şükela:  tümü | bugün
  • temelde tip sertifikalarına ve lisansa bağlı olan,her uçak üzerine farklı sertifakalar alınan, 3 yıl uçak üzerinde çalışarak ikinci sınıf lisans,ikinci sınıf lisanla da 5 yıl çalışarak birinci sınıf lisans alınmasıyla ulaşılabilecek teknik kademe.ayrıca hava yollarında çalışma imkanı da var
    (bkz: ucak muhendisligi)
  • jaa tarafından a, b1, b2 ve c tip lisanslar olarak düzenlenmiştir.
    a : uçak bakım teknisyeni
    b1 : mekanik yetkili teknisyeni
    b2 : avionik yetkili teknisyeni
    c : uçak bakım mühendisi
  • bir pilot gözüyle uçak teknisyeni;

    bana huzur içinde emeklilik günlerini geçirmekte olan bir iki tane teknisyen gösterin. gerçekten merak ediyorum, huzur içinde emekliliğin tadını çıkaran teknisyen var mıdır diye?

    o işi sırtına alıp yıllarca taşıyan insan resmen çöküyor. evet, tam anlamıyla çöküyor tayyareden uzaklaşınca. eeee, bu sefer çalışırken bakalım. adamlar 40 yaşına gelince bakıyorsun, kafada siyah saç kalmamış. dede olmus gitmişler.

    40'lı yaşlardan itibaren de başlıyorlar kendi sağlık sorunları ile uğraşmaya. kalp, yüksek tansiyon, şeker vs. allah ne verdi ise, hem çalışıp, hem de yaptıkları işi aksatmamaya gayret gösteriyorlar.

    düşünün bir kere, içine 180 hayatı koyduğunuz uçağa, her şey tamam, aksaklıklar giderilmiştir, ya da “bu uçak uçmaya elverişlidir” diye imza atıyorsunuz. herhangi bir yolunda gitmeyen bir durum oluştuğunda ilk önce uçağın “load trim sheet” ine el konulur. ondan sonra ucağı sefere yollayan teknisyen el altına alınır.

    bizler teknisyenlere müthiş saygı duyarız. ama orda kalır. ev hayatında teknisyen (özel hayatta diyeyim) teknisyen ayrı, pilot ayrı kulvarda yaşamını sürdürür. nedense tatil günlerinde bir pilot ile teknisyen buluşup balık avlamaya vs. gitmez. nedendir bilinmez, hayatı ayrı kulvarlarda yaşarlar. oysa teknisyenin kafasındaki bilgi birikimi, çoğu zaman pilotun kafasındaki bilgi birikiminden daha fazladır. çünkü teknisyen durmadan bıkmadan hergün kafasına yeniyi ekleyip, eskiyi atmak zorundadır. kitapta ne yazıyorsa, ilgili üreticiden her ne geliyorsa, birebir şekilde ve de en önemlisi hatasiz bir şekilde uygulamak zorundadır. yeni bir airworthness directive gelmiştir ya da bir küçük boru değiştirmiştir. o küçücük boruyu değistirirken, bilmem kaç tane kurala uygun değiştirmiştir. yok basıncı, zartı zurtu, ucundaki rondelası, her ne ise... walk around yaparken farkına varırsan ne ala. "hocam şunu-şunu yapmışsınız?” diye ufaktan kılçık atarsınız. o size tam açıklar, ama yarısını bile anlamadan, “he-he” deyip geçersiniz. gönül rahatlığı ile bilirsiniz. “gerekeni yapmiştir.”

    diyeceğim; hocam bu iş para pul için yapılacak bir iş değil. gönül ile yapılacak bir iş. kafanda her zaman demoklesin kılıcı asılı.

    duvarda rahmetli arkadaşların resmi dolu. ama bir tane teknisyen arkadaşın resmi yok. neden bilinmez? oysa şimdi rahmetli olan ama sabahın 4'ünde yatağından kaldırıp, “aman abi, iki kilo yağ lazım, çok acil yetiştir” ya da “aman abi ils'lerim align olmuyor. xxx e sorduk anasının nikahını istiyor. gel bir el atıver, yolda kalmayalım”. ....vs... hiiiiiiçç bir defa kimin kapısını çaldı isek; "kardeşim gecenin körü, ne halt yersen ye, bana sorup da mı geldin" gibi bir cevap almadık. adamı yatağından kaldırıp tayyarenin altına kaç defa soktuk. hoş, o da emeğinin karşılığını aldı. biz de yolda kalmadık. ama bu işler para pul ile yapılacak işler değil. zannetmiyorum bugün bir uçak teknisyenliği mesleğine baslayan arkadaşımız şöyle düşünsün: "oh ikibin dolar maaş. 25 senede şu kadar eder, bu kadar eder, mesai var vs....."

