şükela:  tümü | bugün
  • ustalık gerektiren keyifli bir eylemdir. bizim zamanımızda hazır satılan uçurtmalardan çok el emeği ile yapılan (veya büyüklere yaptırılan) altıgen, sekizgen uçurtmalar vardı. yanlış hatırlamıyorsam bir dönem de bir gazete kartal kanatlı uçurtma vermişti. ancak hangi büyüklükte ve şekilde olursa olsun uçurtmayı uçurmak bilmeyen için hiç kolay değildi.

    seyreden için ipi salıp havanın akışına bırakmak gibi kolay görünse de işin aslı farklıdır. bir çok etken vardır uçuşa imkan veren. öncelikle uçurtmanın kendisi çok önemlidir. yapıldığı malzeme hafif olduğu kadar dayanıklı olmalıdır. ağırlık merkezinin olabildiğince ortada olması, kuyruğunun ise ne çok uzun ne çok kısa olacak şekilde ideal bir uzunlukla yapılması önemlidir. ipin aynı şekilde sağlam ve olabildiği kadar uzun olması gerekir. bu arada makarasının hızlı salma ve toplamaları sağlayacak şekilde pratik olması işi kolaylaştırır.

    bunların dışında uçurtma uçurmak için hava durumu mutlaka dikkate alınmalıdır. çok rüzgarlı havalar aslında uçurtma için uygun değildir. saman alevi gibi parlayıp kesilen dengesiz rüzgarlar yükselmeye çalışan uçurtma için en büyük tehlikedir. yerden 3-5 metre yükselmiş uçurtmanın başına gelecek bu istikrarsız durumu toparlaması çok zordur. sert çakılmalar uçurtmanın dengesini kalıcı olarak bozar. ideal olan daha yüksek ve sürekli rüzgarlardan faydalanarak uçurabilmektir. bunun için de düz bir zeminde koşarak uçurtmayı uçurmak gerekir. bir kişi uçurtmayı iki eliyle tutup havaya kaldırır, diğeri en az 15-20 metre ipi salarak uzaklaşır. uçurtma serbest kalır kalmaz rüzgara karşı hızla koşmak gerekir. biraz yorucudur ancak kritik aşamayı geçtikten sonra iş çok kolaylaşır. roller değişir, siz uçurtmayı değil uçurtma sizi uçurur. minimum eforla maksimum eğlence alınır.
  • cocuklugumun en guzel aktivitesiydi. okul yaz mevsiminden mutevellit tatile girer ben de evimizin terasinda yerimi alirdim ucurtma ucurmak icin. tabiki oncelikle ucurtmayi yapmak elzemdi ucurabilmek icin. sabah erken kalkar ve dogru marangoza giderdim ucurtma (alti kose derdik bizim yorede) yapmak icin gerekli olan citalari marangoz kemal abi'den temin etmek icin. o citaya bakilir bu citaya bakilir ve sonunda ideal citalar secilirdi ucurtma yapmak icin kemal abi'nin de yardimiyla. citalarin parasi odenir ve kemal abi'den babama soylenmek uzre selam alinirdi. daha sonraki hedef bakkal semsi abi'nin yeriydi ucurtma icin gerekli olan battal boy cop poseti almak icin. evet evet cop poseti, hani koroplast olanlardan. isci cocugunda nerde janjanli kaplama kagitlarina verecek para? semsi abi'den mavi renkli ve battal boy koroplast cop torbalarindan 3-4 tane alinir yanina da selobant ilistirilirdi. babama soylemek uzre semsi abi'den de selam alinirdi tabiki. evin yolu tutulur ve evin salonunda ucurtma yapma islemine baslanirdi. annemin her yaz donemindeki "oglum terasta ucurtma ucurma, bak duseceksin ordan, sonra biz ne yapacagiz?" tarzindaki soylemleri puskurtulur ve ucurtma yapma islemine baslanirdi. once citalarin agirlik merkezleri bulunur ve bu agirlik merkezine cam civisi cakilirdi. agirlik merkezini iple baglamakta baska bir yoldu. uc cita gerekli bosluklarla acilir ve citalarin kosesi iple sarilir ve sonuc itibariyle altigen bir sekil elde edilirdi. orta citanin duz olmasi ucurmanin dengesini saglayabilmesi icin olmazsa olmaz olan kurallardan biriydi. bu altigen sekil daha sonra mavi renkli koroplast cop torbasiyla kaplanir ve is kuyruk yapmaya gelirdi. ucurtma yapmanin en sikici noktasida bu kuyruk yapma olayiydi. ucurmanin kafasini yarim saat bilemedin 1 saatte yapan bendeniz is ucurtmanin kuyrugunu yapmaya geldiginde uc dort saatte ancak bitirebilirdim. sabirli bir sekilde kuyruk yapar,ogle saatinin gelmesinden mutevellit annemin sundugu sallacali ekmegi yerdim ve daha sonra kuyruk yapma islemine devam ederdim. ogleden sonra saat uc dort gibi ucurtmanin tamamini (bas, kuyruk, denge) bitirir ve kendimi terasta bulurdum ucurtmami ucurtmak icin. yaz mevsiminden mutevellit ve yasadigim sehrin fazla ruzgar almamasi sebebiyle azimli bir sekilde uygun ruzgarin gelmesini bekler, o ruzgari yakalar ve ucurtmami ucurmaya baslardim. ipi salardim, ipi cekerdim, selam verdirirdim ucurtmama. ucurtmamin ipine yuvarlak bir kagit ilistirir mektup gonderirdim ona. onunla beraber ucardim kisaca. aksam saat 6 olur, terastan babamin isten geldigini gorur ona bagirirdim terastan "baba, baba bak ucurtmam nasil ucuyor diye". babam gulumserdi sokakta ve hemen terasa yanima gelirdi benim yaptigim ucurtmayi ucurtmak icin. 1 saat kadar o da ucurur "aferin dengesini iyi yapmissin ucurtmanin" der ben de icimden "ben kimin ogluyum" sozunu gecirirdim. annem terasa gelir "hadi aksam yemegi yiyecegiz" der ve babam ucurmami toplamaya baslardi. on onbes dakika icinde gokyuzunde ozgurce ucan ucurtmam yanima gelirdi. bilirdi yarin ve de tum yaz boyunca ucacagini. ozgur olacagi gunu de bilirdi benim ucurtmam. o gun, yaz tatilinin bittigi gundu. ucurtmami son kez ucurur, sahip oldugum ipi sonuna kadar salar ve ucurtmama son bir kez selam vererek ipini birakirdim. ipi birakilan ucurmam, yasadigim sehirdeki tepelerin yamacina dogru hafif hafif duserek gozden kaybolur, ozgur olur bana ise aradan gecen bunca yila ragmen hala onu unutamamak kalirdi. cocuklugumdu o benim. nasil unutabilirim ki?

