şükela:  tümü | bugün
526 entry daha
  • --- spoiler ---

    efenim, 3. bölüm kritiğine yettim gari: oya'nın iyiden birkaç ton kötülüğe kayması biraz alelacele oldu sanki. birşeyler eksik kaldı, yavan kaldı. sırf, serhan ve oya etkileşimini mazur göstermek adına merve'yi kocasına karşı ilgisiz ve soğuk göstermek çok büyük bir hata, acilen dönülmeli. entrikacı ve fettan kadın imajı çizilen merve ne kadar kocasından çekinse de, aksine kocasına karşı da ilgili olması-dişi dişi olması (ne demekse) beklenesi davranıştır. bunu senaryoda yansıtmak zor zira bu durumda serhan'dan nefret ederdik. mevcut kurguda, serhan'ın oya'ya karşı ilgisi masum bir hal almış oluyor. canım mert fırat, sen lacivert kazağını giy, ölene kadar her sabah o parkta 10 dakika buluşalım, sen de sakin sakin anlat bana, her ne olursa. o nasıl bir tatlılık ve karizmadır yahuu. dizinin geri kalan evli erkeklerinin her gün adana yemek ve at muhabbeti ve o çirkinlikleri gerçekten mide bulandırıcı. yurdum erkek bakış açısını çok güzel özetlemiş. mert fırat'ın ışıltısının yanında kaybolup gitseler de, bu duyguları geçirebildiklerine göre oyunculuklar takdire şayan ama adamlar itici, napalım?

    bir de, yalvarırım edip'i psikopat gibi göstermeyin; şayet katil oysa, intikamcı oysa ve gerçekten öyleyse bile. onunla ilgili anlatmaya çalıştığınız şey her neyse, edip sahneleri gerilim filmlerini aratmıyor maşallah, yapmayın.

    --- spoiler ---
  • merve'nin yaşadığı tam olarak budur.

    (bkz: plasebo etkisi)

    çünkü korkuda bir zehirdir. oya devam tatlım :)
  • bu sezonun en başarılı dizilerinden biri. bu konu herkesin malumu da mevzu bu değil. başarılı çünkü çok iyi dizi hatta dizilerden tamamen aparma, ha buna rağmen iyi bir dizi olmayabilirdi de orası ayrı. şimdi gelir bir kitle yüz kere yazınca yüzüncüye bilmem ne veriyorlarmış filan diye bunun yazılmasından duyduğu rahatsızlığını belirtir de benim derdim çalıntı olması değil. jeneriğine baktım ki jenerik de çalıntı bu arada senaryo meriç acemi yazıyor ve uyarlamaya dair hiçbir iz yok. peki arkadaşlar iyi hoş da böyle durumları şakşaklayıp birileri shameless uyarlayınca niye kendinizden geçip, ortalığı birbirine kattınız. kaldı ki shameless yasal uyarlama, sen çıkan sonucu beğenmeyebilirsin ama birileri bir işi parasını verip canının istediği gibi uyarlıyorsa onun daha izlenmeden bile gömülmeye başlanması, beğenilen bir işte ses çıkarılmaması çok ironik. ufak tefek cinayetler iyi bir iş olmuş ama gösterilen bu tavır tam türk tipi çalıyor ama çalışıyor kafası, çalmışlar ama iyi dizi yapmışlar. dizilerimiz dünyaya açılıyor deyip bunu yurtdışında utanmadan nasıl fuara götürecekler merak ediyorum
  • ya edip karakterini ilker kaleli'nin yaşlanmış hali gibi düşünerek benzeten bir ben miyim?

    diziyi izlemenin normal konuşma tarzıma yapacağı etkiden korkuyorum bir de şu sıralar.
    benden rapor isteyen patronuma, "ayy ben o raporu sonra hazırlicam tatlımmmm, sen merak etme bende o iş, öptüm, sii yu" demekten korkuyorum.
  • oya karakterindeki insanların damarına basıp zorla kötülük yaptırmayı başaran merve ve pelin gibiler gerçekten de var hayatta. nispeten daha kişilikli olan arzu’yu bile zaman zaman kendilerine benzetebiliyorlar.

