şükela:  tümü | bugün
  • artık hayatımıza girmesi gerektiğini düşündüğüm çok önemli bir kavram.

    hem kendilerini "aşk kadını" (bin işk kidiniyim) diye niteleyen kezbanlara hem de magazin basını önünde "büyük aşk" yaşıyormuş gibi şov yapan selebriti maymunlarına karşı, kendi ilişkilerine bakıp da mutsuz olan, sanki eksik/heyecansız, mutsuz ilişkiler yaşıyormuş sanan gençlerin zihninde oturması için, bugün bu ucuz aşkın ne olduğunu tanımlamak zorundayız. üstelik iki kelimeden oluşan çok basit ve akılda kalıcı ismiyle, anlaşılmasının da kolay olacağını düşünüyorum.

    ucuz aşkı, kısaca ve hızlı şekilde tanımlamamız gerekirse, iki insan arasında gönül ve zihin bağı kurmadan, yani ruhsal bir uyum sağlamadan yaşanan, "klişe" ilişkilere ucuz aşk diyebiliriz.

    hemen örnek verelim...

    mesela ahmet hüdaver ile burcu hepböyle gibi iki tane hayali ünlü/selebriti karakterimiz olsun. bunlar tamamen şu anda uyurduğum, gerçekle bağlantısı olmayan hayali karakterler, kimse çıkıp ay bu benim yaaa diye gelmesin bana lütfen. kalbini kırarım.

    neyse, bunlar dünya çapında aslında kimsenin takmadığı, umursamadığı, kimsenin ciddiye almadığı, düşük eğitimli, kendilerini de geliştirmemiş, okumayan, öğrenmeyen, araştırmayan, sorgulamayan, mana peşinde değil şov peşinde koşan, dünyada bir fark yaratma yetileri olmayan, dünyada saygınlıkları olmayan, temelleri boş, düşün dünyaları popüler kültürün beyinlerine şırınga ettiği klişelerden ibaret ama yaşadıkları ülkenin low life kalabalığı içinde çok tanındıkları için ülkeyi kolayca sömüren ve tabi ki cepleri dolu iki boş selebritilerdir.

    bunlar kimbilir hangi mekanda, hangi ortamda birbirlerini görüp aniden yakınlaşmaya başlayıp ertesi gün "sevgili" olurlar ve "aşkııııım" diye hitaplara başlayıp, tatillere çıkarlar, yatlarıyla koylarda demirlerler vs... magazin basını da bunları sürekli takip eder ve ülkedeki sikko kezbanların önüne mükemmel aşk örneği olarak koyar.

    aslında hiçbir derinliği olmayan bir ilişkidir bu. iki sevgili oturup günlerce haftalarca uzun uzun sohbet mi etmiştir, gezip dolaşıp birbirleri arasında güçlü bir arkadaşlık bağı mı kurmuştur, hayata karşı birlikte çatışıp ortak eylem planı mı kurmuştur, haftalarca, aylarca birlikte zaman geçirip birbirlerinin ruhunu, düşüncelerini, zevklerini, korkularını, mutluluklarını özümsemeye çalışıp, tanışma çabası mı sarf etmişlerdir?

    hayır..

    dün akşam partide karşılaştık, ay ben sizin filmlerinizi çok seviyorum, ay ben de sizi çok beğeniyorum, e hadi alkolü de aldık, ufak ufak yakınlaşırken, hoop öpüştük, ay ben çok etkilendim, karnımda kelebekler uçuşuyor, ya benim yat da marinada bekliyor oraya mı geçsek, ay bilmem ki, hadi gidelim... derken ertesi sabah uyanıyorsunuz ve "sevgilim, aşkım, bir tanem, seni çok seviyorum"

    gerçekten çok süpper bir aşk.

    işte buna ucuz aşk diyoruz gençler.

    yani, gönül ve zihin bağı kurmak için hiçbir çaba sarf etmeksizin, gösteriş dünyasının klasik değerlerinden etkilenerek (lüks otomobiller, gösterişli takılar, makyaj, kıyafet, lüks yaşam, para, pul...) çat diye başlayan ilişkiler... ucuz aşktır. evet, dolar cinsinden bakarsınız baya bir masraflı aşk olabilir ama gönül cinsinden bakınca, beş kuruş etmeyen aşktır. dolayısıyla, ucuz aşktır.

    yani, bundan sonra çevrenizde, kezbanların, meriçlerin, maymunların, selebritilerin o yüzüklü, düğünlü, gösterişli, hava atmalı büyük aşklarına şahit olduğunuzda, içinizden "ucuz aşk" diye gülecek, çevrenizeki kezbanlarla, meriçlerle bu insanların neden ucuz aşklar yaşadığını tartışabileceğiniz "sinsi" sohbetler açmaya çalışacaksınız ki, sizin hayatalrınız bu insanların ucuz aşk gelenekleri yüzünden mahvoldu ama belki hiç olmazsa çocuklarınız ve torunlarınız ileride mutlu olur....

    bu devrimi yapabilir miyiz sizce dostlar?

    yapamayız sanırım ya.

    kezbanlar ve o ucuz aşklara heves eden pis prenses sendromları biz her şekilde yener.

    n'apalım, o zaman, güzel bi şarkı patlatıp sktrpgdelim buralardan dostlar.

    https://www.youtube.com/watch?v=f3hffwhhpr8