    edit: imla
  • ben uçurtma uçurmayalı 20 sene geçmiş . bu aralar düşünüyorum da saçma sapan işe gidip gelerek rutinleşen hayatımı bir uçurtma uçurarak şöyle kafamı bir dağıtarak kurtarabililir miyim?
  • selam verdirirken nice uçurtmaları kopan çocuklar vardı sonrasında peşinden deli gibi koştururlardı.
  • özleyerek hatırladığım çocukluk anılarım içinde birinci sıradadır. mahallenin arkasında ki dağa çıkıp elektrik teli tehlikesini atlatarak uçurur , bütün gün uçurtmamızı izlerdik. bir gün mahallede benden büyük iki abim ile uçurmuştuk. bulutları geçince çok mutlu olmuştum , hala ara da bir rüyamda görürüm o günü.
  • nasıl bir duygu merak ettiğim.

    çocukken, 3-5 çocuk paralarımızı birleştirip uçurtma yapmaya karar vermiştik. malzemeleri toplarken ince çıta yerine kalın tahtalar veren esnafı hala üzülerek anarım. "bu da olur ya" diyerek kaldırılmış, ilk esnaf kazığımızı orada yemiştik.

    içim biraz umut dolduğunda ilk yapacağım şeyler arasında...
  • uçurtmaktan ziyade izlemesi daha zevkli olan hadise..
  • göğe renkten bir tebessüm göndermek gibidir. göğün bağrında uçurtma salındıkça, uçuranın yüzünde renkli bir tebessüm konar da durur. uçurtmalar bazı şehirlerin semalarında bir başka oluyor. uçurtma uçurmak bazı diyarlarda bir başka güzel. böyle bir şehir biliyorum ve dünya gözüyle bir uçurtma uçurdum ki o şehirde: tebessümler hâlâ sâdrımda duruyor.

