ogrenebilecegine.
    bu yuzden ne yapıyoruz hicbir türkün bulunmadigi ingilizce konusulan dil köylerine gidiyoruz..
  • yabancı dilden bahsetmek için önce bir tanıdık dilden bahsetmemiz lazım. öyle ya, önce tanıdık bir dil olacak ki yabancı bir dil dediğimizde de bunun bir anlamı olabilsin.

    -tanıdık dilin ne?
    +yok.
    -e peki yabancı dilin?
    +efenim dedim ya, ben türküm.

    gördünüz dimi sorunun cevabının kendiliğinden nasıl da açığa çıktığını.

    şimdi efendim, bu konuya açıklık getirmek lazım. nurullah ataç diyor ki zamanın idarecilerine: madem bu işe giriştiniz, bizi alıp başka bir kültüre ekiyorsunuz, o zaman çocuklarımıza mekteplerde yunanca ve latince de öğretelim ki bu geçiş tam ve müessir olsun. ha, yok böyle yapmazsanız ben de öztürkçe denen bişey uydururum.

    nurullah ataç haklı. “o zaman ben de öztürkçe denen bişey icad ederim” kısmı hariç. böyle dememeliydi, öyle yapmıyorsanız o zaman ben de eski minval üzere devam ederim diyebilmeliydi, çünkü imkansızı mümkün görmek gibi bi acayipliğe düşmezdi en azından.

    yine aynı konuda aziz yardımlı da şöyle diyor ısrarla kullandığı dili savunurken: bizim bütün sözcüklerimiz şeffaf, saydam olmalı. mesela tecrübe demeyelim, deneyim diyelim, müşahede demeyelim, gözlem diyelim. niye? çünkü sözcük saydam olmalı, tecrübe de müşahede de bize kapalı.

    haklı, bence de kapalı. ama niye kapalı? çünkü biz artık arapça ve farsça öğretmiyoruz da çocuklarımıza, o yüzden kapalı. eskiden kapalı falan değildi, müşahede dendi miydi mürekkep yalamış kişi onun "şe he de”den geldiğini adı gibi biliyordu, ve bütün bu süreçler canlı akıyordu.

    yani aziz yardımlı’dan da bu haklı itirazını doğru bir zemine oturtması beklenirdi, nurullah ataç gibi imkansızı mümkün görüp göstermesi değil.

    mesela batılı, fizik bilimi dediğinde bunun doğa bilim olduğunu ya da bisiklet dediği zaman bunun çift tekerlek olduğunu sarahatle anlıyor, çünkü tıpkı bizim zamanında arapça farsça da öğrendiğimiz gibi onlar da mekteplerinde latince ve yunanca öğreniyorlar. mesela bir farisi bisiklet demiyor. ne diyor? “duçarkh” diyor. yani çift çarklı.

    hani derler ya yarım doktor candan, yarım hoca da imandan diye, bizimki de o hesap yarım devrim bizi dilden etti. yazı devrimini bu haliyle bile savunanlara şöyle deyip bitireyim: mustafa kemal harbiyeyi bitirdiği vakit voltaire’i aslından okuyup anlayabilecek derecede iyi fransızca biliyordu.
  • öğrenmemek, öğrenmek istememek, öğrenememek bize ve eğitim sistemine ait bir problem. ama öğrenilen yabancı dilin kalıcı olmamasında türkçe’nin ingilizce, almanca, fransızca, rusça, arapça gibi önemli dillerle farklı dil ailelerinden gelmesinin çok etkisi var. bizimki sondan eklemeli falan mesela ama elin dilinde, başına sonuna kelime ekleyerek veya kelime köküyle oynayarak yeni anlamlar kazandırıyorsun.

    bir avrupalının, başka bir avrupa dilini kolayca öğrenmesi ve rahatlıkla akıcı konuşmasında bu durumun etkisi çok büyük. hele hele latin dillerinin yapısal olarak birbirine çok benzediğini düşünürsek, herhalde demek istediğimi daha iyi ifade etmiş olurum.
  • türkçe'yi, yani kısacası hiçbir dili henüz bilmiyor olmak.
    edit: türkçe'mi*düzeltmek için pm atmayın rica ediyorum.
  • bir boku beğenmeme timi yine devrede. arkadaşım türkler ikinci bir dili öğrenme oranı en yüksek toplumlardan biri. çoğu konuda kötü olsak bile bu konu için biraz giderimiz var. turizm sektöründeyim ve her gün tur şirketleriyle bir sürü insan geliyor ve hepsi farklı milletten. özellikle almanlar ve fransızlar, ingilizce öğrenmemek konusunda ısrarlılar. ana dili bambaşka bir dil olan bir ülkeye gidip ısrarla kendi dilini konuşmaya çalışan sözde avrupalı ama özünde sığırları her gün görüyor bu gözler. neyse yine de herkes aynı değil...

    edit: imla
  • artık dünya değişti buna bağla olarak türkiye de değişti. artık gençlerin birçoğu ingilizceyi iyi derecede biliyor. özellikle turistik yerlerde ve büyük şehirlerde ortalama üstü bir okulda okuyan bir genci alıp new york'a koysan başta zorlanır ama sonra hayatını takılmadan devam ettirir. ayrıyeten, türklerin aksanı ingilizlere göre en hafif aksanlardan biri. mesela bir hindistanlıyı, fransızı, rusu ingilizce konuşunca hemen nereli olduğunu söyleyebiliyorlar ama bir türk ingilizce konuşunca sadece anadili ingilizce değil diyebiliyorlar. (hatta türklerin ingilizce aksanı manchester aksanına çok yakın) bu arada türkler ingilizce konuşamıyor diyenlerin çin'i, fransa'yı ya da güney kore'yi ziyarete bulunmalarını tavsiye ederim.
  • yabanci dil ogrenmek icin en iyi sekilde kendi dilini ogrenmen gerekiyor.
  • hocanın dersi ingilizce bilen; lisede yurtdışı görmüş, hoca ile muhabbet halinde olan, 3-5 havalı öğrenciyle işliyor oluşu.

    geri kalan sürüdür çünkü. çalışkanı öğrenmeden, sırf ezberle 5 alırdı. tembeli kalırdı.
  • hazırlık sınıflarının arttırılıp yatarak değil ciddi bir şekilde eğitim görülerek öğrenilmesi sağlanabilir.çoğu öğrenci hazırlık senelerini yatış senesi olarak kullanıyor bunların önüne geçilmesi lazım.