şükela:  tümü | bugün
  • cuku tutmak ile burun kari$tirmak olayini ayni kefeye koyup burun kari$tirmanin elleri daha pis birakan bir eylem oldugunu du$unen birisinin eylemsizligi olabilir. cunku burun kari$tirana "- el yika!" denmiyor. denemez de zaten atarim tatagi suratina... "- tuveletten so..." aninda yazarim uclugu alimallah.
  • hala televizyonlarımızda minik dikkat programlarıyla halka el yıkamanın ve tuvalet adabının öğretilmeye çalışılmasına neden olan ilkel düşünce.
    hastalık davetiyesi.
  • erkekler için; tuvalete girmeden sikimizi yıkamamız durumunda sonrasında elimizi yıkamamıza gerek kalmaz.

    sıçma konusuna ise hiç girmiyorum zira insanların gözünde lavaboda götünü yıkayan bir insan olarak canlanmak istemiyorum.

    (bkz: benim bir çizgim var)
  • abd'de bunun da onlemi alinmistir: (bkz: employees must wash hands)
  • elde sıçrama,lekelenme,kanama gibi belirtiler yoksa musluğa 2 saniye bakılarak verilmiş olan karar.bu durumu yaşadıktan sonra kişinin yemek yediği,su içtiği ya da birine dokunduğu vakit verdiği bu anlık kararı aklına getirerek kendinden tiksinmesi mümkündür.
  • "i wash my hands before i touch my dick"

    ving rhames - don king filminden.
  • kadinlarin yapmasinda kimi zaman sakinca olmayan durumdur. zira, kamuya acik yerlerde kapinin tokmagini tutmadiginiz, sifona da itibar gostermediginiz* cogu zaman, is sadece pantolonu ve ic camasiri, indirip, geri cekmekten ibaret olabiliyor.
    hatta boyle kamuya acik yerlerde, birakin tuvaleti, sabunun hatta suyun bile elinizden kirli olma ihtimali de dusundugunuzde gayet mantikli bir karara donusebiliyor bu yikamama secimi.
    ama yine de hijyenligi garanti oldugu takdirde, her zaman ellerin yikanmasi esastir, guzeldir, hostur.
  • efendim bu durum fıkralara bile konu olmuştur.. yani insanların üstünde kafa yordukları, bir türlü anlaşamadıkları bir fenomendir.

    bir gün bir konferansta ya da sempozyumda vs. -her neyse artık- bir araya gelen odtülü, bilkentli, boğaziçili gençler verilen arada tuvalete giderler..
    boğaziçili işini hallettikten sonra ellerini uzun uzun yıkar ve bir sürü kağıt havlu alıp özenle ellerini kurular.. sonra der ki; bize boğaziçi'nde temizliğin önemini öğrettiler.
    odtülü arkadaşımız da işini bitirir ellerini yıkar ve tek bir parça kağıt havlu koparıp ellerini kurular.. sonra da der ki; bize odtü'de çevreci olmayı öğrettiler..
    en son bilkentli kardeşimiz de sırasını savar, ellerini falan yıkamadan gelir diğer ikisinin yanına ve şöyle buyurur; bize bilkent'de elimize işememeyi öğrettiler..

    not: bu fıkrada anlatılmak istenen "tuvaletten sonra elleri yıkamaya gerek gormeyenler bilkentlidir" asla değildir.