    öyle ilginç bir hikaye ki; merve’nin kocası serhan evli ve bir kız çocuğu babası olmasına rağmen oya’dan etkileniyor, oya da merve’nin kocası olduğunu bilmediği için serhan’dan etkileniyor, oya ile birlikte kızların iftirasına uğrayan lise hocası edip yıllar sonra oya’ya aşık oluyor, pelin’in kocası liseden sevgilisi olan oya’yı merak edip görmeye gidiyor, arzu’nun kocası mehmet merve’nin pilates hocasıyla sevgili oluyor falan..

    bu çapraz aşk kaosunda en masum taraf ise oya. belli ki diğerleri bu cinayete sebep oluyor ve hakediyorlar da. merve’nin sinirlendiğinde ve plan yaptığında saçlarını parmağına dolaması artık imzası olmuş güzel bir hareket.*

    bilinmezlikler ve sürprizler bazen ters köşe yapıp diziye bağımlı yapıyor. belli ki bu şeytan üçlüsü kadın, lisede iftira attıkları oya’yı mahalleye kendi istekleriyle getirip yirmi yıl sonra başlarına bela olmasına engel olamayacak. tüm bunlara rağmen salt yasak aşk hikayesinden ziyade, sebep-sonuç ilişkisine dayalı yarı polisiye dizi.

    tanım: satrançtan daha fazla strateji ve hamleler içeren star tv dizisi.
  • poison ivy bölüm 1'den merhaba,
    şurada* bahsettiğim sinirim yatıştığı ve birkaç tatlı badi "yaw dur, ileride ne olduğunu açıklarlar, hem bak bence şöyle oldu..." diyerek geleceğe umutla bakmamı sağladıkları için izlemeye ve yorumlamaya devam kararı aldım. eyy senarist, bana bir açıklama borçlusun, bunu sakın unutma!

    biraz genel bilgi vererek başlayalım:
    apartma olsa da başarılı jenerik tasarımı baran baran'a ait. kulak okşayan özgün müzikler fi'nin de müziklerini hazırlayan cem öget'e emanet. zaten kendisi ay yapım ve puhu tv'nin kadrolu müzisyeni oldu. bir bakıma "new age" toygar ışıklı olduğunu da söylemek mümkün.
    dizi zekeriyaköy sarmaşık mahallesi'nde çekiliyormuş, belki çekim rotası ileride muhitin incisi, zamanında ezel'in de çekildiği sarmaşık evler'ede kayar.
    diziyi izlerken herkesin iştahını kabartan yemek sahneleri antik catering'inelinden çıkmaymış.

    --- spoiler veren hayvanlar ---
    öncelikle benim gibi geriden gelip çılgın kalabalığa yetişmeye çalışanlar için süreci biraz hızlandırmak adına sizlere ana karakterleri tanıtayım.
    kim kimdir?
    kızlar grubunu takdimimdir. (bana biraz eski dostlarımı anımsattılar.)
    bakın bu merve bu da kocası serhan- bu pelinbu da kocası taylan
    bu arzu bu da kocası mehmet- bu oyabu da edip
    dizi içi oluşturulan ambiyans, plato, müzikler, jenerik hepsi desperate housewives'dan esinlenilmiş.
    senaryo ve karakterterler birebir olmasa da yerli uyarlama umutsuz ev kadınlarından daha çok desperate housewife'a benzemekte.
    desperate housewives sezon tanıtım çekimi
    ufak tefek cinayetler tanıtım çekimi
    desperate housewives 'ın ilk sezonu umutsuz kadınlarımızın ortak yakın arkadaşları mary alice young 'ın şüpheli intiharı (kim bilir belki de intihar süsüdür) ile başlıyor, olay örgüsünün alt metni kadınların bu intiharı aydınlatmaya çalışmaları üzerinden ilerliyordu. mary alice young aynı zamanda dış ses olarak dizinin anlatıcısıydı ve zaman zaman flashbacklerde de kendisini görebiliyorduk.
    ne tesadüftür ki ufak tefek cinayetler'e de bir cinayet ve katilinin aranması misyonu ile merhaba diyoruz. burada da öldürülmese de kurban edilmiş 2 karakterden biri olan "edip" anlatıcı.
    şimdiden söyleyeyim öldürülen kişi takım elbiseli bir erkek. kadın olduğunu iddia edenlere rutin göz doktoru muayenelerini ihmal etmemelerini tavsiye ediyorum. (dışses edip olduğuna göre umarım öldürülen de o değildir.) cinayet esnasındaki kadın çığlığı ise büyük ihtimal merve'ye ait.
    merve'nin cheesecake ile kötülük yapması geyiğinereden geliyor biliyor musunuz?
    buradan geliyor.biraz da şuradan. (bkz: bree van de kamp)

