şükela:  tümü | bugün
  • insanlarin ucaga bindiginde domates suyu icmesi yillardir farkinda olmadan aklima yer etmi$ bir ozelliktir. her ucaga bindigimde en az 15-20 tane insanin elinde bir plastik bardak, icinde de domates+kara biber kari$imi gorurum. bu insanlar evlerinde tv izlerken de domates suyu icerler mi, bilmenin mumkunati yoktur tabi. samimi olmak gerekirse bendenizin de o insanlara ozenip hostesten domates suyu istemi$ligim ya da domates+kara biber+votka kari$imi isteyip kendimce durduk yerde bloody mary yapmaya cali$mi$ligimda vardir.

    lakin gecen gun bir dergide okudugum kisa bir yazi insanoglunun ne kadar enteresan bir organizma oldugunu bana bir kez daha anlatti, ogretti. efendim $u anda kaynak veremeyecegim bir ara$tirmaya gore* bu insan denilen yaratiklarin yuzde 40'lara varan bir bolumu reel hayatta hic domates suyu icmemesine ragmen, ayagi yerden kesilip, gotu iki bucuk atinca kendini domates suyuna verirmi$. daha da otesi, neden domates suyu icmek istediklerini aciklayamazlarmi$. neden vi$ne suyu, armut kokteyli veya nane likoru olmadigini bilmiyorum bilemiyorum. ancak domates suyunun icindeki ek$imsinin, bu hakli ve gizli tirsikliga alkolden iyi gelebilecegini hic dusunememi$tim. belki de oranin bu kadar yuksek olmasinin nedeni bendeniz gibi gizli ozentilerin birbirine bakip bakip domates suyu istemesidir. hmm... boylece geldik bir entrynin daha sonuna. demek ki neymi$? ademoglunun ne bok yiyecegi ve nasil yiyecegi belli olmazmi$.
  • (bkz: #4067097)
  • domatesi de suyunu da sevmeyen bir insan olarak nedenini asla cozemeyecegim bir durumdur bu domates suyu ve ucak iliskisi... hergun oraya buraya gidip oturan, dolanan bir insan olarak daha istanbulda herhangi bir cafede, restoranda, evde ya da orada burada cevremde tanidik tanimadik kimsenin domates suyu siparisi verdigine rastgelmeme ragmen ne zaman ucakla bir yere gidecek olsam, yanimdaki yok arka caprazimdaki, sol ust kosedeki (nasil oluyorsa) neyse herkes birden birden domates suyu icmeye baslar... domatesin kokusuna dayanamayan benim gibiler icin kabusumdu bir durumdur bu... her yerden kekremsi bir koku yukselir... insanin ici bir fena olur... bu arada akilda butun bu domates suyu sevenler ucakta mi bulusur sorulari gelir... ve fakat bugun bir kez daha anladim ki eksi sozluk sen herseye kadirsin... demek bu aciklanamaz bir insan davranisiymis...
    psikolog arkadaslari bu konuda arastirma yapmaya davet bile edebilirim ...
    (bkz: tomatofly sendrom) neden olmasin ?
  • akşamdan kalma halini atmaya yaradığı rivayet olunan domatesli içeceklerin * * , uçuş korkusunun yarattığı benzer sıkıntıyı bastırıyor olma ihtimaliyle açıklanabilecek arzu.
    (bkz: #4171994)
    (bkz: #1753591)
    (bkz: #2323015)
  • insanoglunun gormemisliginden ileri gelir. soyle ki efendim, hostes o icecek dolu arabayi bir o tarafa bir o tarafa cekerken ( hele uzun ucuslarda caninizda iyice sikilmissa) genelde insanoglunun icinden acaba ne icsem evde icmedigim, soyle degisik bisey icsem dusunceleri gecer. domates suyu ile gozgoze gelince birden birseyi hic icmediginizi hatirlarsiniz ve ona yonelirsiniz.
