şükela:  tümü | bugün
  • winter is coming
  • toplu tüfekli, füzeli roketli olmayacak bir savaştır.

    ancak diğer yandan da evrenin sonsuzluğu kadar, insanlığın gerizekalılığı da sonsuz.

    yani şöyle bir senaryo olmaz diyemiyorum...

    amerika kuzey kore'yi vurur. çin vay horonzbu çocukları diye amerikaya dalar. rusya çin'e destek verir. amerika, türkiye ve türki cumhuriyetlere ya benimlesin ya değilsin der. türkler düşüne dursun suudi arabistan aksiyona göbekten dalar, amerikadan talimat bekler. israil fırsattan istifade filistini haritadan siler. hazır ortalık karışıkken barzani kürt devleti kurduğunu ilan eder. türkiye barzaniyi tokatlar. amerika türkiye'yi düşman ilan eder. avrupa birliği yıllardır türkiye'nin bölünmesini beklediği için, fransa ve ingiltere önderliğinde türkiye'ye cephe alır. ortalık 56 olur.

    maldivler suudi arabistan'ı desteklediğini ilan eder fakat sikleyen olmaz. san marino bizi bu işlere bulaştırmayın der. amerika, ölmesi gereken ucuz asker gücünü çad ve liberya'dan ithal eder. bu iki salak afrika ülkesi de 3. dünya savaşına dahil olur. madem savaşa dahil oldunuz, biz de size savaş açıyoruz diye tüm sahraaltı afrika birbirine girer. boko haram ve ışid gibi örgütler tekrar büyük güç kazanır.

    kızılderililer bile böyle bir ortamda bişeyler kaparız diye olay çıkarır. çin, piyade birlikleri için kamboçya ve vietnam gibi ülkeleri savaşa girmeye ikna etmeye çalışır. vietnam amerikan nefretiyle olaylara kafadan dalar. dalmasıyla üzerine balistik füzelerin yağması bir olur. bunun üzerine tüm asya topyekün savaşa girer. "kime dalıyorduk lan biz? hepsi birbirine benziyor anına koyim!" diyen amerika en temizi nagazaki ya resulallah diyerek napalm katliamlarına başlar.

    hindistan ve pakistan, çin rusya ittifakına katılır. amerika sivil, askeri üs gözetmeksizin bombardımana tutulur. afrika ve ortadoğudaki gebeşlerden umduğunu bulamayan amerika, avrupadaki müttefiklerinden medet umar. türkiyeyle henüz başa çıkamamış sömürgeci avrupa "diego dur allahını seversen. ortalık karışık..." der. amerika, tüm düşmanlarına arkadaşlar medeni insanlar gibi anlaşalım böyle savaşla olmaz bu işler der, ardından gıcık olduğu ülkelere nükleeri basar. çin dümdüz olur. afrika dünya savaşını çoktan unutup bir iç savaş içerisinde birbirlerini keser. savaş sonunda rusya'da amerikaya nükleeri basar, milyonlarca ölüm olur, kazanan belli olmaz.

    biraz red alert fantazisi oldu, idare edin.
  • bu savaşın yakın zamanda çıkma olasılığı çok artmıştır. kuzey ırak, suriye, kuzey kore'de yaşananlar ve gidişata bakınca yolun sonu gözüküyor.
    asya, avrupa, orta doğu sürekli olaylar zinciri yaşıyor. terör, savaş, referandum, nükleer savaş denemeleri sonrasında çok iyi şeyler olacağını beklemek çok zor.

    neden savaşlar çıkıyor?
    neden dünyanın dört yanında olaylar oluyor?
    neden barış dönemlerinden savaş dönemlerine geçtik?

