şükela:  tümü | bugün
  • yusuf akçura'nın osmanlıcılık, türkçülük ve islamcılığı konu alan makalesi.
  • 19.yy'ın erken döneminde yazdığı bu kitabı ile pantürkizmin babası olarak nitelendirilmiştir kendisi.türk milliyetçiliği dışında hiçbir kurtarıcı düşüncenin olmayacağını savunmuştur.
  • yusuf akçura nın 1904 yılında türk dergisinde yayımladığı makale serisidir. panislamizim ve jöntürk hürriyetçiliği karşısına pantürkizm i dikme gayretlerinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

    modern türkiye fikrinin doğuşu ve gelişimi, türk milliyetçiliği fikrinin tarihi gibi konularda araştırma yapmak isteyen kimselere tavsiye olunur. makale, sadece pantürkizmin tanıtımı olmayıp döneminin diğer siyasi düşüncelerinin de incelenip, mukayese edilmeye çalışıldığı orijinal bir eserdir.
  • türkçülüğü siyasi bir proje olarak telaffuz eden ilk düşünür yusuf akçura’nın dile geldiği makale. 1904 tarihli “üç tarz-ı siyaset”te , osmanlıcılığı türklerin asimile olmasına yol açabileceği, etnik milliyetçiliğin bu merhaleye tırmandığı durumda uygulanabilir olmadığını söyleyerek “beyhude bir yorgunluktur” der. islamcılık ise, birleştirici olabildiği kadar ayrıştırıcı da gözükmektedir akçura’ya. türkler arasında çatışma, diğer müslüman topluluklarla rekabet ihtimalini göze almak gerekecektir.

    tevhid-i etrak” yani akçuraoğlu yusuf’un teorisi ise, ırka dayalı bir sistem içinde siyasi birlikten yanadır. türklere (yada türkleşmiş topluluklara) ulus bilinci verilecek, böylece ümmetten millete geçilecektir. dönemin diğer meşhur türkçü simaları gökalp ve ağaoğlu’ndan farklı olarak, görüşlerine islami bir temel arama, yahut dinle meşrulaştırma yoluna sapmaz akçura. aslına bakılırsa o, bir teorisyenden ziyade stratejisttir. hedefi ve düşü, dini ırkın hizmetine sokmak, yeri geldiğinde islam’ın birleştirici özelliğini de seferber etmektir. ayrıca bir “milli burjuvazi” yaratmak en mühim gayelerden biridir. akçura, tatar burjuvazisinden modelleyerek bu konuda bir strateji geliştirmiştir. ancak bilhassa genç cumhuriyette onun bu mayası tutmayacak, liderlik ve klavuzluk gökalp’in daha romantik ve popüler temalı milliyetçiliğine kalacaktır.
  • ittihat ve terakki'nin homojen değil heterojen bir yapısının olduğunu ifşa eden bir makaledir aynı zamanda. devleti kurtarmada; islamcılık, osmanlıcılık ve türkçülüğün olumlu ve olumsuz yanlarının gösterildiği makalede yusuf akçura tercihini -"gönlünden geçeni"- türkçülük olarak koyar.
  • türkiye'de ismi çok bilinen, ama tabii ki pek az kişinin orjinalini okduğu metin. bu yüzden hakkında yapılan yorumların pek çoğu yanlıştır. önce en büyük yanlış: "akçura bu metinde üç tarz-ı siyaseti tartışır ve türkçülüğü seçer". yanlış. birazdan neden yanlış olduğunu da göstereceğim.

    önce bir kaç küçük malumat: bu metin 15 mart 1904'te rusya'da zoya köyü'nde yazılmış, sonra mısır'da abdulhamit istibdadına karşı savaşan "türk gazetesi"nin 24 ve 34. sayıları arasında yayımlanmıştır. daha sonra ise metin, mısır ve istanbul'da olmak üzere iki kez daha basılmıştır.

    osmanlıcılık, islamcılık ve türkçülük ile ilgili metinde geçen tek tabir tarz-ı siyaset değildir; bunlar için meslek-i siyasi tabiri de kullanılır. şimdi akçura'nın metinde öne sürdüğü argümanlara kısaca bakalım:

