şükela:  tümü | bugün
  • türk şiirine yeni bir soluk getirecek akım. ve eminim kurucuları ekşi sözlük şairleri olacak. hatta belki de kurdular bile!
  • kendilerine şair diyen bir kaç forum arkadaşının internetten anlaşıp kurduğu(!) akım.
    akımın başını da türkiye gazetesi yazarı sefa koyuncu çekiyormuş.
    efendim merak ettik, inceledik.
    akımın manifestosunu yazmış sefa bey de ortada akım yaratacak şiir olmadığı açık.

    akım mantığını anlamamış beyefendi bir kere.
    normal durumda bir kaç şiir antolojisi okumuş birisi her şairin ''akım'' oluşturmadığını anlar.
    öyle ki attila ilhan, nazım hikmet, necip fazıl buna örnek verilebilir.
    birçok şair herkesten başka şekilde ve renkte söylemek istediğini kendince söylemişltir.
    ancak ne necip fazıl ne nazım himket ortaya çıkıp ''yeni bir akım'' arayışı ile henüz ortada olmayan şiirlerin kavgasını yapmamıştır.

    bununla birlikte akım(!) şairleri incelendirğinde de şiir demekten uzak, kurmaca cümlelerin alt alta sıralandığı bir edebiyat(!) ile karşı karşıya kalıyoruz.

    ayrıca sefa koyuncu'nun haydi üçüncü yeni şiiri(!)'ne bakarsak:

    ''şiirlere musallat, ‘garip’ bir hastalık var.
    dinleyen olur berbat, okuyan sara tutar...
    ...
    korsan hikmet’ler daldı, çaldılar mücevheri.
    kuru iskelet kaldı, şiirimizden geri...
    ...
    nazım hikmet kuyruğu, birinci yeni şiir,
    moskova’dan buyruğu, pîri orhan veli’dir... ''

    beyefendi birinci yeni'yi hastalık, okuyanı saralı, orhan veli'yi moskova ve nazım hikmet merkezli birisi olarak ilan etmekle kalmayıp aklınca şiiri aşağılıyor.

    ''ikinci yeni kaos, ya da cinnet şiiri,
    ‘garip’ üstüne bir sos, sanki kürar zehiri...
    ...
    ece hülyâya daldı, sezai de roza’ya,
    galiba mahsur kaldı, ay’da cemal süreya...
    ...
    bunun kimi hayâli, kimi ma’nâyı attı.
    bitti nazmın mecâli, şâirleri yan yattı...
    ...
    ölçü gerekmez diye, lâf yığdılar bir sürü.
    şiir adlı vâdiye, estirdiler terörü... ''

    dizeleri ile de ece ayhan'ı, sezai karakoç'u, cemal süreya'yı aklınca eleştiriyor.

    ''ne ise ki biz geldik, şiiri toplamaya.
    üçüncü yeni dedik, girdik hemen sıraya...
    ...
    gözümüz yok kolayda, ölçü işi azimdir.
    şiir denen sarayda, aruz-hece bizimdir! ...
    ...
    har vurup savursa da, hayırsız evlâtları,
    bilmeliyiz bir sevda, edebî sanatları...
    ...
    ölçülü yazmak için, aldırmadan yaşına,
    şâirler hemen geçin, klavyenin başına! ...
    ...
    bunalımda insanlık, dâvet ediyor seni,
    şiirine sâhip çık; haydi üçüncü yeni! ...''

    dizelerinde de ego patlamasına şahit oluyoruz.
    yaşa başa bakmadan, posta gazetesinde şiir yayınlatan herkesi adeta bu akımın birer üyesi ilan edip herkesi ''klavye'' başına çağırıyor.

    akım(!) adını verdikleri bu forum grubunun bir başka şairi(!) nihat kaçoğlu da

    ''evet dostlar, geldi üçüncü yeni.
    sefa koyuncu'yla açtık beraber.
    sormayınız sakın kaçıncı yeni.
    üçüncü yeniyiz, bizde heceler.

    orhan veli uzak şairaneden.
    turgut uyar yazar ölçüsüz, neden?
    ölçü, uyak lazım bize yeniden
    üçüncü yeniyiz, bizde heceler.

    ...

    sefa koyuncu'yla, nihat kaçoğlu.
    yeniden diriltti bu eski yolu.
    canlandı yeniden bak anadolu.
    üçüncü yeniyiz, bizde heceler. ''

    dizeleri ile yorumu bile hak etmiyor.
  • bir şair olduğunu söyleyip de şiirden gerçekten anlamayan insanların kurduğu bir şeydir. ya bu insanlar gerçekten hak yiyor arkadaş. geçen gün şurada #25127798 zekat vermenin artık gerekmediğine dair yeni bir vahiy inmiş olabileceği konusunda tespitlerimi sunmuştum. şimdi de burada hak yemenin artık caiz olduğuyla ilgili yeni bir vahiy gelmiş olabileceği konusunda tesbitlerimi sunuyorum. ya bu muhafazakar diye tanımlanan kendilerine müslüman diyen insanlarda gram insaf yok mu anlamadım. ikinci yeni için söyledikleri gerçekten çok acıklı.

    ya türkiye'de şiir alanında bir şeyler yapmak, kendini göstermek gerçekten çok zor. çünkü ülkemizden gerçekten çok büyük şairler çıkmış. birileri yenileri küçümsese de ben eskileri küçümsemem. allah beni korusun böyle şeylerden. bir fuzuli, bir baki, bir nef'i çok büyük şairdir. daha nice büyük usta vardır. ama gel gelelim ki bir nazım hikmet, bir edip cansever, bir orhan veli, bir turgut uyar, bir cemal süreya, bir attila ilhan, bir sezai karakoç da büyük şairdir. yani bunlar öyle iyi şiirler meydana getirmişlerdir ki aşılması da çok zordur bunların.