    amerika ve sscb'nin dünya ülkelerini ekonomik ve toplumsal açıdan kontrol altında tutmak istemesi sonucu başlayan soğuk savaş döneminden sonra sscb'nin yıkılması ile birlikte ortamın amerika'ya kalması sonucu amerika çıldırmış gibi her yerde savaşlar başlattı. ilk olarak körfez savaşı, afganistan çıkarması vb. bir çok yerde huzur kaçtı ve ülkelerin iç yapısı değişti. sscb zamanında afganistan ve iran'ın durumunu ve gelişmişliği ileri bir noktaya ilerlerken bir anda devrim ile iç yapılarının değişmesi aslında tek bir noktaya işaret ediyordu, amerika orta doğuda büyük güç istemiyordu. türkiye'de 80'ler ve sonrasında yaşadıkları ve bu durumlara gelene kadar yaşadıkları aslında belli bir plan dahilinde işlediği anlaşılıyor. sadece bunu biz farketmedik. çünkü kitap okuma huyumuz yok ve unutma konusunda baya başarılıyız. geçmişe dönüp bakmamız için kitap okumamız gerekli.

    biz gençler olarak ileri giden yolda çalışmalıyız, çalışmadan gelişmeyi beklemek amerikan filmlerinde olur. çalışalım gençler, çok okuyalım.
  • dünya için kaçınılmaz olan savaştır. nasıl tarih boyunca insanlar birbiri ile savaştıysa bu zamana kadar bundan sonrada savaşmaya devam edecektir. çünkü dünyanın fıtratıdır bu. ha yarın olmuş ha elli yıl sonra ama yaşanacaktır ne yazık ki.
  • son günlerde yaşanan gelişmelere bakıldığında gözle görülmeyen iki cephenin psikolojik metodlarla yürüttüğü savaş.
    son bir yıldır dünyada öyle gelişmeler yaşanıyor ki, satranç oyununu takip ediyor gibiyiz. ancak kötü olan şu ki oyunda piyon olan seyirci olduğunu zanneden bizleriz.
    trump'ın iktidarı -> o'nu rusya'nın iktidar yaptığı iddiaları,
    kuzey kore'nin tehditleri -> trump'ın şaka gibi gözüken restleri
    ortadoğu'dan körüklenen mülteci akını -> avrupa'da yükselen milliyetçilik ve ırkçı partiler
    sürekli ülke liderlerinin yayınlanan yolsuzluk belgeleri,
    katar'a uygulanmayan ambargo kararı,
    dünyanın canına okuyan işid'in bir anda yok olup bitmiş gibi gösterilmesi,
    kuzey ırak'taki referandum...
    şeklinde uzayıp gidebilecek bir liste 2017'deki olaylar.
    ancak son zamanlarda iki tarafın da hamle sayısı artmaya başladı ve sona yaklaştığımız da iyiden iyiye hissedilir oldu.
    trump'ın danışmanlarının ortaya çıkarılan rusya irtibatı, abd'deki sarraf davası, suudların yolsuzluk operasyonu ve son olarak yarın ilan edileceği açıklanan paradise papers sanki bir tarafın üçüncü dünya savaşı'ndaki hamleleri gibi adeta. yukarıda anlattığım olaylar silsilesi bende karşılıklı bir mücadelenin verildiği izlenimini uyandırıyor. bu yüzden de diğer tarafın hamlelerini bekler hale geliyorum.
    vakti zamanında üçüncü dünya savaşı için cephe mücadelesi değil uzaktan yapılacak teknoloji savaşı olacak demişlerdi. bugünkü psikolojik savaş bunun bir parçasına benziyor.
    ilerleyen günler bu entrinin muhtemelen editlenmesine sebep olacak.
  • çıkma ihtimalinin düşük olmasının nedeni insanın değişmesi değil, mevcut durumda belli bir grubun büyük bir savaş başlatmak için herhangi bir teşvike sahip olmamasıdır.

    insan aynı insan. güç için kimsenin gözünün yaşına bakmayacak, teşvik (getirisi götürüsünden fazla olan durum veya durumlar) varsa dağları delecek, kazancı için "dinimiz", "ideolojimiz "veya "vatanımız" deyip milyonları kendi güç sevdası için ölüme gönderip onları istatistikten ibaret bırakacak olan insan yine aynı insan.

    bu bahsettiğimiz organizma, yani insan şu anda bunu yapamıyor (nükleer güçler için). neden?

