şükela:  tümü | bugün
  • 11a'nın camsız cam kenarı olduğunu unutmak.
  • iniş biniş ve taksinin uçuştan daha fazla zaman alması
  • atatürk havalimanından almanya'ya gidilecek. uçak, pasaport kontrolüne takılan bir teyzeyi bekliyor ve yolcunun teki mala bağlıyor:

    +teyze on dakkadır seni beklioz ayıptır yaa.
    -tamam yavrum paşaporta bakiolardı benim suçum değil.
    +yaw tamam da insanlar seni beklio burda ayıptır.
    -tamam yavrum, içerde bırakmadılar deyyom yoksam geç kalmadık.
    +tamam da öyle olur mu yaa, bunca insan beklio.
    -tamam yavrum özür dilerim.
    +olmaz öyle bunca insan seni hedehödö..vsvs

    herife birşey desem mi demesem mi derken önlerden güzel bir abi "lan bi daha ağzını açarsan, seni uçaktan indirmezsem şerefsizim!!!" diye kalayladı bu yavşağı.
    bidaha ağzını açmadı valla.

    antidepresan etkisi yaptığı kesin.
  • ucak yolculugu sirasinda degil de sonrasinda sinir eden olaylarin basinda, ucak yolculuklari ustunden fakir edebiyati yapilmasi geliyor.

    40 liraya yurtici, 20 euroya yurtdisi seyahat yapiyorsun, artik bu bir statu sembolu degil ki bunun muhabbetini yapanlar seni ezmeye calisiyor olsunlar.

    tis arkadaslarim ayda ortalama 15-20 kere ucuyorlar. yoneticilerim icin bu rakam muhtemelen 30'dur. george clooney'nin up in the air filmindeki gibi bir hayati yasayan milyonlarca insan var: her gittigim havaalaninda, otelde goruyorum; yanyana ama yalniz basimiza kahvalti eder, konusmak yerine laptoplarimiza bakariz. klon ordusu degil de drone ordusu.

    tabii bu kesim de yine gorece azinlik. ama kriteri, ne bileyim, senede en az bir kez ucmaya cektigin zaman bir anda yuz milyonlara ulasiyorsun.

    her gun avrupa havasahasindan 30 bin ucak geciyor. bunun mukemmel gorselini kacirmayin bu arada.

    bir yandan istanbul dunyanin en cok direkt baglantili hubi, bir yandan da hala bunu bir statu sembolu olarak gorecek kadar dunyadan kopuk vaziyetteyiz. gelir dagiliminin boktanligi ve agir calisma sartlari elbette bunda buyuk rol oynuyor. ama acliktan agzi kokacak kadar fakir olmayan herkes senede bir kere ucabilir.

    ***

    ucak yolculugu sirasinda sinir edenler:

    -ter kokusu. artik iyice bosverdim, ter kokanlara koktuklarini soyluyorum. milletin ortasinda rezil edercesine degil, sadece onlarin duyabilecekleri sekilde. boyle birseyi samimice birinden duymak insanlarin daha once tecrube ettikleri birsey olmuyor, sasiriyorlar. sadece o sasirmaya deger.

    -bebek aglamasi. yapacak birsey yok. kulaklari tikaniyor basinctan, acamiyorlar ve bu onlara aci veriyor. sakin aglamayi duymamak icin kulak tikaci filan kullanmayin buna karsi, sonra basinc degisikliginde kulaginiz tikali kalir, zar yirtilmasina kadar yolu var.

    -namaz sov yapanlar. bunlari iki uc kez uyarip, sona kargo bolumune kapamak lazim. ucak turbulansa girecek, pilot ikaz vermis, salak hala koridorda dua ediyor. hava bosluguna dussek, 80 kiloluk vucudu bir kalas gibi birinin boynunu kirabilir.