    göğünde uçurtma ve güvercin olan bir şehirde aşk bir başka güzel. âşık olmak mı? beden istemez ki aşk, bir bedene ihtiyaç duymaz. uçurtma gibidir aşk, rüzgâr olmaya görsün uçar durur.
  • genelde henüz imara açılmayan arsalarda veya mahalle içinde bulunup enine boyuna uzadıkça uzayan düzlüklerdeki büyük meşgalemiz ya da başka bir deyişle, emlakçının birinden emekli maaşı ile aldığı arsaya çocukları veya torunları için kazık gibi bir apartman diktirtmek isteyen çiçeği burnunda bir emekli veya çocukluğumuzun içine etmeye kendilerini memur kılmış başka niyetli bir takım kötü adamların mahallemizi istila etmeden evvel rüzgarlı günlerdeki büyük eğlencelerimizden birisiydi.

    o uçurtmanın yapımı vardır. önce bir yerlerden çita bulur veya araklarsınız. mahallede yaygın halde bulunan bahçeli müstakil evlerin arka taraflarındaki veya bodrum katlarındaki kömürlük ve odunluklardan çok malzeme çıkardı. çitaların simetrik bir şekilde tam ortadan çivilenmesi, bir parça naylon veya muşambadan bozma deliksiz genişçe bir örtüyü, çivilenmeleri sonucu altıgen bir şekil oluşturan çitaların doğru tarafına ip yardımıyla tutturulması gerekir.uçurtmanın kuyruğu için püsküllerin hazırlanması ve kuyruğa bir şekilde tutturulması ise kanımca uçurtmanın yapım evresinin en eğlenceli kısmıdır. uçurtmayı yaparken babalarımızdan aldığımız yardımın haddi hesabı yoktur tabii.

    bilmem kaç saattir, o gün havanın durulmaması ve rüzgarın dinmemesi ile ilgili dualarınızın kabul olmasının verdiği sevinçle kendinizi en yakındaki boş arsaların birine atar arkadaşlarınızla uçurtmayı havalandırmaya çalışırsınız; bu uçurtma uçurmanın en zor kısmı olduğu gibi aynı zamanda en keyifli yanlarından biridir. bilirsiniz işte, birisi uçurtmayı rüzgara karşı tutar öteki makaraya sarılı ipin ucundan çekmek suretiyle ansızın koşmaya başlar ve bu şekilde uçurtmayı havalandırmaya çalışırsınız. ama bu çabalarınız her zaman sonuç vermeyebilir.

    oldu ki uçurtmayı gökyüzüne kavuşturdunuz, rüzgarın haylaz oyunlarıyla havada salınan güzelim uçurtmayı izlemenin, elinizdeki makaraya dolaştırdığınız metrelerce iple yeryüzünden uçurtmayı bir nevi kumanda etmenin, öteki mahallelerin üstlerinde uçan uçurtmalara selam etmenin, mahallede ne kadar çoluk çocuk varsa sokaklara dökülmelerinin ve anne baba ve ablaların evlerin balkonlarından gökyüzüne gülümser yüzle bakmalarının insana verdiği keyif gibisi yoktur. henüz küçücük bir çocukken, uçurtma uçuran mahalle ağabeylerinden birinin "sen niye öyle kenarda duruyorsun, gel bakayım buraya" diye elime uçurtmasının ipini tutuşturması üzerine, sanki her an pırpır edip kaçacakmış gibi hissettiren uçurtmanın ağırlığını parmaklarımda hissettiğimde nasılda korktuğumu arada bir hatırlar gülümserim.

    tüm güzel şeylerin bir nihayeti olduğu gibi, uçurtma uçurmanın da bir nihayeti var elbet. korktuğunuz başınıza gelir; ya havada yan yana uçan uçurtmalar bütün gayretlerinize rağmen birbirlerine çarparlar, ya ipleri birbirine dolaşır veya biri ötekini keser de, akşam vakti uçurtmayı başka bir mahallede aramaya koyulursunuz, ya da herkesin bildiği senaryo ile izah edecek olursak, uçurtmanız bir elektrik direğine takılır kalır. bütün eğlence bir anda bok olmak zorundadır ama her şey tadında kalmış olur aslında, yıllar geçtikçe bunun böyle, yani hep kursağımızda kaldığından yakındığımız şeylerin, aslında zamanı geldiğinde hatırlayıp mutlu olmamız için bizi terk etmiş olduklarını ve zaten öyle olması gerektiğini anlıyor insan falan filan...

    tüm güzel şeylerin bir nihayeti olduğu gibi, çocukluğun da bir nihayeti var elbet. zamane nesilde çocukluğun zerresini görmek artık mümkün mü veya bizim çocukluğumuz böyle miydi, diye nostaljiye kapılacak halim yok ama uçurtmanın yalnızca bizim çocukluğumuzun bir hatırası olarak kalması canımı epey sıkıyor.