şükela:  tümü | bugün
  • ögretmen açığı bulunan okullarda, ders saati başına alınan ücretle yapılan öğretmenlik ya da amelelik. meb, kpss ile parça parça ögretmen aldigi icin bir sürü issiz öğretmen dışarda iş bekliyor. hem onları oyalama hem de bir sekilde kendi islerini de yoluna (!) koymak icin bu uygulamayı gercekleştiriyorlar. sonrada buna itirazı olanlara, sanki büyük bir iyilik yapmışlar gibi "beğenmiyorsanız çalışmayın" diyebiliyorlar. bu ögretmenlerin diğer öğretmenler gibi güvenceleri yok ve ayni isi yapan kisinin yarisi kadar bile maas alamiyorlar. ders basina su gün itibariyle kesintliler haric 5.5 ytl alıyorlar. maaş ödemesi ise tamamen kafalarına göre işleyen bir süreç. ücretli çalışan öğretmenlere bakıyorum, eğitim fakültesi çıkışlılar olduğu gibi örneğin selçuk işletmeden mezun olan birisi de nasıl oluyorsa ingilizce öğretmenliği ya da diğer branş öğretmenliklerini yapabiliyor. bu nasıl oluyor kardeşim sorusuna aldığınız cevap ise malesef değişmiyor.

    (bkz: burası türkiye)
  • okullara ticarethane gözüyle bakmanın sonucu.
  • öncelikle ülkemizde öğretmen açığı yoktur diyen bir bakan var. aynı şekilde açıkları kapatmak amacı ile çalıştırılan binlerce ücretli öğretmen var (bunlardan biri yakinim) şimdi neden açık yokta bu arkadaşları üç kuruş paraya çalıştırıyorsun çalışma zorunlulukları olmasa ne yapacaksın öğrencileri boşamı okula getireceksin.
    benim bildiğim "müslüman adam yalan söylemez" sayın bakanım.
  • haftada 30 saat derse girerse, ki bu ilköğretim okullarında maksimum ders saatidir, aylık yaklaşık 600 ytl ye çalışan öğretmen adayları ya da iş bulamamış herhangi bir fakülte mezunu olan kişilerdir. hatta milli eğitim bakanlığı bu işi o kadar çok sevmektedir ki, iktisat fakültesi mezunu bir arkadaşı okul müdürü yetkili olarak da görevlendirebilmektedir. milli eğitim bakanı sayın(!) hüseyin çelik, mecliste yaptığı bir konuşma esnasında doğudaki okullardan bahsederken şöyle cümleler sarfetmiştir: "okullarımız onarılıyor, eğitim öğretime hazır hale getiriliyor. öğretmen ihtiyacı ise yok denecek kadar az. örneğin x okulunda 2 kadrolu, 4 sözleşmeli ve 6 ücretli öğretmenimiz görev yapmakta. böylece öğretmen açığımız oluşmamaktadır." bu cümlelerden de anlaşılacağı gibi sayın bakan ücretli öğretmenleri de normal öğretmen kategorisine sokmakta ve böylece "öğretmen açığımız yok" diyebilmektedir. oysa ücretli öğretmenler normal bir öğretmen kadar çalışmasına rağmen devletin muhteşem politikası sonucu, tabiri caisse, karın tokluğuna çalışıyorlar. zaten kadrolu-sözleşmeli diye iki gruba ayrılmaya zorlanan öğretmenler, bir de ücretli öğretmen kavramının ortaya çıkmasıyla tam olarak bölünmüşlüğe itilmektedirler. "sözleşmeli öğretmenlikte ne ola ki?" diyenler için (bkz: #12956267)
  • haftada 24 saat ayda 96 saat derse girip ele, kesintilerle birlikte 640 ytl geçmesine vesile olan kölelik. yetkililere en içten selamlar.
  • ogrencilerinizin size "ogretmenim siz kadrolu musunuz, kadrosuz mu?", "ogretmenim siz sene basindan beri gelen 5. ogretmenimizsiniz", "ogretmenim siz gitmeyeceksiniz degil mi?" gibi sorular sormasina, sizin daha 10 yasindaki gozlerinden umut fiskiran, kirlenmemis sekerpare ogrencilerinize cevap verememenize, girdiginiz bransa ait zumre baskani da dahil, okulda hic kadrolu ogretmen olmamasina, her an ayrilmak durumunda kalmak olgusuyla barisik olmaniza, hakettigi yerde ve hakettigi ucreti alanlara giptayla bakmaniza sebebiyet veren ogretmenlik cesididir. cesit diyorum zira ogretmenlik 3'e ayrilir cocuklar, herkes acsin bakalim defterleri, yaziyoruz;

