1. yarak sözcüğü yarmak fiilinden türemiş ve türk dillerinin oğuz alt grubu mensubu ve/veya orta asya'da konuşulan bazı dillerinde bu anlamla ilişkili olarak silah manasında kullanılmaktadır. nişanyan'a göre de türkçe'de 18. yy. kadar askeri donanımla anlamında kullanılmıştır.
    (bkz: özbekçe)
    (bkz: türkmence)
    (bkz: azerice).
    bu arada yarak sözcüğünün azerice'de silah manasında kullanılmasının, türkmence'de de bu anlamda kullanılmasını ihtimal dışı bırakması gerektiği gibi bir sonucu veren muhakemenin basamaklarını şiddetle merak etmekteyim. kısacası "yaraklı kuvvet" türkmence'de "de" silahlı kuvvet demektir ve birinci tekil şahıs gözlemleri içeren beyanlara rağmen bu böyle değildir demek ne menem iştir meçhul kalmıştır.
  2. bir kelimenin (silah) iki dildeki karşılıklarının (azerice, türkmence) (yarak) ortak olması, bu dillerdeki karşılıklarını "biliyorsanız" bir ihtimal meselesi değildir, mesela "türkmenistan yaraklı kuvvetleri" ibaresindeki "yarak" kelimesinin günümüz türkçe'sindeki "silah"ın karşılığı olduğu "bilgisi" bir ihtimal meselesi değildir. hakeza bunu bilmiyorsanız da yine bir ihtimal meselesi değildir, çünkü başkaları, kişinin kafasını 3 satır yukarı kaldırması halinde görebileceği şekilde ihtimal rezevervi koymadan, "bu böyledir", "gözümle gördüm bu böyledir", "şöyle bir anım var bu olayla ilgili ki, bu böyledir" demiştir. bu durumda dillerin yakınlığı uzaklığı üzerinden, hem de "o azerice'de yarak dolayısıyla türkmence'de öyle olması düşük ihtimaldir" gibi adı konmamış bir "fallacy" türü ile karşı argüman üretmek kısa süreli bir zihni tutukluk dışında izah kabul etmez.
    kısacası somut olgusal bilgiye karşı çıkmak için kişinin türkmence'de ki silah kelimesini doğru karşılığı neyse onu argüman olarak sunması gerekir.