1. hukukta tüzel ve gerçek kişiler vardir. gerçek kişi mesela ben mesela sen iken, tüzel kişi bi şirket, kamu kurumu vs.dir. bunlar temsilcileri vasıtasıyla hukuk önünde muhatap tutulurlar.
  2. aslında tüzel kişilerin her zaman gerçek kişilerce temsil edildiğini söylemek pek isabetli bir saptama değildir. temsilcilik kurumunda temsilcinin iradesiyle ortaya konulan hukuki işlemin hüküm ve sonuçlarının temsil edilende ortaya çıkması sözkonusudur. halbuki doktrinde tüzel kişinin kendi iradesinin var olduğu kabul edilir ve bu irade yönetim organınca ortaya konulur. yani yönetim organının(derneklerde bir kuruldan oluşması zorunluyken vakıflarda bir kurul olabileceği gibi tek başına bir fert de olabilir) ortaya koyduğu irade tüzel kişiyi temsil etmez, doğrudan tüzel kişinin iradesi kabul edilir. ama pek tabi tüzel kişinin iradesinin temsili için yönetim organınca verilen bir kararla tıpkı gerçek kişilerde olduğu gibi bir temsilci atanması da sözkonusu olabilir. tüzel kişinin organları gerçek kişilerin organları gibi düşünülmelidir. yönetim organı da tüzel kişinin dış dünyayla hukuki ilişkilerini sağlayan bir organdır. biz gerçek kişiler nasıl ellerimizle yazarak, ağzımızla konuşarak, her durumda bir organımızla irademizi belli ederek(efendim lütfen fesat düşüncelere kapılmayalım bu noktada) hukuki işlemler yapabiliyor isek; tüzel kişiler de yönetim organları aracılığıyla diğer gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile hukuki işlemler yaparlar.

    tüzel kişiler en başta kamu hukuku tüzel kişileri ve özel hukuk tüzel kişileri diye ayrılırlar. en önemli kamu hukuku tüzel kişisi pek tabi devlettir. mahalli idarelerin her biri de kamu hukuku tüzel kişilerine verilebilecek başka bir örnektir

    özel hukuk tüzel kişileri de yine kendi aralarında ticaret hukuku tüzel kişileri ve medeni hukuk tüzel kişileri diye ayrılırlar. ticaret hukuku tüzel kişilerine şirket(ortaklık) denir ve bunları medeni hukuk tüzel kişilerinden ayıran en önemli nokta kâr amacıyla kuruluyor olmalarıdır.

    medeni hukuk tüzel kişileri ise yine dernekler ve vakıflar olarak ikiye ayrılır. bunların arasındaki en temel fark ise derneklerin kâr amacı gütmeyen kişi toplulukları olması iken vakıfların kâr amacı gütmeyen mal toplulukları olmasıdır.

    daha detaylı bilgiye herhangi bir kişiler hukuku kitabında ulaşılabilir.

    2 gün sonra medeni hukuk'tan vizesi olan bir hukuk öğrencisinin bilgi ve yorumlarını dinlediniz. esen kalın.
    (bkz: vize öncesi sözlükte takılmak)

    edit: 4 senelik hukuk tahsilinin ardından ekleyeceğin bir şey var mı diye soracak olursanız, var arkadaş var, olma mı?

    tüzel kişinin etimolojisi tüzeden yani öztürkçe bir tabir olarak kimi yazarlarca hukuk yerine kullanılan kelimeden gelir. şu durumda tüzel kişiyi hukuksal kişi ya da daha az dolambaçlı yaparsak yasal kişi olarak da çevirebiliriz. keza mülga medeni kanunda da benzer bir ifade olan hükmi şahıs ifadesi kullanılmaktadır. zaten ingilizceye baktığımızda da tüzel kişiliğin karşılığı legal personality'dir. öte yandan homo sapiens ismiyle bildiğimiz yaşam formunun da cenin ila ceset arasındaki olan dönemine gerçek kişi (real personality) deriz. yani anlayacağınız bu tüzel kişiler gerçekte kişi falan değillerdir, esas kişi olanlar gerçek kişilerdir (adı üzerinde). tüzel kişilerin kişi olarak kabul edilmesi bir faraziyedir, hukuki bir kabullenmedir, bir sanallık söz konusudur. tüzel kişi yerine yapay kişi demek de mümkündür.

    benim değinmek istediğim çok ufak bi nokta var. ona değinip kapatıcam editi. o kadar anlattım tüzel kişi aslında gerçekte kişi değildir diye. zaten sokaktaki adama gidip kişi deseniz insan anlar, kimse gidip de şirket anlamaz, şirket de olabilir diyorsa karşınızda hukukçu vardır zaten muhtemelen :) ha işte durum böyleyken arkadaş, tüzel kişi gerçekte kişi değildir amma, gerçek kişiden daha çok adam yerine konulur. işte ben 4 senede bunu öğrendim.

tüzel kişi hakkında bilgi verin