    bu işe başlıyan arkadaş bence; yaptiği iyi işin getirdiği işleyişin dönmesi (çarkın dönmesi) olayından aldığı zevki yaşamak istemesidir. (leman dergisinde yazan ulu profesör dandeldanyus gibi cümle oldu ya neyse)

    teknisyenliğin, para pul vs için yapılacak bir meslek olacağını zannetmiyorum…

    çenem açılmışken, bir de hatıra:

    bir arkadaşın 172'sini senelik kontrola (arabalardaki vize gibi ucaklarda senede bir kere kontrol edilir. bunu bir teknisyen gelir yapar. o ise yetkili teknisyen.) (bu uçağın uçmasına engel yoktur. uçmaya elverişlidir diye rapor verir) soktuk. biz kulüpte oturup zıkkımlanıyoruz. çağırdığımız teknisyen orayı inceledi, burayı inceledi, motoru calıştırdı... onu yaptı bunu yaptı, en son yanımıza geldi . (çalışırken kimse yanına gidemez, kural biiirrr) :

    "her şeyiniz yerinde ama manyetonuz yeni değiştirilmiş. şu şu şu kurala göre bu manyetoyu bu motora takmanız iyi değil. şu şu şu performansı gösterecek, şu markalardan birine sahip manyetoyu takın. yine telefon edin, geleyim bakayım, uygunsa uçuşa elverislilik belgenizi veririm.."

    haydaaaa…biz parladık:

    “kardeşim, taktığımız manyeto, manyetoların kralı, hatta rolls royce si. zartttir zurrttur.”

    adamdan tek bir kelime geldi:

    “ben size yorum yapın demedim. motorunuza uyan şu bir kaç marka içinden seçin , şu performansı yakalayan manyeto takın dedim” dedi ve işi bitirdi.

    adamin dediği tek bir cümle işi bitiriyor hocam. “ben size yorum yapın demedim, benim istediğim kriteri sağlayın, uçuşa elverişli olun.” o kadar basit. çünkü altina imza atacak. bu uçan alet bir sene daha uçmaya hak kazanacak.

    gine'de yaşasak, gambiya'da yaşasak, abi bu isin kolayi yok mu? diye bir soru da sorabilirdik. ama soramadık. arkadas gitti, kuzu kuzu gereken zamazingoyu aldı.

    arkadaş hala hayatta. teknisyen hala hayatta. eee, var mı bunun ötesi?

    bu güzel yazı için kaptan kennyjet'e teşekkür ederim.
  • uçak arıza çıkardığında dört gözle beklenen kişidir. bir önceki uçuşta yolcu life vest patlatmıştır koş, kapı kapanmaz koş, uçağa kuş çarpar koş, arıza vardır koş, lastik kabaktır koş, yakıt alınacaktır koş...
  • bu meslek dalında ekmek kazanacak hale gelinceye kadar aşama üstüne aşama geçilmesi gerekmektedir.

    linkini vereceğim videoda, şu anki yönetmelikler ve talimatlar kapsamında nasıl lisans alınacağı, lisansa nasıl tip işletileceği açıklanmış. gereklilikleri sıralamak 22 dakika sürüyor, yerine getirmek kaç yıl sürüyor sen düşün. http://www.youtube.com/watch?v=lx8dd0wfd7m

    tüm bu aşamalardan geçip bir 145 kuruluşunda certifying staff olmayı başaranlar ise ciddi sorumluluk altına girmiş bulunur. bir kırım halinde ilk sıkıştırılacak olanlar o uçağa son bakımı yapıp imzayı atmış olan kişiler olacaktır.

    tüm bunlar yetmezmiş gibi, işverenler ve bünyesinde çalıştıkları şirketler tarafından zorlanırlar. daha çok çalışmaya, daha hızlı çalışmaya, bakımdaki uçağı o gün bakımdan çıkarmaya, yapmaya yetkileri olmayan işleri kayıt dışı şekilde yapmaya zorlanırlar.

    yani attıkları imza onlar için zor kazanılmış bir hak olmasına, mesleki itibarları gereği son derece mühim olmasına rağmen çalıştıkları iş yerinin zorlamaları sebebiyle kendi anlayışlarına ters şekilde davranmak zorunda bırakılabilirler.

    benim tavsiyem her koşulda zorbalığın karşısında dik durmaları olacaktır. psikolojik taciz altında çalıştırılmakta olanlar da shgm'ye gönüllü raporlama yapabileceğini, ya da genel müdürlüğe şöyle bir ziyarette bulunabileceklerini bilmelidir en azından.

