şükela:  tümü | bugün
  • çok beğenerek okuduğum bir roman.

    dili düşündüğüm kadar eski değil, gayet rahat anlaşılıyor. devirden devire insandan insana geçişleri çok sürükleyici.
    tarihi ve siyaseti insanların bireysel öyküleri üzerinden anlatmak konseptini zaten hep kayda değer bulmuşumdur, roman da ufak ayrıntılarla gerçek, insan doğası ve fikirleri üzerine çok fazla düşünecek şey bırakıyor.

    müziği olan bir kitap. bazı bazı rus romancılar havası, başarılı psikolojik tahliller -süheyla'nın rüyasından ötede de freud'u anlamış bir son-, akıp giden bir lisan, değişen mekanlar, hayatlar, osmanlı'ya ve devrime dair siyasi yorumlar, bunca tesadüfün gerçekliği, tesadüf kavramıyla edilen de dahil olmak üzere sürekli mevcut olan o alay... hepsi doyurucuydu.
    herkesin illa ki kötülüğünün göründüğü "bunca kötülük nasıl bunca doğal anlatılabilir?" diye düşündüren ve garip bir ilahi adalet duygusuyla hemen hemen bütün karakterlerinin sonlarına kadar gösteren bir kitap. ufak karakterlerin şahit, dilenci ya da atılan taş olarak romana yeniden aralarda dahil olması, şair raif karakteri, kalpak imgesi ve intikamıyla -oğlu- ödüllenen caaanım süheyla..

    iyi ki okumuşum.
  • sırf sen aklıma gelmeyesin diye asla okuyamayacağım kitaptır.
  • bu kitabı okuduğumdan beri bir hayalim var:
    birilerinin 1980-1990,1990-2000 ve 2000-2010 dönemlerini de benzer bir kurguyla sabit karakterler onların (döneklikleri) değişimleri, maddi durumları ve sohbetleri ile anlatmasını istiyorum. politik altyapıdaki değişimleri, kişiler ve kent yaşamı üzerinden vermek, entelijansın iktidar ilişkilerinin sorgulamasını yapmak ve temel olarak etik değerleri göstermek hedef güdülerek. zaman aralığı daha uzun tutulabilir.

    çok sonra da iki kitabın karşılaştırmasını yapsın birileri mesela, 100 yılda değişen ne olmuş sorgulaması.

    ne güzel olurdu.
  • moda bir tabirle, türk edebiyatının en underrated romanlarından bir tanesi. hiç kitap okumamış birisi bile "çalıkuşu", "yaprak dökümü", "aşk-ı memnu" gibi kitaplardan haberi varken, üç istanbul'un da böylesi kitaplardan birisi olması gerektiğini düşünüyorum. ben bu kitabı bir roman değil de, o dönem istanbul'unu anlamaya çalışan bir araştırmacı gözüyle okuduğum için; özellikle kitabın son 200 sayfalık bölümü biraz baydı açıkçası ama yine de bence muhteşem bir kitap. yoğunluğumu biraz atayım, bir de öbür gözle okuyacağım romanı.
  • kelime hazinenize birçok kelime kazandıracak olan mithat cemal kuntay kitabı.

    - "süheyla gururundan mahrum olan kızdı. kadını yüzünden evvel güzel yapan gururdan... dünyada erkek namusundan daha güzel bir şey vardı: kadın gururu".
  • romanın ismini ilber ortaylı'dan duymuştum. duymuştum derken kaşılıklı kadeh tokuştururken muhabbetimiz sırasında değil yani, bi kitabında bahsediyordu iyi bir tarihi romandır diye.

    neyse efendim sipariş ettim, geldi falan epey kalın bir kitap. başladım, oldukça keyif alarak okudum ve bitirdim.

    döneminden, dilinin anlaşılır olmasından vs zaten bahsedilmiş tekrara lüzum yok. ancak şunu eklemek gerekir ki kitabın tamamında çok ince ve zekice kurgulanmış bir hiciv ve espri anlayışı var. ayrıca karakterler -tarantino filmi gibi- hiç ummadığınız şekilde oradan oraya savrulabiliyor. araya koyulan tokat kıvamındaki aforizmadan hallice cümleler ise taşı gediğine oturtan cinsten.

    her sayfasını keyif alarak okudum, tavsiye edilir.
  • oğlak yayınlarından çıkan basımını raşit çavaş'ın yayına hazırladığı "üç istanbul" romanı, mithat cemal kuntay'ın birçok hoş, üstelik de gülünç betimlemeleriyle doludur, yer yer yazar "edebiyat paralama"ya doğru kaysa da. tadımlık kimi örnekler :

