*

şükela:  tümü | bugün
  • burda "acaba tekil mi yoksa çoğul mu" endişesi yaşasam da içimden geçen bi "o" wardır, üçüncü şahıslara yer yoktur, kılcal hayatımda.
  • (bkz: o)
    (bkz: onlar)
  • etkisiz eleman
  • kimi vakit insana kendisini televizyon veya trenmi$ gibi hissettirebilirler.
    zaten isimleri "o" olarak konulduysa kafaya takmanin, sinirleri bozmanin, aciklama yapmanin manasi yoktur..
  • (bkz: üçüncü tekil şahıs)...zamanı ve yeri gelince gitmesi gereken, gitmesini bilen kişi...
  • tüm sözleşmelerde karşısında gard alınmış ilgili kurum ve bireylerdir.
  • herhangi bir iliskide (ask, arkadaslik,aile) araya girdikleri vakit iyi niyetlide olsalar sorun yaratacak olan insanlardir. (ki genelde iyi niyetli olanina rastlamadim.) kendilerine birinci yada ikinci sahis olabilecekleri bir iliski kuramadiklari sürece diger iliskilere karismadan duramazlar.
    (bkz: tecrübeyle sabit)
  • öteki...

    hikayedeki yabancı.

    isimsiz olan... o!

    ama her zaman iki kişilik sahneye sonradan çıkıp gelen diildir üçüncü şahıs. baş rolden de kovulabilir insan.

    üçüncü şahıs istenmeyen olmaktır. istenmediğin yerde de durmaktır. fiilen gitsen bile ruhen...

    masallar gibi diildir hayat. yalnız mutlu sonla bitmemesi diil sebebi.

    gerçek hayatta bi hikaye, son sayfaya gelmekle bitmez.

    ...

    1950'lerin amerikasında zenci olmaktır, çirkin ördek yavrusu olmaktır üçüncü şahıslık.

    öyle hafife almayın. kolay iş diildir. birini kafanda, yüreğinde, içinde nereye gitsen taşıyıp onun da bi başkasını taşıdığına tahammül etmek.

    boşuna benzemez 'o' harfi sıfıra.

    yalnız yürümek, yalnız arşınlamaktır kaldırımlarca yolu. oturup bi bira içmektir çalan müziğe dikkat etmeden. ve yalnız yaşamak boyunca yalnız ölüceğini düşünmektir. sanmayın üçüncü şahsın her an tek başına olduğunu. yalnızlığı ondan diildir. yalnızlık insanın dışından çok içindedir çoğu vakit. ve üçüncü şahıs olan, bi nişan-ı zişan gibi gururla taşır yalnızlığı sol göğsünün üstünde. hafifleyip ağırlaşan bi taş gibidir yalnızlık, bi yumruk kadar. ve öyle oturur durur insanın içinde.

    uzun bi vakit üçüncü şahıslık edince artık kızamaz olur hiçbir şeye. bi suçlu seçip ona saldıramaz kafasında. ne şiirler yazdığına, ne de o çöp gibi oğlana... hayata, kadere, aşka da kızamaz. bilir artık karanlıkta görmediği bi düşmana yumruk savurmamak gerektiğini. karanlıkta yapayalnız, kendi nefesinin buharıyla baş başadır.

    ...

    ama güzel yanları da vardır üçüncü şahıs olmanın.

    ellerinden kayıp gidenin sevdiği adamı olmadık sebeplerle küçültür kendince.

    hayırsızın tekidir... üstelik çirkindir de fazlasıyla. belki de dünyanın en çirkin yüzü onundur. öyle kendini kandırarak falan da diil, delicesine inanarak yapar bunları insan.

    üçüncü şahıs olmak biraz delilik, biraz şizofreni yoksa çekilir gibi diildir.

    öyle ya akşamlar bir roman gibi biterken, ne vakit karşında görsen, öldüreceğinden korkmaktır.

    14.08.2011

    dünyanın bütün üçüncü şahısları için:

    (bkz: üçüncü şahsın şiiri)
  • şimdiye dek içimize işlemiş olması gereken dilbilgisi çağrışımları yerine, bana aşağıdaki paragrafı hatırlatır hep nedense:

    "büyük hayalleri paylaşmış, aylarca sabah akşam yoldaşlık etmiş, birlikte onca yol almış iki kişinin kapıların, pencerelerin dışındaki dünyayı unutarak birbirlerine sarılmalarına, ey melek, her şeyden çok gerçek olmalarına, o eşsiz gerçeklik zamanını bulmalarına ne engel olabilir?

    bir üçüncünün hayaleti."

    (bkz: orhan pamuk)
    (bkz: yeni hayat)