    bireyler taviz vermeyi bıraktığı zaman bu mesleğin taviz verilemez bir meslek olduğunu gerekli kişiler eninde sonunda algılayacaktır.

    ama maaşı -ülke şartlarında- iyi, ne diyim.
  • ülkede neredeyse tekel olan (hadi sabancı bir ufak gelmeye başladı) thy nin devlet ile taşeronlaştırıp oto sanayi ayağına düşürmeye çalıştığı ve shgm gibi hatır-torpille yönetilen kurumların lisans konusunda milleti canından bezdirip, easa üzerinden ticaret yapmaya çalışan çakalların kucağına düşürdüğü cefakar meslek.

    zaten sürekli uçak alan şirketlere yetecek sayıda teknisyen yok, olan-kendini yetiştirmiş teknisyenler de tıpkı değer görmeyen bilim adamları gibi yurtdışına kaçmaya başladı. 1 filipinler, 1 finlandiya, 3 katar; bunlar işyerimden geçen hafta kaçan usta teknisyenler. devam et hamdi topçu, devam et bilal ekşi, durmak yok yola devam tayyip erdoğan.
  • vicdani ve mesleki sorumluluğu yüksek, meşakkatli ve gösterilen çabanın türkiye'de karşılığının net olarak verilmediği meslek.

    bu meslek ile ilgili olarak internette yer alan kaynakların resmen bir çorba gibi karmakarışık olması nedeniyle bu başlık altında kısa kısa da olsa bilgi vermek gerekiyor. bir de son dönemde pıtrak gibi her yerde teknisyenlikle ilgili okul açıldı. lisesi, üniversitesi doldu taştı. millet de deli para var gibi girmek istiyor mesleğe. tabi bazı sansarlar da her zaman olduğu gibi umut tüccarlığına başladı bu alanda. hani bir yakınınız veya siz bu işe girmek isterseniz olayın ayrıntısını bilin ve ona göre hareket edin.

    uçak bakım teknisyenliği temelde mekanik ve aviyonik olarak ikiye ayrılan bir meslek. mekanik tarafı motor, gövde konularını içerirken aviyonik tarafı elektrik, elektronik ve aviyonik cihazlar üzerine yoğunlaşmış durumda. bu iki alanın alt dallarında bakım teknisyeni lisansına sahip olanlar birbirlerinin işlerini yasal olarak yapamazlar ve sadece belli lisans gruplarına tanınan belli işler teknisyen tarafından yapılır.

    şimdi hemen bir okul bitirip pat diye uçak bakım teknisyeni olamıyorsunuz burası çok önemli ve sürekli gözden kaçırılan bir nokta.

    ülkemizdeki askeri eğitim kurumlarından çıkan uçak/helikopter bakım teknisyenleri olduğu gibi sivil kurumlardan da mezun olanlar var. öncelkle askeri olanları anlatayım zira onları anlatmak daha kolay.

    askeri bir kurumdan mezun olup (hava kuvvetleri veya kara havacılık) kıtaya çıktığınızda size askeri uçak ve helikopterlerin bakım işlerini yaptırırlar. kara havacılık genelde helikopter üzerine yoğunlaştığı için onlarda mekanik ve aviyonik olarak ikiye ayrılan bir düzen vardır ve mekanikçi motor da yapar, hidrolik de yapar ama aviyonikçi sadece aviyonik ve elektrik konularına yoğunlaşır. hava kuvvetlerinde durum biraz daha farklıdır ve bu defa aviyonik; aviyonik ve elektrik diye iki kısma ayrılır. aviyonikçiler elektriğe bakmaz ama elektrikçiler de aviyoniğe bakmaz. aynı durum mekanik için geçerlidir. mesela motorcular tamamen ayrıdır. hidrolik de keza tamamen ayrıdır ve birbirlerinin işlerine bakmazlar. gövdeciler vardır ayrıca onlar ufak onarımlardan tutun da uçuştaki gövdesel arızalara bakar. mesela atakçı denilen bir dal vardır onlar sadece silah sistemlerine bakar. silahçılar vardır onların işi sadece silah yüklemektir vs vs.

    askeri mantıkta sadece askeri hava araçlarına bakmak olduğu için siville ve sivil sektörün eğtim vb. regülasyonlarına tabi değillerdir. dolayısıyla askeriyeden ayrılıp sivil sektöre geçilince sivil sektörün tüm kuralları anlaşılmaz bir çorba gibi önlerine gelir. mesleğe başlamak için askeri kurum br seçenektir ama halihazırdaki sivil sektörde bu durum size yalnızca bir parça avantaj kazandırır. onu entrynin ilerleyen aşamalarında anlatacağım.