    bu noktada ne yapacaksınız, çok duyarlı olma, çok bilgili olma, çok emek verme gibi gereksiz şeylerle uğraşmak yerine çamur atacaksın. ezeceksin, saçma sapan yereceksin değil mi. yuh ya. gerçekten yuh. sinirlerim tepeme çıktı görünce. ya üçüncü yeniyi kurarsın da bir şeyler üretirsin dersin biz de üçüncü yeniyiz tamam derim aferin çok güzel. ama bu kadar da bok atmak olmaz arkadaş.

    gelelim heceye ve aruza. ya arkadaş yıl olmuş 2011 hala aruz ve heceyi savunuyorsunuz. şiirde ahengin sadece ölçüyle sağlandığı devirler daha tanzimat edebiyatı'nda sarsılmaya başladı. özellikle ikinci yeni'de ise tamamen aşıldı. isteyen yazar tabi yine bir şey diyemeyiz ama yazmayanı sanatsızlıkla suçlamak gerçekten çok abes.

    kaldı ki bu birinci ve ikinci yeniyi yeren şiirler gerçekten çok acıklı. siz bunlara şiir diyorsanız ben şiirden nefret ediyorum. bu ne ya. şiir sadece hece ölçüsüne göre ve kafiyeli yazılmış yazılar mıdır. eskiden her şey böyle yazılırdı ozaman nice matematikçiler, astronomiciler falan da şairdi öyle mi. bunlara olsa olsa manzum eser denir. hadi biraz şiire benzemiş manzume diyelim. ama şiir demeyelim.

    lütfen bir yerlere gelmek için birilerinin hakkını yemeyin. biraz insaflı olun. biraz insancıl olun, biraz müslüman olun eğer müslümanım diyorsanız. biraz daha dikkat edin sözlerinize. şiire bu kadar hizmet etmiş, insan duyarlılığınının ve sanatının anadolu'daki en üst noktalarındaki bu insanlara o kadar da saygısızlık etmeyin. lütfen.

    (bkz: ağlamak istiyorum sayın seyirciler)
    (bkz: ağlasam sesimi duyar mısınız entrylerimde)
  • ikinci yeni'nin bitmesi ve ardından gelecek olan şey de ikinci yeni kavramına dahil olduğu için, üçüncü yeni aslında ikinci yeni'dir.
  • üçüncü yeni'den ziyade 'zilyonuncu eski' ya da 'milyonuncu muhafazakâr terane' adının uygun düşeceği akım. mutavassıtîna rahmet okutma misyonuyla karşımızdalar. bir bitiverin ya hu!
  • "şiir bu artık, eski duyarlılıklar aşıldı; delikanlılar birer meursault, kızların her biri kürk mantolu madonna , üçüncü yeninin ayak sesleri geliyor, duymuyor musunuz? sosyal medyada kaç bin filtre kahve fotoğrafının yanına kaç bin " tutunamayanlar" kapağı iliştirildi, saymadınız mı? atan nabza kulak vereceğinize, hala cemal süreya , hala tümdengelim tümevarım, termodinamiğin ikinci ilkesi , ülke- emperyalizm- sömürü - zindan- ırmak- yürek, hala aynı bozuk plağı çalan aynı gramafon!!! oldu olacak diyalektik materyalizm anlatın da topluca intihar edelim! " - atar buhranoğlu - fil dergisi
  • temsilcisi olmaktan gurur duydugum akim.
  • spotify, şu gaye su akyol, bisikletli grup, bikinili astronomili grup, yüzyüzeyken konuşuruz gibisinden acayip isimli alternatif ve indie türk gruplarının hepsinin birer şarkısını bir araya getirip açılış sayfasına "üçüncü yeniler" adıyla eklemiş. siz de bilin de, ilerde şarkı sözlerinden ötürü bu grupları, şarkıcıları falan edebiyat akımı da sayacaklar gibi, kıvılcımı spotify ateşlemiş, akıllara karpuz kabuğunu düşürmüş, hadi hayırlısı.
  • güzel olduğu kadar da küstah isim. gaye su, adamlar, yüzyüzeyken konuşuruz, son feci bisiklet, korhan futacı ve kara orkestra, can kazaz, can güngör, nilipek, lara di lara, sahte rakı, ikiye on kala gibi yeni nesil sanatçı ve grupları düşünün. seversiniz sevmezsiniz, kaldı ki müzikal yönden farkları çok fazla. söz açısından sembolist, derdini anlayana ve dinleyene anlatan şarkılar üretiyorlar. biraz kırgın, biraz eleştirel, sağlam pesimist, romantik...

    kafa, ot, bavul gibi dergileri, büyük ev ablukada'yı, açık radyo dinleyici kitlesini, flört'ü, peyk'i, artmakta olan cemal süreya, sabahattin ali okuyucularını, yusuf atılgan ve aylak adamlarını da hesaba katın. mevcut dönemi ve giderek otoriterleşen ülkemizi de.

    nur topu gibi servet-i fünun. bizimkisi naçizane tanıklık, ne olup olmadığını sonrakiler anlayacaklar elbet. daha önceki gün "edebiyat sürekli ilerleyen ve gelişen bir şey değildir, inişi çıkışı olur, hangisi hangisi bilemezsin" dedi şair. hala üretiyoruz, bir özlem var birşeylere yönelik. bu da kâfi, şimdilik.

    edit: ayıp ettiğimi düşündüğüm şahıslar eklendi