    "bütün kadınların mezun olduğu lise hangi liseymiş ki; aralarında tek çalışan hem de doktor olan kadın oya'ya kendileri gibi tüm gün malikanede oturup yalnızca eşlik ve annelik yapmadığı için acıyan gözlerle bakıyorlar?" diye düşünürken lisenin özel sarmaşık okuluolduğunu öğrenip rahatladım, çocuğumu asla oraya göndermeyeceğim. kadınların bazıları ağaoğlu ekolünden geliyorlar: merve'nin plakası pelin'in plakası fakat oya'nın plakası
    arzu: "bi kötülüğe seyirci kalmak seni de kötü yapar mı?"
    mehmet: "gücünün yetip yetmeyeceğine bakar."
    kabul edelim, benzer entrikalar şehremini lisesi mezunu kadınlar arasında geçiyor olsa oturup bu kadar izlemezsiniz, "zenginlik sells." hatta merve bana sık sık beverly hills teens'deki bianca dupree'yianımsatıyor.
    bir pelin'in kocası da ancak bir taylan olabilirdi zaten.(bkz: ismi taylan olanların esmer ve yavşak olması)
    üzgünüm oya, kader bile sizin taylan'la birleşmenize karşıymış. yalnız sen de ne kısmetsiz kadınmışsın, aşkta şansın hep kankalarının kocalarından yana.
    merve'ciğim su içsem yarıyor'un ete kemiğe bürünmüş hali gibisin. pelin'le beraber özel pilates dersleri alıyor, organik balla hazırladığın smoothieleri içiyorsunuz fakat sen tipik türk kadını iken, pelin kan yapsın diye ağzına zorla kaşık kaşık pekmez tıkılacak vaziyette.

    sıvanotelde nedir arkadaşlar? çakma divan otel falan mı? yakıştı mı sizin elitliğinize? bari "theone otel" falan olsaymış. merve-pelin ikilisinin oya'dan sonra ikinci kurbanları arzu'dur. arzu'nun başına gelenler "zamanında göz yumduğunuz kötülükler bir gün sizin de karşınıza çıkabilir"in güzel bir örneği.

    merve sürekli, pelin'in dikkatini dağıtıp, algısını mehmet'in burcu'yla olan ilişkisinden uzaklaştırmaya çalışıyor. pelin'i yeniden oya-taylan meselesine odaklamaya çalışıyor.
    hanımın çiftliği'ndeki madam emma'yıyeniden görmek, beni mutlu ederken birazcık da hüzünlendirdi. off be hanımın çiftliği, sen ne güzel diziydin!
    --- spoiler veren hayvanlar ---
    haa, 2. bölüm yorumu mu? merak etmeyin kızlar, o iş bende!
  • bu dizide bilincaltimda horul horul uyuyan bir korku tespiti yaptım. merve çocukluktan beri icinde kötülük tohumu yetiştiren biri. orta yaşlı, topik hali de kötülük mayalamaya devam etmekte, iflah olmaz bir yılan ve mert fırat 'in hayat verdiği arkadaş da özünde iyi, içindeki iyiliği dışarı çıkartacak bir melaike ile karşılaşmaya hazır. ve o kanatsız dünyadaki temsilci de oya. yanlış kişiyle evlendiğini anlayayaziyor mert. şimdi ne olacak, gibisinden. yani üzerinden yillar geçtikten sonra anlaşılacak bir yanlış evlilik.
  • yıllar sonra bir yerli dizi, beni kendine bağlayabildi. 40 yaşındaki adamların liseli karakterleri canlandırmaya çalıştığı, aşiretlerin boyna çiğ köfte yoğurduğu, steroid basılmış çakma jön türk erkeği ile hayatı boyunca sevişmemiş kızın aşklarının anlatıldığı dizilerden bıkmıştım. kimden uyarlamışlarsa uyarlamışlar, umurumda değil. güzel uyarladıkları müddetçe sorun yok. uyarlamak kolay iş mi sandınız? bu gözler desperate housewives'lardan gabrielle'in "zeliş"e düştüğünü gördü. hiç utanmamış mıydınız? allah belanızı versin.