    şimdi gelelim sivile. burası uzun.

    şimdi sektörde uçak bakım teknisyenliği mesleğini yapmanız için öncelikle gerekli olan olmazsa olmaz şart shy-66 uçak bakım lisansına sahip olmanızdır. bu lisans olmadan herhangi bir bakım kuruluşunda ancak çaycı olarak çalışırsınız, uçağa da anca kalkarken karşıdan bakarsınız. bu lisansın hukuki altyapısı shy-66 hava aracı bakım personeli lisans yönetmeliği olarak sivil havacılık genel müdürlüğü tarafından yayımlanan bir yönetmeliğe göre kurulmuştur. shgm tüm havacılık personeli için sabit bir kurumdur ve tüm izinler vs mesleki olaylar onların onayından geçer. dolayısıyla onlar ne derse o olur ve herhangi bir durumda önceliğiniz bu adamlarla kesinlikle bozuşmamak olmalıdır. haklı olduğunuz yerde elbette saldıracaksınız ve o durumda çekinmeyin ama çok sağlam hukuki bir dayanağınız olmadan "ben böyle yaptım, böyle eğitim aldım, ama almanya'da böyle" vs vs bir argümanla karşılarına çıkmak yararsızdır. neyse bu çok ayrı bir konu sonra döneriz onlara.

    başlamadan önce terimleri belirteyim:

    uçakların 2 ana tür bakım işi vardır. hat seviyesi ve base bakım. hat seviyesi günlük yapılan mutat işlerdir ve uçuş öncesi standart kontrollerdir. base bakım ise o tv'de görülen uçağın hangara girip beklediği bakımlardır ve büyük işlerdir. bir de arızalar vardır ve 3. bir bakım türü olarak görülebilirler ve yasal anlamda arızanın giderilip uçağa sağlam denilmesi ancak tip kursu alan bir teknisyen tarafından yapılabilir.

    tip kursu; çalışılacak uçak/helikoptere özel verilen ve ancak üreticinin kendi merkezinde ya da onun yasal olarak yetkilendirdiği bir eğitim kurumunda verdiği eğitimdir. burada size hava aracının tüm sistemlerini detaylı olarak anlatırlar.

    modül; lisans almak için geçilmesi gerek sınavlara (derslere) verilen isimdir. bunlar türü tür ayrılır ve havacılık, uçakla ilgili teknik, hukuki konuları ve ayrıca fizik, metematik gibi temel dersleri kapsar.

    1. evet arkadaşlar diyelim ki genç bir kardeşiniz, abiniz veya siz uçak bakım teknisyeni olmak istiyor, amaçlıyorsunuz. önce ne yapacağız? önce hangi alanı seçeceğimize karar vereceğiz. eğer kafanız elektroniğe, elektriğe basıyorsa aviyonik, yok ben hamal gibi hidrolik pompa sökmeyi seviyorum, motora dalmayı seviyorum diyorsanız mekaniğe geçicez. shy-66 yönetmeliğine göre bir uçak bakım teknisyeni:

    * kategori a
    * kategori b1
    * kategori b2
    * kategori b3
    * kategori c

    olmak üzere 5 temel alt lisantan birini almadıkça işe başlayamaz. bir de bunların çalışılmak istenen şirketteki hava aracı tipine göre alt lisansları vardır ve onlar da şöyledir:

    - a1 ve b1.1 türbinli uçaklar
    - a2 ve b1.2 pistonlu uçaklar
    - a3 ve b1.3 türbinli helikopterler
    - a4 ve b1.4 pistonlu helikopterler
    - kategori b3 maksimum kalkış ağırlığı 2.000 kg veya daha aşağı olan piston motorlu basınçlandırılmamış uçaklar

    bu şu demektir siz boeing 737-800 için aviyonikçi uçak bakım teknisyeni olarak çalışmak istiyorsanız öncelikle b1.1 lisansı almanız gerekir.

    a lisansı en düz lisanstır, sadece lisanslı bir teknisyenin gözetiminde iş yapabilirsiniz ve çok basit onarımlar ile uçuş öncesi hat bakım işlerini yapabilirsiniz demektir. basit tamiratlardan kasıt mesela başüstü dolabın kilidini değiştirme, kabin içinde eksik bir vidayı tamamlama ya da inmiş lastiğe hava basma filandır. bu lisansi almak için belli bir süre deneyim ve toplam 10 adet modülü geçmeniz gerekir. eğer shgm onaylı liselerden ve üniversitelerden çıkmışsanız 10 modülün 9'unu okuldan aldığınız varsayılır ve sadece 1 modül vererek deneyim yılı dolunca a'yı hemen alırsınız.

