şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: alternatif)
  • ekonomik olarak sağın başka bir varyasyonu olduğunu bildiğimiz ama ırak savaşı sayesinde en az sağ kadar elinin kanlı olabileceği gördüğümüz, sözüm ona sola yeni bir yaklaşım.
  • (bkz: ota sik)
  • kesinlikle yeni bir akim degildir. dunyanin 100 yil once de gordugu bir filmin, fabian sosyalizminin yeni bir yonetmenle tekrar cekilip piyasaya surulmus halidir.

    (bkz: fabian society)
  • sol ve sağ siyasetlere, ya da amerikan tipi kapitalizme ve rus tipi sosyalizme karşı olma iddiasında, kökenine indiğimizde sınıf mücadelesini reddeden kimi sol, sol gösterip sağ vuran ve sağ (örneğin faşizm) ideoloji ve/veya hareketleri bulabileceğimiz, giddens'ın yaklaşımıyla sınırlı olmayan siyasi bir eğilim.

    merkez parti ve siyasetler haricinde esasen bu düşünceyi temel alan radikal ve genellikle eklektik bir felsefeyi benimsemiş hareketlerde bulunmakta.

    kulağa tuhaf ve çelişkili gözükse de, nasyonal anarşizm, nasyonal sosyalizm, nasyonal bolşevizm ve bağlantılı olarak avrasyacılık bu hareketler arasında sayılabilir.

    biraz inceledikten sonra kimi sol öğeler içerselerde esasen küreselleşmeye karşı sağdan gelen muhafazakar birer eleştiri oldukları sonucuna varabiliriz bana kalırsa.
  • birinci ve ikinci yol sağ ve sol ise üçüncü yol da korporatizm olabilir tabiyatıyla.
  • üçüncü yol neo-liberalizmin küçük bir sosyal makyajından öte birşey değildir.

    blair'in fikir dünyasını yansıtacak alıntılanası ilginç sözleri var:

    "people ask me if i think ideology is dead. my answer is: in the sense of rigid forms of economic and social theory, yes... today our idea of society is shaped around mutual responsibility; a deal, an agreement between citizens not a one-way gift, from the well-off to the dependent."*
    (insanlar bana ideolojinin öldüğünü mü düşündüğümü soruyorlar. benim cevabım: katı iktisadi ve sosyal teori formlarındaki anlamıyla, evet.)

    işte budur olay.

    ideolojiler öldü, sınıflar artık anlamlı analiz üniteleri değil, artık toplum belli değerler üzerinde kurulmalı.. bu değerlerin dışında, hiç sorgulanmayan, veri kabul edilen şey mülkiyet düzeni var tabii. ingiltere hiçbir zaman güçlü bir refah devleti olmamıştır. liberal bir refah devleti olarak resmedilmektedir esping andersen'in tipolijisinde. thatcher ve major'ın refah devletine yaptığı saldırılardan sonra blair'in yolu, birazcık daha insaflı bir neo-liberalizm uygulamasıdır. jessop, polanyi'ye referans vererek two nations yerine, daha kapsayıcı bir tek ulus üzerinde kurulduğunu söylüyor blair'in hegemonyasının.

    üçüncü yol ne soldur, ne korporatizm'dir, ne de embedded liberalism'dir. sadece biraz makyajlanmış bir sağ'dır.

    *http://www.americanrhetoric.com/…tblair10-02-01.htm
  • kemal kılıçdaroğlu giddens'ten farklı olarak güneydoğu veya kürt sorunu ile alakalı olarak kullanmaktadır bu terimi. yani etnik kimlik ya da dine dayalı siyasete karşı, yurttaşlık, demokrasi ve ekonomik refah temelli üçüncü bir seçenek anlamında.
  • giddens'ın bugünlerde toptan çöpe gitmiş önerisi. tabii bizim bildiğimiz "ne şiş ne kebap yansıncılık"a denk gelen bu "siyaset"in "siyasal" bir önermeyle gelmesini bekleyen yoktu zaten, ama yine de tam olarak ölümünün gerçekleşmesi zaman alacaktır.