    1. osmanlıcılık/osmanlılık projesi:

    amaç: yeni bir osmanlı milleti oluşturmak, bunu yaparken farklı haklar arasında din-mezhep gibi ayrımlar gütmemek, farklı halkları hak ve ödevler bakımından eşit görmek. osmanlı'nın hızla eriyen sınırlarının parçalanmasının önüne geçilmesin sağlamak; devletin bekası.

    olasılık: böyle bir projede devlet erki ve iktidar dağılımınında türkler dezavantajlı, araplar avantajlı duruma geçebilir. sınırları korumak devlet bekası için yeterli olmayabilir. osmanlı çatısı altında milletlerin kaynaşması fikri hem bu milletlerin, hem rusya ve avrupa gibi iki önemli güç tarafından direnişi ve engellemesiyle karşılaşabilir.

    sonuç: "binaenaleyh, zannımca, artık osmanlı milleti meydana getirmekle uğraşmak beyhude bir yorgunluktur." (s. 54)

    2. islamcılık/panislamizm/islam birliği:

    amaç: din esasında temellenmiş güçlü bir müslüman birliği kurarak devletin bekasını sağlamak.

    olasılık: osmanlı kültürü, bu türden birliğe kolaylık sağlayan kimi özelliklere sahipse de (halifelik kurumu gibi); böyle bir siyasal proje içinde tanzimatın hedefleri -farklı cemaatler, milletler arasındaki eşitlik fikri- ortadan kalkacaktır. bu, bir çatışma ortamı doğuracaktır. türkler arasında bile kimi dinsel ve mezhepsel kavgalar başlayabilir. üstelik, müslüman tebaaya sahip büyük devletler bu tasarıyı engellemek için çalışacaklardır.

    sonuç: bu proje, çok uzun vadeli bir projedir ve zordur. "müslüman devletler", akçura'nın deyişiyle, "osmanlı devletinin islam birliği siyasetini tatbike kalkışmasına, belki de muvaaffakiyetle, karşı koyarlar." (s. 58)

    3. türkçülük/tevhid-i etrak/türk milliyet-i siyasiyesi:

    amaç: asya kıtası ve doğu avrupa'ya yayılmış türklerin katılımıyla da genişleyecek büyük ve güçlü bir devlet oluşturmak; devletin bekası.

    olasılık: türk birliği fikrinin yeni olması bazı sorunlar yaratabilir. türk olup da müslüman olmayan halklar bu türkçülük harekti sonunda osmanlıdan ayrılmak isteyebilir. rusya, muhtemel bir türk birliğinin karşısındaki en büyük tehdittir.

    sonuç: bu projenin gerçekleştirilme olasalığı her ne kadar bunda "harici güçlerin", yabancı devletlerin, engelleyici gücü daha az olsa da panislamizm kadar zor ve uzun vadelidir (s. 61).

    .....................

    şimdi, orjinal metni okumamaktan kaynaklanan bir yanlışa değinelim: akçura, bu metnin hiçbir yerinde "en iyi yol türkçülüktür" demiyor. hiçbir yerinde... metnin sonunda geldiği nokta şu:

    "osmanlı milletinin yaratılması, osmanlı devleti için faydalara sahipse de gayr-i kabil-i tatbiktir (uygulanması mümkün değildir). müslümanların veya türklerin birleşmesine dönük siyasetler, osmanlı devleti hakkında eşit denebilecek menfaaat ve mahzurlar ihtiva etmektedir. tatbikleri cihetine gelince, kolaylık ve zorluk yine aynı derecede denilebilir."

    yani diyor ki ; osmanlıcılık fikri artık öldü, o belli. panislamizm ile türkçülük ise fayda ve zarar, kolaylık ve zorluk açısından eşit durumda.