    c lisansı ise en afilli olandır ve 2 şekilde alınır. öncelikle b1 ve/veya b2 lisansı alıp belli bir süre boyunca fiilen uçak bakım teknisyenliği yapar ve gerekli modül sınavlarından geçip c alırsınız ya da akademik yolla 4 yıllık bir mühendislik bitirip 3 yıl fiilen bir bakım şirketinde belli bir çalışma programını tamamlayıp üzerine bir de tip kursu alırsanız c'ye sahip olursunuz. c en önemli lisanstır ve bakım sonrası uçakların uçmasına izin verme belgesi olan crs (certificate of release to service) belgesini imzalama hakkınız olur.

    2. peki bu lisansları nasıl alıcaz? yani doğrudan gidip b1.1 alıp ertesi gün uçağa dalabilir miyim?

    cevap; elbette ki hayır. diyelim ki thy'ye girip boeing 737-800 teknisyeni olmak istiyorsunuz. kabaca izleyeceğiniz 2 türlü yol vardır:

    a. shgm onaylı bir eğitim kurumuna girecek (lise veya üniversite), orayı bitirecek, muaf olunmayan ve modül denilen derslerden geçecek, ardından belli bir deneyim süresini ve bu süre içinde fiilen çalışıp (yancı olarak elbette) doldurmanız gereken task adı verilen bakım işlerini yapacak ve "boş lisans" almak için shgm'ye başvuracaksınız. boş lisans demek ilk verdiğim 5 kategorideki lisanslardır. yani gidip sadece atıyorum b1 uçak teknisyeni lisansı alıyorsunuz. burada tip olmadan b1 alırsanız sadece uçağın hat işlemleri denilen basit uçuş öncesi bakım işlemlerini imzalama hakkınız olur ama tip kursu almadan o lisansın altındaki belli bir tipteki uçağın task denilen ve base bakım olarak adlandırılan uçağın belli bir süre hangarda kalmasını gerektirecek periyodik bakım işlemini imzalayıp o taskı kapatamıyor yani o taskın kurallara uygun yapıldığına onay veremiyorsunuz. zaten arızaya filan da müdahale edemezsiniz ve yasal olarak arızayı yaptım uçak sağlam diye altına imza atamazsınız. ve elbette sadece boş lisansınız varsa crs filan da kesemezsiniz. yanlış anlaşılma olmasın boş lisansı olan biri fiilen uçak üzerinde hat veya base bakım sırasında çalışabilir ama herhangi bir şekilde imza olayı işin içine girince sınırlamalar başlar.

    evet boş lisans aldık ve akabinde tip kursu denilen ve çalışılacak uçakla ilgili genelde amerika'da verilen temel uçak eğitimini de aldık. (bu eğitimi genelde şirketler karşılar ve eğitim dönüşü size bir taahhütname imzalatıp belli bir süre şirkette çalışmayı zorunlu koşarlar. eğer o süre bitmeden ayrılırsanız size tazminat ödetirler. bu sektörün geneli için standart bir uygulama.) tip aldıktan sonra artık siz kalifiye bir teknisyensiniz ve gerçekten para kazanma döneminiz başladı demektir. bu tip lisansınıza işletilince artık o tipin tüm bakımlarını yapar ve tüm işlerini (hat veya base) imzalayabilirsiniz. ama yine crs kesemezsiniz. çünkü c lisansını almadınız daha.

    uçak bakım sektörü için en iyi eleman imza atabilen ve bakım onaylayabilen elemandır. yani siz boş lisans sahibisiniz ama tip kursunuz yok. geçmiş olsun çok fazla olmayan bir ücrete çalışırsınız. ama tip kursu alınca imza yetkiniz olur ve gerçekten para kazanmaya başlarsınız.

    c lisansı ise en üst seviye olduğundan ve artık uçakların bakımını onaylayıp uçuşa uygun diye imza attığınızdan ötürü en fazla el üstünde tutulan seviyedir. bu seviyeye elbette belli bir süre sonra gelirsiniz yani ben bu sene b1 boş lisansı aldım, seneye tip aldım kısmetse 3. sene c alıyorum olmuyor. her bir aşamanın doldurulması gereken belli bir fiili çalışma yılı var. ama eğer teknisyen kökenli giderseniz en iyi ihtimalle 6-8 sene gibi bir sürede c'ye ulaşırsınız.

    evet fiili çalışma yılı dedik. bu fiili çalışma yılı çok dikkat edilen bir noktadır ve 1 gün bile eksik çalışmanız varsa o lisansı alamazsınız. her kademe için belli bir yıl çalışma süresi vardır ve o süre dolunca ve diğer şartlar da sağlanınca lisansı almak için shgm'ye başvurursunuz.

