şükela:  tümü | bugün
450 entry daha
  • bir iki sene sonra, yurtdışına bağımlılığı azaltmak için yerli aşı olun güzellemeleri ile başlayacak akp asıllı pardon yerli ve milli, şu ana kadar faz testlerinde hiçbir yan etkiye rastlanmadığı iddia edilen aşının ismidir.

    pandemi konusunda, akp, en ufak, ucundan kıyısından sağlık protokolü belirlememiş, aşı üreten, üretecek devlet birimlerini kapatmış ya da kızağa çeker gibi oraya buraya entegre etmiş, pandemi ortaya çıktığında, 4-5 ay boyunca, ülkemizde yok işte diyerek ilginç bahanelere sığınmıştı. sonradan, bütün dünya, dsö ile beraber vaka sayısı açıklarken, ülkemizin güzide akp'ye bağlı, sağlık bakanımız, ben vaka demedim, hasta dedim, hastanede tedavi edilenleri belirttim demişti. sonrasında ise, biliyorsunuz, hasta - vaka sayısında düzeltmeye gitmişlerdi. özellikle, almanya'nın notası sonrası bu düzeltme olmuştu. daha da garibi, dünya'da covid'den ölüm oranı 3% gibi oranlarda iken, ülkemizde 1% gibi müthiş bir oranın olduğunu gördük ve bu oran düzeltilmedi. bu oranı sağlayacak, mükemmel bir sağlık sistemine sahip olmadığımız gibi, muhteşem genetik özelliğimizde yoktu. bu oranı, açıklamak için ace2 (reseptoru) genine bağlayan mı dersiniz, ülkenin sıkı aşı politikasına bağlı olarak, verem aşısının yapılmasına bağlı olduğunu iddia eden mi dersiniz her şey vardı. her alakasız şeyi, ölüm sayılarındaki anlamsız, dünyanın geri kalanından farklı ölüm oranını açıklamak için kullandılar. ancak,yüzbinlerce, milyonlarca veri varken ve bilimsel metotlarla açıklanamayacak, açıklanamayan iddialar kabul edilmeye çalışıldı. sindirildi. covidden ölme oranımız 3% civarı yerine %1'de kaldı.

    aylarca, coronavac aldık gelecek, aralıkta 50 milyon, ocakta 20 milyon, bi 20 milyon daha derken, 6-7 ay sonra ancak ve 6-7 önce söylenen miktarlarda olmayan aşılar, azar azar gelmeye başladı.

    pfizer / biontech çıkışlı aşı gelmez derken, ortalıkta dedikodular aldı başını gitti. en kötüsü de dedikodulardan biri biontech aşısının gelebileceği idi ama araya aracı konulmak istenmiş olmasıydı. biontech ise bu aracıyı kaldırıp ( kaynak) doğrudan türkiye cumhuriyetine vermek istiyordu. böylece, dedikodular aldı başını gitti. güvensizlik öyle bir noktaya ulaştı ki, ülkede aşı karşıtı olmayanlar, sırf bu güvensizlikle aşı karşıtı olduğu gibi, covidden ölen yakınlarını müslüman olan vatandaşlar bile "allah'ın takdiri " demiyor, doğrudan hükumeti suçluyordu, suçlamaya başlıyordu.

    sonra bir anda, biontech ile anlaşmaya varıldığı duyuruldu. türk, yerli ve milli aşı reklamları ortadan kalktı. biontech menşeli aşı için almadan önce olanlar şöyle ölüyor, böyle sakat kalıyor, şok geçiriyor, çok tehlikeli gibi alttan alttan verilen haberler, söylemler kesildi. hatta, güvensizlik daha da yükselmişti. sağlık bakanlığı ile doğrudan biontech kurucularından olan uğur şahin, canlı yayında aşı gelecek teyidi verdirildi. yönetim krizinin, özellikle sağlıkta ki krizin ve güvensizliğin canlı yayında yayımlanan çok ciddi, önemli bir gerçeklikti.

    şimdi, hasta - vaka olayları, ölüm sayılarında ki tutarsız istatistikler, nedense geleceği söylenip 5-6 ay söylenen oranda gelmeyen aşı dozları, sputnik v aşısının testlerden hala geçip geçmediğinin açıklanmaması, var olan güvensizlikle, yandaşlara verileceği düşünülen üretim zincirindeki sorunlar sonrasında bu sorunlara arka çıkıp vatandaşı koruyacağının düşünülmemesi ardında yatan güvensizlikle, kalkıp kim turkoavac olacak ? açıkçası ben olmam. hatta deseler ki, turkoavac olanların hayatı uzuyor, wolverine gibi adamantium alaşımdan kemiklere sahip oluyor, hücreler kendilerine en fazla 10 saniyede yenileyebiliyor deseler yine de olmam. olana da karışmam ama ben olmuyorum diyene de laf söyletmem. ne zaman ki, siyasi partiler üstü, siyasilerin falan karışmadığı, herhangi bir şirketin, yandaş olarak herhangi bir partiye yanlamadığı tarafsız bir kurul değerlendirir ve üretimi yaparsa, işte o zaman turkovac olurum. gerisi benim için yalan.