şükela:  tümü | bugün
  • alkol gibi (sicaklik?) hava ile temas edince havaya karisan minik kus gibi pir pir edip canlanip ellerimizin bos kalmasini saglayan maddeler icin kullanilan sifat.
    (bkz: bilip bilmeden entry girmek)
    (bkz: ucucu yazarlar)
  • buharlasma isilari dusuk olan sivilar (eter, tiner, alkol vs)
  • ucan (bkz: ucucu personel)
  • izi kalmayandır; zira izi bile ucucudur ucucu olanın. bakarsınız geride sadece sanrı kalır; emin olamazsınız ucucu olanın, yaşananın, paylaşılanın gerçek olup olmadığını.
  • tutamadığınız, ele avuca sığmaz, yerinde durmaz insanların sıfatıdır bazen. koku gibidirler... varlıklarının farkındasınızdır ama göreyim, bileyim, tutayım dediğinizde çoktan karışmışlardır bir şeylere; ya havaya, ya yollara, ya sizin dışınızdaki başka insanlara...
  • para, cep telefonu vs. gibi yükte hafif pahada ağır maddeler de bu sıfatı haizlerdir. ancak böyle bir durumun hasıl olabilmesi için öncelikle güvenle uçabilecekleri (kimsenin görmediği) ortamlarda bulunmaları gerekir.
  • (bkz: volatilis)
    kısaltma için (bkz: volat)
  • uçuculuk belirli miktardaki dizel yakıtın % 90’ının buharlaştıran sıcaklık olarak tanımlanır. bu sıcaklığın azalması uçuculuğun çoğalması demektir. dizel yakıtlarının uçuculukları setan sayısı ile aynı etkenlere bağlıdır. yüksek uçuculuktaki yakıtlar bu tür yüksek devirli motorlarda tam yanma nedeniyle daha iyi yakıt ekonomisi sağlar‚ az duman‚ koku‚ artık oluşturur‚ küçük miktarda kirlenme ve aşınmayan neden olurlar. ve tüm bu nedenlerden ötürü verime katkı sağlar.
  • sırasında kızlara kendimi beğendirmek ve sunmak için aldığım hediyeler hep saat (kol saati) olurdu. daha örtük açılma ve ciddiye alma belirtim sinemaya götürmekti. sinema benim için bir gizli ayin, en güzel giyimlerimi hazırlayacağım resmi törendi. bana gelen hediyeler ise hep kokuydu, güzel kokular. sanki ben onlara hep zaman veriyor veya zaman istiyormuşum, vericilerim ise beni hep koku kadar uçucu ve uçarı görüyormuş.

    (bkz: uçucu madde bağımlılığı)