    3. bir sürü okul var, özel liseler, özel üniversiteler var. buralara girince teknisyen olamıyor muyuz?

    şimdi kazın ayağı öyle değil. ben bazen görüyorum adam x özel havacılık okulu kurmuş reklam yapma ayağına diyor ki "gelin bize iş garantili, şu kadar maaşa başlayacağınız bir mesleğiniz olsun". bakın bu yanlış ve yalan. hemen lise mezununa 8k-10k liralarla piyasa iş miş vermez. o kadar parayı artık duayen denilebilecek, en az 3-4 tipi olan, 10-15 yıl deneyimli adama anca verirler o da kafası çalışan, işe yarayan, ingilizcesi canavar gibi olan ve şirketi zarar ettirmeyen biriyse olur. yoksa bazısı vardır lisansında tip doludur ama ingilizce bilmez bomboş gelip gitmiştir. bazısında tek tip vardır ama hamal gibi her işe koşar dan dun iş yapar beğenilmez. ingilizcesi vardır ama tipi yoktur imza atamaz. ingilizce yoktur, tipi vardır ama adam usta-çırak ilişkisi ile yetişmiştir arıza çözer ama derinine inemez falan filan. yani sektör birbirini bilenlerden oluştuğu için herkes kimin seviyesi ne, yeteneği ne diye bilir ve ona göre fiyatlar çekilir.

    öncelikle shgm'nin sitesinde "shgm onaylı lise ve üniversiteler" var. bakın bu çok önemli shgm onaylı okulllar var. buralara girerseniz boş lisans almak için gerekli olan modüllerin çoğundan muaf sayılırsınız ve olaya daha avantajlı başlarsınız. eğer shgm onaylı bir okula girmezseniz o zaman o modüllerden muaf olmazsınız ve millet birkaç modülden sınava kasarken siz hababam modül çalışırsınız. shgm onaylı liseler de burada. liselere ek yapacağım sanırım ankara gazi mesleki ve teknik anadolu lisesi'de shgm onaylı bir lise ama sghm sayfasındaki linkini verdiğim pdf'de adı geçmiyor, bir arayıp sorun shgm'yi emin olmak için.

    modül ne ya kasarım geçerim diyenlere kahkalarla gülüyorum. o iş öyle kolay değil. öncelikle bu modüllerin resmi bir ders kitabı filan yok. bilimum kaynaklar var ve sorular çok acayip şeylerden, hiç okumadığınız kaynaklardan çıkabiliyor. her modül sınavı için ayrı ayrı para vermeniz lazım ve 1 defa para verip sınavı geçemezseniz bir daha para verip sınava gireceksiniz. sınavlar yakın döneme dek sadece anadolu üniversitesi havacılık ve uzay bilimleri fakültesi tarafından yapılıyordu ama son zamanlarda thy teknik'inde sınav yapma yetkisini yeniden aldığını duydum. emin değilim bir shgm'ye açıp sorun derim.

    evet ne diyorduk. hah lise veya üniversite. şimdi temelde lise ve üniversitelerin modül muafiyeti durumu aynı. yani liseyi veya üniversiteyi bitirdiğinizde muaf olunan modül sayısı ve modüller tamamen aynı. üniversite okursanız c lisansı için bir adım daha öne geçersiniz sadece. onun dışında işe alımlarda filan birbiri arasında bir farkı anca thy gibi büyük yerler gösterir ama işe girdikten sonra tip mip eğitimlerini alınca lise/üni farkı çok kalmıyor.

    liseye başlayacak olanlar için shgm onaylı liseler çok önemli. diğer yerler biraz ütopik bilgiler verebiliyor. aynı şey üniversite için de geçerli elbette. reel sektör bilgileri pek okullara uğramıyor maalesef. ve buraları bitirince hemen size boeing'in anahtarını filan da vermiyorlar al sökmeye başla diye.

    kabaca işin arkasındaki yasal altyapı budur.