    "bu üç tarz içinden akçura türkçülüğü seçiyor" demek doğru olmaz. sanırım çok yapılan bu yanlışın nedeni: 1. akçura'nın türkçülük ideolojisi içindeki kurucu figürlerinden biri olması, 2. akçura'nın metnini okumamak.

    bakın nasıl bitiyor, akçura'nın bu metni:

    - hulasa, öteden beri zihnimi işgal edip de kendimi ikna edecek cevabını bulamadığım sual önüme dikilmiş cevap bekliyor: müslümanlık, türklük siyasetlerinden hangisi osmanlı devleti için daha yararlı ve kamil-i tatbiktir? (s. 62)

    görüldüğü gibi akçura "x en iyisidir" demiyor. türkçülük ve panislamizmi eşit görüp, hangisini tercih etmek gerektiğini soruyor.

    kaynak: bu metin pek çok yerden okunabilir ama ben lotus yayınları'nın 2005 baskısı küçük kitapçığını tercih ettim. söz konusu kitapçıkta ali kemal'in akçura'nın metnine cevabı ve ahmet ferit'in mektubuna ek olarak, enver ziya karal'ın sunuş yazısı var. bu metinden kısa bir bölüme modern türkiye'de siyasi düşünce serisinin birinci cildi olan "tanzimat ve meşrutiyetin birikimi"nin (ed. mehmet alkan, iletişim yayınları) seçme metinler bölümünden de ulaşılabilir.
  • akçura'nın yazıldığı dönem dikkate alınarak bakılması gereken metni. akçura'nın metni farklı yorumlara açık olabilir mi? evet, her metin gibi. fakat "akçura, üç tarz-ı siyaset içinde türkçülüğü öne çıkararır, seçer vb." demek -tekrar ediyorum- sadece bu metne bakarak söylenebilir bir şey değildir. daha önce göstermeye çalıştığım gibi akçura'nın meselesi açık: devletin bekasını sağlamak. bunun içi üç olası strateji içinden ikisi arasında kalmış: islamcılık ve türkçülük. 1904'de yılında yazılan, istanbul'daki ikinci baskısı 1912'de yapılan bir metnin dönemin siyasal konjonktürü içinde net bir tercih yapmaması doğaldır. ittihat ve terakki'nin politikalarını düşünün. ittihat ve terakki içinde islamcılık ve türkçülüğün net bir biçimde birbirinden ayrıldığını söylemek mümkün mü?

    "akçura'nın gönlü denenmemiş bir yol olarak türkçülükten yanadır" yorumu sadece georgeon'da değil, pek çok kaynakta var. örneğin kerem ünüvar'ın "ihya'dan inşaaya" makalesinde ("tanzimat ve meşrutiyetin birikimi", (ed. mehmet alkan, iletişim yayınları, s. 131).

    basitçe şunu sormak lazım geliyor. tekrar ediyorum: "akçura'nın gönlü denenmemiş bir yol olarak türkçülükten yanadır" diyenlerin orjinal metin içinden seçip gösterebilecekleri bir pasaj var mı? kanıtınız nedir? ben akçura'nın metninde 1904 yılının siyasal atmosferi içinde şekillenmiş bir metin olarak "islamcılık mı türkçülük mü?" sorusunun net bir cevabının olmadığını ve olmamasının da doğal olduğunu söylüyorum. orjinal metinden yaptığım alıntılarla da bunu desteklediğimi sanıyorum.

    - hulasa, öteden beri zihnimi işgal edip de kendimi ikna edecek cevabını bulamadığım sual önüme dikilmiş cevap bekliyor: müslümanlık, türklük siyasetlerinden hangisi osmanlı devleti için daha yararlı ve kamil-i tatbiktir? (s. 62)

    şeklinde biten bir metne bakıp akçura'nın gönlü türkçülükten yanadır demek, bu metni bağlamı dışında değerlendirmektir. tabii ki türkçülükten yana akçura, bunu sonraki dönemde yazdığı eserlerden de biliyoruz. örneğin:

    (bkz: yeni türk devletinin öncüleri 1928 yılı yazıları)

    ama bu metninde, yani üç terz-ı siyasette, türkçülükten yana mı? yoksa islamcılık ve türkçülük arasında kararsız mı kalmış? ben, üç tarz-ı siyasetin, bir kararsızlığın metni olduğunu düşünüyorum.
  • masami arai'nin tanzimat ve meşrutiyetin birikimi'ndeki "jön türk dönemi türk milliyetçiliği" adlı yazısında, "türk milliyetçiliğinin ilk manifestosu" olarak nitelediği makale.
  • masami arai 'nin tanzimat ve meşruiyet'in birikimi'deki yazısından çok önce yazdığı ve bu yazıya kaynaklık eden turkish nationalism in the young turk era kitabında (s. 19) da türk milliyetçiliğinin manifestosu diye adlandırdığı kitap. ama şuna dikkat edelim: arai'nin bu tespitinin altında yatan şey, metnin üç tarz-ı siyaset arasından "türkçülüğü" seçmesi değil; osmanlıcılığı kesin bir dille reddetmesidir. ahmet ferit ve ali kemal başta olmak üzere dönemin aydınları arasında çokça tartışılan da bu reddir. aynı sorun arai metinlerinde de var: eğer türkiye cumhuriyeti kurulmasaydı, ittihat ve terakki ittihad-ı anasır fikrini terketmesiydi, söz gelimi islamcı bir strateji izlenseydi, üç tarz- siyaset için "milliyetçiliğin manifestosu" gibi ifadeler kullanılmazdı.