    -ucak iner inmez ayaga kalkanlarin nesli giderek tukeniyor. en son ne zaman gordugumu hatirlamiyorum bile. ama ucak taksi yapar yapmaz piston assagi indi moduna girenler hala onemli bir demografi. bunlara hitap eden bir parti kursak akpyi deviririz. kapinin acilmasina en az 5, yurumeye baslamana 10 dakika var. ecis bucus duracaksin oyle, agzinda onundekinin cantasi, kicinda arkandakinin gitari. ilk defa ucanlari tenzih ederim ama onlarin orani yuzde 5-10'tir tas catlasa, geri kalanlarin da birkaci baglantiya yetisecekler ve o kazanacaklari 10 saniyeye ihtiyaclari var desek, her ucusta duzinelerce insan dusunmeden davranan suru hayvanlari olduklarini kanitliyorlar.

    -elektronik aletlerin tum ucus boyunca, ucus modu dahil, kullanimini yasaklayan havayollari. ucakta calismak imkansiz oluyor.

    -arkasina bakmadan zart diye koltugu yatiranlar. bacagima vuruyor, elimde icecek olabilir, vs. bunlara bir iki saniye sure veriyorum, hani bazen koltuk kontrolsuzce yatiyor, belki donup geri alirlar diye. tinmiyorlarsa, direkt tekmeliyorum koltugu. sonra donup bana cemkiriyorlar. diyorum "ya ben otobuste senin kucagina otursam, sen de beni itince "ama efendi gibi derdinizi anlatsaniz, niye itiyorsunuz" desem?". o vakitten sonra insan gibi konusmaya basliyoruz. insan gibi diyalog olmazsa, bilin bakalim kim kazaniyor? toplu tasimanin altin kurali sudur: arkandakiyle arani bozarsan gotu kaybetmeye mahkumsun.

    -gecikmelerin nedenini aciklamayan pilotlar. psikoloji ogrenmiyorlar mi? tabii ki gecikmemizin suresini degistirmeyecek aciklamalari, ama havayolu acisindan asil sorun gercekte beklenilen sure degil, yolcunun algiladigi gecikme suresidir. ve sen birine gecikmesinin nedenini aciklamazsan, o algilanan gecikme suresi gercek sureden fazla olur. bunun hakkinda dunya kadar deney var. havayollari da dunya kadar parayi pazarlamaya harciyorlar. bir yerde bir kopukluk var.
  • eşşek kadar bavulu el bagajı diye kabine sokup sizin el bagajınızı, montunuzu, ceketinizi ezerek kapağı kapatmaya çalışan denyolar.
  • ne güzel uykuya dalmışken, hostesin üzerinizi pikeyle örtmesi, eliyle saçınızı geriye doğru tarayıp alnınızdan öpmesi. ulan uyuyoruz işte! bin kere de yapmayın dedik.
  • aşırı soğukkanlı yolcu tripleri. gazete okur, kahvesini içer, pezevenk sanki belediye otobüsünde 50 km ile gidiyor. ulan ben orada her dakika gözüm kanatlarda, kulağım motorların sesinde, ne zaman "çatt" diye kırılacak, ben nasıl denize düşersem hayatta kalırım, şu 3 koltuk ötedeki sarışın hatun ile ıssız adaya düşer miyim? gibi binlerce felaket senaryolarını kafamdan geçiriyorum.

    not: bu entry benim ruh hastası, paranoyak olmam ile yazılmıştır. yoksa uçak yolculuğundan keyif alarak gitmek ne güzeldir kimbilir.
  • biletinin cam kenarı olmadığını bilen ama
    -aa, sizin koltuk muydu diye soran tip
  • uçak iniş yapınca, 'ikaz ışığı sönmeden ayağa kalkmayın' anonsuna rağmen ayağa kalkıp dakikalarca ayakta kapıların açılmasını bekleyen mal türk yolcular.
  • uçak havaalanına inip de henüz park etmeden bütün yolcuların ayaklanması ve zaten dar olan geçidi iyice tıkaması.bir de yukarıdan çantayı alma derdiyle birleşince iyice çekilmez oluyor.
hesabın var mı? giriş yap