    shgm işin patronu. o ne derse o olur. başta da dedim açık bir şekilde haklı olunan noktalar varsa kendi hakkınızı savunun ama en ufak bir şüpheniz varsa konuyla ilgili sakın gibip iddialaşmayın sonra konu sakız gibi uzayabilir. mesela fiili çalışma zamanları çok önemlidir. mesela mezun olunan yerler , alınan kurslar çok önemlidir. bir ara millet yurtdışından abuk sabuk yerlerdeki okullardan alınma modül geçmeye başlamıştı sadece easa onaylı diye. shgm çok yerinde bir kararla bu gibi modülleri iptal etti ve sadece belli başlı yabancı yerlerden alınan modüller geçerli sayıldı. böylece piyasada belli bir düzen tutturuldu. yoksa yunanistan'dan veya bulgaristan'dan alınma acayip modüller vardı ki oy oy oy.

    meslek meşakkatli bir meslektir ve gece gündüz yoktur. zart diye iş çıkar koyarlar uçağa mardin'e gidersin, bosna'ya gidersin uçak toplarsın oralardan. vicdani sorumluluğu yüksektir çünkü en küçük ihmal kazaya neden olup onlarca kişiyi öldürebilir. para, patron, zaman baskısı yüksektir. küçük şirketlerde çalışılırsa maliyet konusu sürekli önünüze gelir, maaşlarda sorunlar yaşanabilir. büyük şirketlerde çalışılırsa maaş sorun olmaz ama aşırı yoğun mesai ve yoğunluk aile hayatınızı yok edebilir. aslında bu durum tamamen size bağlıdır, ne kadar iyi bir teknisyenseniz o kadar sağlam kazanır ama aynı derecede yorulursunuz.

    ingilizce olmazsa olmazdır. maalesef bu konuda askeriyeden gelenler ağırlıklı olarak kötü durumda. kendini yetiştirebilen azınlık dışında askeri kökenli teknisyenler dil konusunda zorlanıyor. sivil kökenli olanlar daha rahat ama onlarda da mesleki disiplini az olanlar dil işini sallıyor ve sonucunda usta-çırak ilişkileri ile götürülen mesailer ortaya çıkıyor. yani 10-15 yıllık teknisyen olup dil bilmeyip de gece vardiyasında arıza çıkınca sürekli ingilizce bilen 3 yıllık adamı arayan bir teknisyen hoş durmuyor. ya da patrona bir arıza ile ilgili "buradan buradan veya buradan olabilir çünkü teknik kitapta öyle yazıyor" diyemeyen bir teknisyen olmak zor. bir de uçak bakım alanı yurtdışı ile çok bağlantılı olduğu için sürekli yabancılarla muhattap olmanız gerekiyor. yani bir e-posta yazamayıp ya da adam gelince yanında duramayıp birilerinden sürekli yardım istemek iyi bir şey değil.

    bir de işin arıza boyutu var. dil bilmeyince teknik kitaplar ve diğer teknik dokümanlar okunmuyor. o durumda arızalara müdahalede usta-çırak ilişkisi oluyor, "ya geçen bizin hasan abi şurayı söktü dur bi önce oraya bakalım" gibi deneme-yanılma olayına giriliyor hababam malzeme sökülüp-takılıyor ama işi bilen ve kitabı okuyup "bak önce şu şu yapılacakmış siz ne yaptınız. o ilk adımda belirtilen ölçümü yaptınız mı?" diye soran biri gelince apışıp kalınıyor ve yüzlerce doalrlık masrafa gerek olmadığı sadece ufak bir kablo değişimiyle arızanın gideceği görüldüğünde patronun önüne neden o kadar masrafı yaptın hadi anlat diye sizi sürüyorlar. yani o durum da hiç hoş değil. bir de bazı patronlar cidden işi bilip anlıyor ve en fazla 1-2 defa böyle çalışmaya göz yumuyor sonra aynen işten atıyorlar yetersiz diye.

    şimdi lisans almayı anlattım. elbette asıl sorumluluk lisans alınca var. imza atıyorsunuz çünkü bakım işine. c lisansı alınca da uçağı uçuşa veriyorsunuz. allah göstermesin ters bir durumda geriye yönelik bütün bakım dosyaları açıldığı için en ufak hatanızda aynen savcıya ifade verirsiniz ve yanınızda kimse durmaz. çünkü işin kitabında böyle yazılmıştır bu, imza atıldığı anda sorumluluk sizindir. eğer ciddi bir yanlışınız varsa önce kendiniz daha sonra da sizi denetlemekle yükümlü diğer adamları yakarsınız ama kural budur. bu yasal sorumluluk kısmı. bir de vicdani sorumluluk var ki o daha beter. allah korusun birşey olursa insan kendini katil gibi hisseder, "ya ben neden o sorunu görmedim" diye dövünür durursunuz.