    1) birbiriyle diplomasi veya gizli şiddet içeren çözümleri hariç (covert / proxy olarak) sorunlarını çözemeyen iki denk blok yok. (abd yani nato'ya denk bir güç yok, ve bu güç ekonomik ve askeri anlamda beraber olmak zorunda.) "acaba?" bile diyemiyorsunuz. herkes kendi sınırlarında ve oyunun kuralları dahilinde istediklerini elde ederken ve tatmin olurken, kim ne diye savaşsın?

    2) olası bir savaşın sonuçlarını en güçlü olan bile kestiremiyor. pirus zaferi olası.
    yani bir bloğun büyük savaşı kazanmasının karşılığında metropollerinin (mesela new york, moskova, şangay, hong kong, londra, paris gibi büyük şehirlerin) yerle bir olması ve bu ulusların en donanımlı kitlelerinin nükleer silahlara kurban verilmiş olması durumunda kendileri hala "kazanan" olarak sayılır mı? yoksa savaşın iki tarafı da kaybetmiş mi olur?

    mesela; nato şu an tüm gücünü kullanırsa çin veya rusya bloklarını temizler diyelim, ki bedeli çok ağır olacak olsa da en olası sonuç bu. (vietnam, afganistan, ırak örnekleri aklına getirenler için; gerilla savaşı ile düzenli büyük orduların savaşmasını karıştırmayalım; 1.dünya savaşı'ndan beri abd hiçbir üçünü nesil savaş'ta yenilmemiştir -körfez savaşının taraflar bazında kayıplarına göz atarsanız nasıl bir güç dengesizliği olduğunu görebilirsiniz, gene 2003 ırak savaşı'nda koskoca düzenli ırak ordusunun kısa süre içinde yok edilip, hepsinin ayrı telden çalan terörist örgütlere dönüştürüldüğünü görebilirsiniz, kore savaşı'nda da truman'ı dinlemeyip 38.paralelde kalmak yerine gereksiz yere ofansa kalkan ve pusuya düşürülen macarthur'u saymazsak bm kore savaşında kontrolü (38.paralel sınırı) elinde tutan taraftır. (sovyet destekli çin & kore ittifakının çok daha fazla kayıp vermesi ve amaçladıklarının aksine tüm yarımadayı ele geçirememeleri nedeniyle başarısız olduklarını söyleyebiliriz.) dördüncü nesil savaşın da yeneni nasıl belli olur henüz muğlaktır ("100 yıl boyunca sana karşı ayaklanılsa bile belki de sen tek bir üçüncü nesil savaştaki kayıplarını 100 yıla yayıp aynı ekonomik getiriyi yakalıyorsun" gibi).

    ancak bu nato 3.nesil savaş dahilinde çin ve rusya blokuna karşı kazanan olursa bile kayıpları kazancını geçer mi? işte orası muallak. (ve her bakımdan kazansan bile sonrasında yeni bir 4.nesil veya 5.nesil başlarsa -ki muhtemel- ne kadar sürer, ne kadar can sıkıcı olur onlar da büyük bilinmezler...)

    ne kadar hoşumuza gitmese de nükleer silah kullanımı büyük bir caydırıcılık unsuru. çünkü sen kullanırsan, karşı taraf da restini görüp seni benzer yolla yok etmeye çalışacak (eğer masaya oturup anlaşalım demezse).
    örnek: yine kore savaşı'nda bm tarafı savaşın bir bölümünde düştüğü tüm zorluğa rağmen (sayı dezavantajı ve pusuya düşmüş olmaları) nükleer kullanmadı. neden? çünkü sovyetler destekli çin ve kore'ye karşı nükleer kullanılsaydı sovyetlerin savaşa girme riski ve restine rest deme riski vardı. zaten son 40 sene içinde iki büyük savaş ile yerle bir olmuş dünyada böyle bir yüke girmek istemediler ve iki büyük hiç savaşmadı.