    ben artık kanepe, frambuazlı cheesecake, cheddarlı mini hamburgerler; soundtrack olarak da ağıt vb şeyler yerine güzel müzikler; köylü kurnazlığı değil, has skandal görmek istiyorum. awkward silence'lar, yılansılıklar, "ıyyy oya değil mi o aq" bakışları atılsın istiyorum. istediğimi buldum galiba.

    ilk bölüm spoiler'ları aşağıdadır. sonuna kadar okuyabilene kinoalı smoothie...

    -----spoylır------

    -"bandoranın kutusu"... merve'nin mrv plakası, metallica'nın spermli load albümünün posteri... ahah neyse.

    -arzu, kocasına "yha askm, bk, şmdi sn kötülük ypmadysn ama ktlük yplan ortmn içnde bldndysn, ama ama bna mecbr kldysn, ktü biri msndr? diye soruyor. kızım, bu adam hayatı boyunca iyilik ve kötülüğün muhakemesini yapmış gibi mi duruyor? sok gırtlağından cafe de paris soslu bonfileyi, sussun.

    kocacım...sence insan, ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?
    hayır karıcım, epikuros aksini iddia etmiştir. bence de onun dediğinden.

    -mert fırat için, "sert görünümlü buz adam" yorumunu yapıyorlar. o köfte dudaklarla kıçımın serti olur anca. mila da zenginlerin, çocuklarına koyduğu skimsonik bir isim. evet, yine her şey sözlüğe uygun gidiyor.

    -merve'nin yardımseverliğinin altında yatan, insanlara sahip olma duygusunu anlattıklarında, aklıma albert camus-düşüş'ten bir cümle geldi. evet, albert camus ve merve'yi aynı cümle içinde kullandığımın farkındayım. "hele hele, dostlarınız kendilerine karşı içten olmanızı istedikleri zaman onlara inanmayın. onlar, sizin içtenlik vaadinizde bulacakları ek bir güvenceyi kendilerine sağlayarak onlar hakkındaki iyi fikrinizi sürdüreceğinizi umarlar yalnızca." heh. adam mezarında ters döndü, çıtırtıyı duydum ahdhdjd.

    - taylan da tam kıskanılacak adam haa... endamın yeter, gözlerin yeter. uğramasın sana ne hüzün ne keder. kıraç bu şarkıyı taylan'a yazmış. onun gibi kocam olsa kesin kıskanırdım. üffff be taylom.

    -"oya was here" ile inci sözlüğe selam çakmışlarjsjdjffjff.

    -diziyi izlerken fark ettim, zenginlerin koştukları yerler ne kadar güzel. benim yaşadığım yerde, koşu parkuruna (parkur he mi) inerseniz, çalıların arasına gizlenmiş otuzbirci dayıları, liseli elleşkenleri ve kuduz sokak köpeklerini görebilirsiniz. biz de isterdik arctic monkeys dinleye dinleye koşmak. deremiz de var kurbağa kaynıyor sjdjdjfd. dereden geçebilene 10 kilo siğil hediye.

    -lisede, çantalar aranacağı zaman, sigara içenler hemen alarma geçerdi. sigaralar, çantadaki gizli bölmelere sıkıştırılırdı. geri zekalı mehmet, liseden beri gelişememiş aklıyla, aynı yöntemi kullanmayı uygun görmüş.

    -bree van de kamp çakması her karakteri sevebilirim. antin kuntin yemekler yapın olm. yeter artık, bıktım tatlıses çiğköfteden.

    -dizi, oya'nın süper vicdanı, muhteşem iyiliği üzerinden işlenmeye devam ederse izlemeyi bırakırım. sağlam bir twist, sağlam intikamlar yakışır bu senaryoya. "kötülüklerinizi allah'a havale ediyom" deyip sürmeyi çekmez inş.

    -oya, merve'ye "edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum sanır" demeliydi.

    spoylır
  • uzuuuuun zamandir ilk kez bir turk dizisinin bir sonraki bolumunun fragmanini bile "ayh nolcak acaba" diye heyecanla izliyorum ya. oh be sonunda.
370 entry daha