    evet işin kabaca özeti bu. daha çok ince detaylar var elbette ama girmedim. en önemli noktaları yazdım. eğer bu işe hevesiniz varsa yazdıklarıma dikkat edin. kafanıza takılan en ufak soruyu açın doğrudan shgm'ye sorun. çünkü işin patronu onlar. okulları şurayı burayı aramayın. özellikle özel okullar mecburen size pembe tablo çizecektir. onları geçin. mümkünse bir teknisyenle konuşun. işin detaylarını yani çalışma düzenlerini filan onlar daha iyi anlatır.

    mühendis arkadaşlardan soru gelebilir biz doğrudan c lisansı alabiliyor muyuz diye. bir daha anlatayım hayır doğrudan c alamıyorsunuz. öncelikle 3 yıl bir bakım kuruluşunda fiilen çalışacak akabinde modülleri verip isterseniz bir de tip (familizasyon denir) alacaksınız. eğer çalıştığınız yerde lisanslı teknisyen varsa o zaman tip almaya gerek yok o yapar siz imzalarsınız ama o modüller her türlü alınacak. bundan sonra imza yetkiniz olacak ve c için başvurabileceksiniz. ama bu durumda da başkalarının yaptığı işe imza atma gibi bir olay sözkonusu. yani ne derece güvenirsiniz insanlara orasını bilemem.

    sadece havacılık liselerini veya üniversitelerini bitirip gelenler lisansları yoksa alana dek teknisyen yardımcısı olmak zorunda. aldıkları para da asgari veya asgari ücretten az fazladır. hiç yırtınmayın hani 5k-6k paraya başlayacaktık demeyin. azdan başlanır bu işte sonra sizin çabanıza göre aldığınız para artar. meraklanmayın para konusunda, bizler yani bu işte kaşarlananlar işe yeni gelen kim olursa olsun "bundan olur" veya "bundan bi bok olmaz" diye daha kapıdan girişinizde, elinize anahtarı aldığınızda, yemekhanedeki oturuş kalkışınızda veya bilgisayar başına çöktüğünüzde %99 doğru çıkan notumuzu veriyoruz ve aldığınız not ile zaten patrona şuna buna baskılar gitmeye başlıyor bu "adamı kaçırmayın maaşına zam yapın" veya "sallayın bunu" diye. sizin yapacağınız tek şey en azından okuduğunu anlayacak ve kendini ifade edecek kadar ingilizce öğrenmeniz ve ukala tavırları bir kenara bırakıp, para beğenmemezlik etmeyip dört elle mesleğe sarılmanız ve sürekli kendinizi geliştirmeniz.

    mühendis tayfası ise biraz daha sorunlu. öncelikle nedendir bilinmez son yıllarda yeni mezunlarda "ben herşeyi biliyorum kimsiniz lan siz" havası var. adam geliyor sıfır km, işte bakım şu bu diye anlatıyoruz aaa bir bakıyorum eleman ertesi gün 30 yıllık teknisyene akıl veriyor "şefim şöyle olmaz mı bu iş" diye. ya da iş ağır geliyor, "ya ben yapamayacağım o bana bunu dedi, şu bana bunu yaptı, hem 3 kuruş paraya milletin derdi mi çekilir" diye basıp gidiyor.

    bakın sevgili mühendis kardeşlerim. uçak bakım alanında krallar teknisyenlerdir. iyi bir teknisyen mühendisten fazla alır. bu işin raconu bu. eğer siz de fazla almak istiyorsanız o zaman o teknisyenden daha iyi uçağı bilecek, arızaya yorum yapacak, insan ilişkileriniz iyi olacak, millete köpek çekmeyi amirlik yapmak zannetmeyecek, herkesin mesleğine saygı duyacaksınız. ondan sonra c lisansına kasıp tip de aldıktan sonra ancak doğru düzgün para kazanacaksınız. ha c almazsınız, ingilizce basarsınız teknik müdürlüğe oynarsınız ama onda da deli gibi uçak bilecek, kanun yönetmelik bileceksiniz ki bu seviyeye gelince zaten sizin götünüz pirelenir iyice bir şirkete genel müdürlüğe oynarsınız, "teknik müdürlük sorumluluk almam ben, ne uğraşıcam teknisyenle" deyip oralara gidersiniz zaten.

    tüm uçak teknisyeni adaylarına başarılar dilerim.

    edit: shgm 26 temmuzda modüllerle ilgili hangi eğitim kurumunun hangilerinden muaf olduğunu yayımladı. listede yazılan kurumlara okumaya giderseniz mezuniyet sonrası okulların hizalarında numarası yazılan modüllerden muaf sayılacaksınız. listenin linki burada.