    şu andaki denklem şu:

    *büyüklerin savaşması halinde savaşın nükleer evrede geçeceği üzere*
    (potansiyel kazançlar + nükleer büyük savaşın getireceği kayıplar) < (nükleer olmayan küçük, vekaleten savaşların getireceği dolaylı kayıplar + mevcut kazançlar)

    denklem böyle olduğu için üçüncü dünya savaşı şu an çıkamaz. tek bir durumda çıkabilir:

    bir taraf kusursuz hava savunma sistemlerine sahip olursa o zaman kılıç kalkana karşı mg42 bulmuş gibi olacaklar. etkiyi abartmak için söyledim ama aslında olayın tabiatına bakacak olursak korunaklı top, yani tank üreterek topu piyade mermisinden korumak gibi devrimci bir fikir daha iyi bir örnek olabilir.

    hava savunma sistemlerinden kastımız nedir? tabii ki safi hava kuvvetleri üstünlüğü değil, o zaten olmak zorunda. bombardıman uçaklarının üstünüzde uçmamasının ötesinde füzeleri de engelleyebilmeniz lazım. (ki uçakları engelleyeceğiniz bile kesin değil henüz.)

    bir ülke asıl olarak, nükleer başlıklı icbm'lerden kendini koruyabilmek adına bir hava savunma sistemi geliştirirse bu tam bir game changer olur. geçen aylarda abd bu konuda başarılı bir test gerçekleştirdiğini söylemişti ancak bunu yörüngesi sabit bir icbm'ye mi yaptı vs. bilemiyoruz. bu işi kusursuz yapmalısınız, 1% hata payı bile size yenilgiyi tattırabilir ya da üstteki denklemde kaybeden tarafta olabilirsiniz. nükleer söz konusuysa 1% çok büyük bir oran. işte bu durumu değiştirecek; yani insan hatası haricinde kusursuz çalışacak bir sistem yaratılırsa o zaman üçüncü dünya savaşı çok yakındır.

    ancak henüz rotası belli icbm'yi vuramazken yön değiştirme kabiliyetine sahip olan nasıl engellenecek, bunu engelleyecek çeviklikte bir sistem nasıl yaratılacak onu bilemem. bu yüzden üçüncü dünya savaşı uzak görünüyor. birileri uzayda çok rahat hareket etmeye başladığı zaman icbm'lerin de engellenebilme şansı artacağından (şu an uzaya silah çıkarmak yasak), büyük savaş ihtimali daha yüksek olacaktır ancak şu an yakın değil.
  • silahlı askerlerin değil klavyeli hackerlerın savaşı olacaktır.
  • yavaştan başladığını düşündüğüm savaş. yüzyıllar sonra*tarih kitaplarında birkaç satırla bugünlerdeki karışıklıklarla savaşın adımlarının atıldığı yazacak. orta doğu'da zaten yıllardır savaş var. kuzey afrika yeniden dizayn edildi orta doğu da yolda. arap ülkeler karışmaya başladı. avrupa'ya bakıyorsun ispanya'da katalanların ayrılması olayları var, ingiltere avrupa birliği muhabbeti. trump ile körüklenen bir durum da söz konusu yerelde değil her şey. sürekli intihar saldırıları, canlı bombalar, kitleleri taramalar dünyanın farklı farklı yerlerinde. amerika kuzey kore rusya iran gibi ülkelerin zaman zaman verdiği ültimatomlar. bunlar hep savaşın anlatıldığı tarih kitaplarında başlangıçta bahsedilmeden geçilemeyecek hususlar. tam anlamıyla resmen ne zaman başlar onu bilemeyeceğim ama o da yakındır gibi geliyor.
  • abi çıkacak çıkacak diye beklemekten gına geldi. çıksın artık.