    1- kadrolu ogretmenlik
    2- sozlesmeli ogretmenlik
    3- ucretli ogretmenlik
  • bu köleliğe başlayacağım sırada sözlüğe bakıp bilgi alırım demiştim.pek fazla bir şey göremeyip para sıkıntısının da etkisiyle köleliğe başladım. dolayısıyla ileride bakıp ne menem bir şeyle karşılacakları hakkında geleceğin ücretli öğretmen adaylarına yardımım dokunsun istedim.

    ücretli öğretmenlikle ilgili en fazla dikkat edilmesi gereken husus ders saati ve alacağınız ücret hesabını dikkatli yapmaktır. ben 23 saat derse giriyordum haftada, hiç tatil olmazsa 600 ytl civarında bir ücret alıyordum. başladığımızda 800 ytl alırsınız denmişti. daha sonra öğrendik ki yüce devletimiz bu ücretten sigorta primi kesiyormuş ve bizim anlı şanlı ücret 600 ytlye düşüyormuş. bir de memleketimizin tatil cenneti olduğunu düşünürsek bu ücretin daha da aşağıya gelme ihtimali oluyor ki bu iş her ay oluyordu. 150 ytl aldığım ay oldu. bunun da 100 ytlsini servise vermiştim.
    bunun dışında nasıl bir idareci tayfasına denk geldiğiniz çok önemli. ceberrut idarecilere denk gelirseniz berbat bir vaziyet alacaktır hayatınız. bende böyle bir sıkıntı olmadı hayli rahattım. tek ve en önemli avantajı ise istediğiniz an ceketi alıp çıkabiliyorsunuz.

    sözleşmeli olarak güzelim istanbul' uma geri döndüm. ücretlilikten sonra sözleşmeli atanınca kendimi burjuva gibi hissettim.
    umarım kimse ücretlilik illetine bulaşmak zorunda kalmaz.
  • milli eğitim bakanlığı öğretmene para vermek istemiyor... silaha paramız var ama öğretmene yok... o yüzden yaklaşık 60 ila 100 bin arasında öğretmen, "ücretli" statüsünde çalışıyor... ne demek ücretli öğretmen? girdiği ders başına para alan, bayramlarda ve tatil günlerinde ücreti kesilen, aylık geliri asgari ücret düzeyinde kalan yani çok çok 600 lirayı bulan bir tür öğretmen... kadrolu öğretmen 1200 tl dolayında maaş alıyor. ücretli öğretmen aynı okuldan, aynı düzeyde biri olsa da aynı dersi yarı fiyata veriyor. bu durumda bir öğretmende moral kalır mı? verim alınır mı? öğrenciye yararlı olur mu? öğretmene ve öğrencinin geleceğine saygılı bir hükümet öğretmenelere bu muameleyi layık görür mü?

    melih aşık
  • 2008-2009 eğitim öğretim döneminde eylül ayından ocak ayına kadar yaptığım öğretmenlik türü.devletimiz kadrolu ya da sözleşmeli atamak yerine ücretli öğretmenlik yaptırmayı tercih ediyor.600 tl ile işini görmek varken neden o öğretmene iki katını versin ki.kimse ücretli öğretmenlik yapmazsa öğretmen adayları da atanamıyoruz diye ağlamazlar.size yanlış gelen bir şeyi söylediğinizde bile kadrolu olmadığınız için garip karşılanırsınız.bir daha yapmayı kesinlikle düşünmüyorum.