şükela:  tümü | bugün
  • ayın güneşi saklaması durumu (güneş tutulması)
    dünyanın ayı saklaması durumu (ay tutulması)
  • uydunun güneşi saklamaya çalışıp saklayamaması
    (bkz: uydu tutulması)
  • şahıs a:tut kaldır şunu
    şahıs b:tutulmuyo galiba tutuldu

    diyaloğuyla bir tutukluğa yol açan tutuklu kelam.
  • ... kelimelerin kifayetsizligine sahit eder insani.
  • isinma, esneme, gevseme egzersizleri yapmadan bedene yuklenilmesi ya da terledikten sonra soguga maruz kalinmasi ardindan vucutta vuku bulan durum.
  • bir hastalık tarafından ebelenmek.
  • bazen sanki balıkçılar namlularını doğrultmuş istanbula ateş ediyorlar gibi gelir köprü üstünden.. balıkların oltaların uçlarındaki çırpınışlarınca... sıçrayan suyla, kanla, canla, çırpınan hayatıyla bir canlının; irkilirsiniz.. her yakalanan, tutulan balık o oltaların ucunda, sıkılan bir kurşundur sanki istanbula... ve nedense surları onu korurken yine siz vurulursunuz.
    çünkü işte oltanın ucundaki balık gibi tutulmuşsunuzdur birine.
    ama bir yanlışlık vardır sanki bu metaforda çünkü hafızası 5 saniye –3 ay 1 yıl ne fark eder- olan siz değilsinizdir.
    ayrıca (bkz: tutunmak) (bkz: tutku)(bkz: tutukluk)
  • bir de zihnen tutulmak vardır ki en bi fiyakalısındandır. zihin kendi yetmediği yerlerde başka yerlere tutunur. tutunur da bırakmaz.. algıların kapıları aralanmış, sonlu bir ceryandır tutulma en serininden.
  • bir çift göze tutuklu kalmak, bir çift söze asılmak.

    "güneş ve ay,
    ahhh yok mu bu ikisi...
    bilemediler bu dünyayı paylaşmayı
    kapışmadan önce
    ve kapışmadan sonra nerede duracaklarını
    kestiremediler.
    bilememekten tutuldular
    öyle,
    kendi pencerelerinde.

    camları kırmadan da bağırabilir insan ama,
    yangın var diye"