    tekrar etmek gerkirse: üç tarz-ı siyaset içinde "türkçülük"ten yana koyulmuş açık bir tavır yoktur. sorun "islamcılık mı türkçülük mü?" sorunudur ve yazıldığı dönemde bu sorunun akçura için de net bir yanıtı yoktur.
  • müellifi yusuf akçura nın, dönemin gündemde ve revaçta olan panislamizm ve osmanlılık siyasi düşüncelerinin karşısına türkçülüğü, kendi ıstılahı ile “türk milliyet-i siyasiye”sini dikme gayretinin bir unsuru olarak görmek pek de yanlış olmayan makale serisidir.

    şöyle ki pansilamizm, başta bulunan ii. abdülhamid’in yürüttüğü politikalarla oldukça denk düşen hakim bir siyaset tarzıdır o günlerde. osmanlılık ise anamuhalefet diyebileceğimiz, entellektüel jöntürk hareketinin üretmeye çalıştığı politikalarla paralel bir siyaset tarzıdır. işte böyle bir ortamda, anılan iki siyaset tarzı kadar ağırlıklı olarak gündemde olmayan ve alternatif olarak görülmeyen türkçülük, bu makale serisi ile onlarla mukayese edilebilir bir alternatif olarak ortaya konmaya çalışılmıştır.

    nitekim türkçülüğün ele alındığı serinin ilk makalesinin ikinci paragrafında “tanzimat ve genç osmanlılık hareketlerinde de türkleri birleştirmek fikrinin varlığına dair hiçbir nişaneye rast gelmedim” ifadesi bulunmaktadır. buna mukabil ismen zikredilen “ilmi mahfel”in (şemseddin sami, mehmet emin yurdakul –türkçe şiirler müellifi muhteremi olarak anılır-, necib asım, veled çelebi, hasan tahsin) teşekkül ettiği yani türkçülük siyasetinin artık taban bulduğu yine makalede yer almaktadır.

    diğer taraftan makalenin genelinde “en iyi yol türkçülüktür” anlamında hiçbir ifade bulunamaz. hatta “türkleri birleştirmek politikasının tatbikatındaki müşkilat-ı dahiliye islam siyasetine nazaran ziyadedir” şeklinde bir beyanata dahi tesadüf edilebilir. bunun sebebi akçura’nın tabiri caizse her bir siyaset tarzını sırasıyla swot analizi ne tabi tutması, yani kuvvetli ve zayıf yönlerini sayıp, fırsat ve tehlikeleri işaret ederek, objektif yaklaşımını korumaya özen göstermesidir. bu mukayeseli üslup makalenin bütününde korunmuştur.

    hal böyleyken makaleyi, yazıldığı dönemi, yusuf akçura’nın siyasi kişiliğini birlikte ele alan önemli kimseler, makalenin alt metininden “akçura’nın türkçülüğü tercih ettiği” anlamını çıkartmışlardır. benim bildiğim kadarıyla “türk milliyetçiliğinin kökenleri yusuf akçura” isimli kitabı tarih vakfı nca yurt yayınları başlığı altında basılan françois georgeon bu fikri paylaşan önemli şahsiyetlerden biridir.

    türkçülüğün kökenlerini araştırırken bir milad ya da başlangıç manifesto su bulma çabasındaki ilim adamlarının sözkonusu makaleyi, türkçülüğün orijinal ve objektif olarak ele alındığı en erken ve ciddi eserlerden biri olarak tespit etmiş olmaları, onları muhtemelen akçura’nın türkçülüğünün de tesiriyle, böylesine bir alt metin okumaya itmiş olabilir.