  • tahminimce domates suyu, çoğu cafe ve restaurantta bulunmayan, bakkallarda ve marketlerde cola, vişne suyu, portakal suyu, şeftali suyu vs. kadar çok satılmayan, insanların normalde pek de aklına gelmeyen bir içecektir. ne bir otobüste ikram edilir, ne normal zamanda insanın aklına gelir. haliyle, uçağa binilip de domates suyunu gören insan evladı "dur lan nasıl bi şeymiş bu. bi tadına bakayım" diyerek almakta ve beğenmektedir. onu gören bir başkası da aynı şekilde düşünerek almakta ve bu döngü sonsuza kadar gitmektedir. döngünün başlangıcında domates suyu yerine ananas suyu, armut suyu falan gibi yine cafelerde, restaurantlarda, bakkallarda, marketlerde kolay bulunmayan (hatta hiç bulunmayan) bir içecek sunulduğunda da sonuç değişmeyecek, uçak yolculuğu ile bu içecek özdeşleşecektir diye düşünüyorum.
  • normal hayatinda kahvaltida portakal suyu icmeyen insanlarin, otellerin acik bufe kahvaltilarinda kahve ya da cayin yaninda portakal suyu icmesi ile benzesen bir arzudur.
  • uçağa bindiğimde daha önceden -nedense hiç bir seferinde- tahmin edemediğim kadar acıkmış olduğumu anlarım. zaten mutlaka uçağın suçudur bu, geç kalmıştır, cok yormuştur nebleyim bişeler. o yüzden uçağın kaynaklarına saldırma arzusu servis başlayana kadar içimde iyicene yer eder. fakat ilk serviste sadece ufak bir paket kraker, fındık bişey ve içecekler vardır. o kadar açken şekerli bişey içmek saçmadır. yemeğe -burada sanırım domates çorbası oluyo- en yakın şey ise domates suyudur. içerim. bi daha da içmem, ne içeyim, simit yerim, çorba içerim.
  • gerci aclik ile iliskisi kurulmus ama ben de tekrarlayayim: acliktan oluyor o. tum ucakta aciktigini hissedip de yemek servisine kadar ne bok yiyecez diye dusunenler bu gorusu tekrar ederlerse 'gotu kalkik domates susyu icicisi, ucaga gelince havasi suyu degisme, deden de mi domates suyu icerdi?''lerle kararli mucadelemiz basariya ulasmis olacak. bu savasta yoruldukca domates suyu icecegiz. karabiberli karabiberli. of acikmisim.
  • insanoğlunun olayları ritüel haline getirmesinin bir sonucudur. nereden başladığı belli olmayan bir alışkanlıktır, büyük ihtimalle amerikan havayolları ve hollywood filmlerinden başlayan ve yıllar içinde nesilden nesile genetik kodlarla filan geçen bir şeydir bu... ama evet böyle bir durum vardır. herkes için gecerli değildir bu durum ama belli bünyeler için gecerlidir. söyle ki, bazı insanlar bazı aktiviteleri tören haline getiriyorlar farkına varmadan. mesala uçakta potakal suyu veya domates suyu içilir ve tuzlu fıstık yenir. ido hızlı feribotlarında bu ritüel kaşarlı açmadır. eskiden vapurlarda nane şekeri ve kanlıca yoğurdu ritüeli vardı. topçular arabalı vapurunda uzun sandviç ekmeğine tost yemek ve çay içmek için binen bünyeler az değildir... selçuk'ta duruldu mu gecenin körü de olsa çöpşiş yenir vs. bunlar aslında farkında olmadan bize dayatılan ve her olayı bir tören havasında yapmamızı sağlayan faktörlerdir. insanlar böylelikle galiba kendileri farklı bir şey yapıyor gibi görüyorlar ve daha iyi hissediyorlar. temelde yatan galiba bu ama içten içe büyük bir kısmımızın pavlov'un köpeğinden pek bir farkımızın olmadığının da kanıtıdır bu.