    "hacı kâhya (...) uzun bacaklarının cephane devesi gibi diz çıkıntısı dolu adımlarıyla koridorlarda ağır ağır geziniyordu."
    "eski sivas valisi hulûsi paşa'nın (...) sevincinden gözbebekleri şakaklarında."
    "habibullah (...) bu konaktaki hürriyete çenesine kadar inen gözlerle, hayret ederken..."
    "ağzı bir kütüphane gibi çürük kitap kokan adamdan, hidayet iki saatte iki senelik bıkmıştı."
    "sahafın (...) iki eli karnında ve parmağındaki basur halkası göbeğinde; hakikaten bir şey bekliyordu."
    "avukat tevfik hoca koltukta adamakıllı uyumuştu; gür seslerle horluyor, burnunda kıyametler kopuyordu."
    "(maliye nazırı'nın) karısı, bütün yüzünü uzun bir burun haline koyan yekpare bir çizgi içinde somurtuyor..."
    "adnan, ağzında barsakları görünen büyük bir delikle esnedi."
    "(moiz'in) yüzüne çok yakından bakmak, bunun için de çok eğilmek lazımdı."
    "boğaziçi vapuru kalkmak üzereydi: bacası eriyip uçuyor gibi halka halka bir duman uzanıyordu."
    "moiz (...) odanın alaca karanlığını profilinin keskin çizgisiyle yardı."
    "(macide'nin) gözlerinden uzanan iki çizgi, yüzündeki pudrayı ağzının iki köşesine topladı."
  • sevdiğim bir insanın okumamı tavsiye etmesi üzerine aksaray'a yakın bir yerde yaşarken okumaya başladığım muhteşem romandır. her gün aksaray'dan geçerken adnan'ın aksaray'ından izler aradım fakat bulamadım. bir tarihçi olarak mithat cemal kuntay'ın istibdat, ittihat ve terakki ve mütareke dönemi istanbul'una dair tasvirlerine ise bayıldım.

    şair raif karakterini kendime çok yakın hissettim. mehmet akif ersoy olduğunu öğrenince, daha bir sevdim. şair raif şöyle anlatılıyor kitapta:

    "her sabah evden çıkarken marcus aurelius gibi, "yine bugün bir sahte vekara, bir yalancıya, bir haksıza, bir akılsıza rastlayacağım" derdi. fakat bu sözü, marcus aurelius gibi o adamları mazur görmeye hazırlanarak söylemezdi; herkese kızmaya niyetlenerek sokağa çıkardı. zaten sokaktan tiksinirdi. ve "ah, evimden çıkmayabilsem!" derdi."
  • mithat cemal kuntay'ın yazmış olduğu tek romanı. içindeki karakterlerin gerçek hayattan esinlenmiş kişiler olduğu su götürmez. savaş dönemini fırsat bilerek kan ve iktidar üzerinden zengin olanlar. siyasi havaya göre bir saraya bir ittihatçılara yanaşanlar. vatanı kurtaracağız diye gelerek daha da yozlaşan ittihatçılar... 83'te trt'de çekilen dizisini izleyemedim ama ve iyi bir yönetmen ve kadro ile gelmiş geçmiş en iyi türk dizisi olur.

    --- spoiler ---
    adnan: “fatih hocalarının dini de yalandır; dinsizliği de!”

    hoca: “yalanmış! tabii ki yalan. onu ben de biliyorum. onun için bu yalandan korkun diyorum ya! sarıklı milletini bana sen mi anlatacaksın? menfaat göster: vapur bacası gibi bağırarak sana allah’ı da inkâr etsinler; peygamber’i de!.. sultan hamit otuz üç sene sarığa sırma takarak; taassuba maaş vererek tahtında oturdu efendi!”

    ...

    yirmiyi aşkın, önde gelen roman kahramanı, bir romanı roman yapan bütün ruh çözümlemeleriyle karşınızda. bir o kadar sayıda gerçek tarihi kişilikler ile başka yardımcı unutulmaz tipler romana ustaca yedirilmiş...

    simsimyah ve 33 yıl sürmüş abdülhamit dönemi baskısıyla "istibdat istanbul'u"...
    özgürlük adına iktidara gelenlerin yönetimde olduğu ama abdülhamit'e rahmet okutturan "meşrutiyet istanbul"u...
    batan bir imparatorluğun bütün sefaleti ile ülkeyi işgal edenlere yaltaklanmada birinci olanların "işgal istanbul"u...

    ve bütün bu istanbul'ları dikey olarak kesen bir yazar hayatı: muharrir adnan bey. bugüne kadar yapılmış bütün sıralamalarda daima ilk 10'a girmiş efsanevi roman.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    kitabın daha ilk başlarında tanıdığımız şair raif'in (mehmet raif) hem isim benzerliği hem de karakter benzerliği ile mehmet akif olduğu şüphe götürmez bir gerçek. ayrıca mithat cemal'in mehmet akif ile olan gerçek dostluğu buna örnek.
    --- spoiler ---
hesabın var mı? giriş yap