şükela:  tümü | bugün
  • mehmet übeydullah, bilim alanındaki ünü ile ''hocazade übeydullah efendi'' ya da sadece ''ubeydullah efendi..''
    düşündüklerini söylemekte, söylediklerini yapmakta gözünü budaktan esirgemez bir kişilik; medrese kökenli tıbbiyeli..

    din alanında saygın bir yeri vardır. bu, ona ileride sesini yükselten her softaya ''ben senin dediğini en az senin kadar bilirim'' diyebilmeyi kazandırmıştır.. adının başına ''muhterem, fazıl..'' sözcükleri eklenerek anılır..

    eylemci yönüyle ise übeydullah, insan düşüncesini ezen, ona özgür yaşama hakkı tanımayan istibdadın bütün baskılarına başkaldırmayı amaç edinmiş kişidir. ne var ki hareketin değil siyasalına, salt kendisine düşman olan bir ortamda çok geçmeden tutuklanır. bekirağa bölüğünde onüç ay yatar. avrupa'ya kaçar. uşaklıgil'i* şaşırtan fransızcası, sonraları malta'da sürgünde iken üzerine yürüdüğü ingiliz teğmene, ''dilimizi bu derece nasıl öğrendiniz'' dedirten ingilizcesiyle dünyayı dolaşır. gittiği yerlerde ya gazete çıkarır, ya gazetelere yazar, ya da tutuklanır..
    gittiği yere matbaa götüren insandır. yazanı, dizeni, basanı, dağıtanı kendi olan matbaa..

    mehmet übeydullah, malta'dan döndükten sonra gençliğe konferanslar da verir. bu konferansların birinde bulunan hasan ali yücel, sonraları yazdığı bir anma yazısında onu ''yiğit ruhlu izmir efesi, özgürlük savaşçısı, atatürk devrimlerinin savunucusu..'' olarak adlandırır.
    1906 yılında übeydullah'ın ikinci abdülhamid'e karşı suçlamaları ve yazılarının şiddeti artar.. abdülhamid'in veraset kuralını değiştirerek oğlu burhanettin efendiyi yerine padişah bırakması tartışmaları da bu sıralara rastlar. übeydullah, sorunu veraset değişikliği değil, ulus egemenliği açısından ele alan ''bana ne'' yazısı ile tartışmaya girer ve şöyle der: ''millet gaflet ve belâhat göstereceğine mülkün efendiliğinin kendinde olduğunu göstersin.. sultan hamid veraset şeklini değiştirecekmiş.. sittin sene! bana ne!biz hâlâ saadet ve selametimizi milli hakimiyetimizi elde etmekten beklemeyip de padişahlardan bekleyeceksek vah halimize..''

    abdülhamid dönemini çetin bir kalem savaşı ile geçiren ve birinci meclise katılan übeydullah, cumhuriyet'te hep atatürk devrimlerinin yanında yer aldı..
    laiklik tartışmasının gündemi zorladığı günlerde softa kıpırdanmalarını kesin bir dille susturdu; türkiye cumhuriyeti'nin, dini dünyadan ayırmasının (laikliğin) anlamı ''türk halkını cahil ulema topluluğunun elinden kurtarmaktan başka bir şey değildir'' diye yazdı. bu kafayı atatürk sonuna kadar tuttu: doğu beyazıt'tan milletvekili seçtirdi. ölünceye kadar da milletvekili bıraktı.
    serüven dolu seksen yıllık bu yaşam, 1937 yılının onbir ağustosunda sona erdi. ve übeydulah, o kadar korumaya çalıştığı laikliğin, o kadar korktuğu cahiller elinde nasıl satın alınabilir ticari bir meta haline geldiğini görmemenin şanslılığı içinde dünyadan ayrıldı..
  • donemine gore cok sonralarda dunyaya gelmesi gerektigini dusundugum, sırtında matbaa makinesiyle dolasacak kadar deli karakter.
  • ubeydullah efendi, herkesin gıptayla bakabileceği çılgın, havai, gezgin, siyasetçi, gizemci vs..ne ararsanız kişiliğinde barındırmış bir insan, aykırı alim-siyasetçi-çılgındır..

    1858 izmir doğumludur ve bektaşi kökenli bir aileden gelmedir.. zaten kendisi de bektaşi şeyhidir.. ubeydullah efendi'yi: havadis; yüz yıl önce isimli sergideki 19.yy.'dan kalma farklı kişilere ait fotoğraflar içinde gördüğümde, fotoğrafın karşısındaki sıraya oturmuş ve dakikalarca incelemiştim.. o gözlerde çok net bir : 'ey okuyucu, bende ne hikayeler var bir bilsen' dercesine parlayan ışığa takılıp kalmıştım.. işte bu ubeydullah efendi; sürgünler, kaçak hayatlar içinde amerikalar senin, avrupalar benim, çöller hepimizin diyerek gezmiş, sürgün acıları çekmiş, gizli teşkilat işlerine girmiş, gazeteler çıkarmış, milletvekilliği yapmış, yetmemiş bir de bektaşi şeyhliğinin yanına nikah memurluğu eklemiş.. yeter mi? yetmez, kitaplar da yazmış:

    liverpool hatıratı- akıl yahud ahir zaman peygamberi (1898)

    oruç (1924)

    serüvenlerini 1937 yılında zincirlikuyu'da nihayetlendirmiş.. kanka olunacak adammış vesselam..
  • hakkında yazılmış çok güzel bir bilgiseli var bu çılgının.

    https://twitter.com/…status/722075110874738688?s=09
  • olmadık yerlerde yırtık dondan çıkar gibi fırlayan garip bir jöntürk. kendisine bir gün ingiliz kralının huzurunda bir asilzade yemeğinde, bir gün küba'da bir getto pazarında ufak bir tezgahla, bir gün mısırda ya da malta'da esir kampında tiyatro oynarken, başka bir gün iran'a kürt aşiretleri tarafından kovalanırken rastlanılabilir.

    molla görünüşünün aksine eğlenceli üslubu ve hafif çapkın kişiliğiyle dönemin en marjinal karakterlerindendir. çalkantılı hayatını nikah memuru olarak tamamlamıştır. hatırladığım kadarıyla eşi veya çocuğu yoktu. hatta 'gel ubeydullah efendi seni everelim artık' diyenlere 'zaten bu işten o kadar kişinin günahına girdik, bi de kendi günahımıza girmeyelim durduk yere' tarzında nüktedan da bir cevap veriyordu.

    tabi gönlünün chicago yolculuğundaki miss meysın'da kalmış olma ihtimali de var. bilemeyiz.