şükela:  tümü | bugün
491 entry daha
  • --- spoiler ---

    efenim, 3. bölüm kritiğine yettim gari: oya'nın iyiden birkaç ton kötülüğe kayması biraz alelacele oldu sanki. birşeyler eksik kaldı, yavan kaldı. sırf, serhan ve oya etkileşimini mazur göstermek adına merve'yi kocasına karşı ilgisiz ve soğuk göstermek çok büyük bir hata, acilen dönülmeli. entrikacı ve fettan kadın imajı çizilen merve ne kadar kocasından çekinse de, aksine kocasına karşı da ilgili olması-dişi dişi olması (ne demekse) beklenesi davranıştır. bunu senaryoda yansıtmak zor zira bu durumda serhan'dan nefret ederdik. mevcut kurguda, serhan'ın oya'ya karşı ilgisi masum bir hal almış oluyor. canım mert fırat, sen lacivert kazağını giy, ölene kadar her sabah o parkta 10 dakika buluşalım, sen de sakin sakin anlat bana, her ne olursa. o nasıl bir tatlılık ve karizmadır yahuu. dizinin geri kalan evli erkeklerinin her gün adana yemek ve at muhabbeti ve o çirkinlikleri gerçekten mide bulandırıcı. yurdum erkek bakış açısını çok güzel özetlemiş. mert fırat'ın ışıltısının yanında kaybolup gitseler de, bu duyguları geçirebildiklerine göre oyunculuklar takdire şayan ama adamlar itici, napalım?

    bir de, yalvarırım edip'i psikopat gibi göstermeyin; şayet katil oysa, intikamcı oysa ve gerçekten öyleyse bile. onunla ilgili anlatmaya çalıştığınız şey her neyse, edip sahneleri gerilim filmlerini aratmıyor maşallah, yapmayın.

    --- spoiler ---
  • merve'nin yaşadığı tam olarak budur.

    (bkz: plasebo etkisi)

    çünkü korkuda bir zehirdir. oya devam tatlım :)
  • ya edip karakterini ilker kaleli'nin yaşlanmış hali gibi düşünerek benzeten bir ben miyim?

    diziyi izlemenin normal konuşma tarzıma yapacağı etkiden korkuyorum bir de şu sıralar.
    benden rapor isteyen patronuma, "ayy ben o raporu sonra hazırlicam tatlımmmm, sen merak etme bende o iş, öptüm, sii yu" demekten korkuyorum.
  • oya karakterindeki insanların damarına basıp zorla kötülük yaptırmayı başaran merve ve pelin gibiler gerçekten de var hayatta. nispeten daha kişilikli olan arzu’yu bile zaman zaman kendilerine benzetebiliyorlar.

    öyle ilginç bir hikaye ki; merve’nin kocası serhan evli ve bir kız çocuğu babası olmasına rağmen oya’dan etkileniyor, oya da merve’nin kocası olduğunu bilmediği için serhan’dan etkileniyor, oya ile birlikte kızların iftirasına uğrayan lise hocası edip yıllar sonra oya’ya aşık oluyor, pelin’in kocası liseden sevgilisi olan oya’yı merak edip görmeye gidiyor, arzu’nun kocası mehmet merve’nin pilates hocasıyla sevgili oluyor falan..

    bu çapraz aşk kaosunda en masum taraf ise oya. belli ki diğerleri bu cinayete sebep oluyor ve hakediyorlar da. merve’nin sinirlendiğinde ve plan yaptığında saçlarını parmağına dolaması artık imzası olmuş güzel bir hareket.*

    bilinmezlikler ve sürprizler bazen ters köşe yapıp diziye bağımlı yapıyor. belli ki bu şeytan üçlüsü kadın, lisede iftira attıkları oya’yı mahalleye kendi istekleriyle getirip yirmi yıl sonra başlarına bela olmasına engel olamayacak. tüm bunlara rağmen salt yasak aşk hikayesinden ziyade, sebep-sonuç ilişkisine dayalı yarı polisiye dizi.

    tanım: satrançtan daha fazla strateji ve hamleler içeren star tv dizisi.
  • poison ivy bölüm 1'den merhaba,
    şurada* bahsettiğim sinirim yatıştığı ve birkaç tatlı badi "yaw dur, ileride ne olduğunu açıklarlar, hem bak bence şöyle oldu..." diyerek geleceğe umutla bakmamı sağladıkları için izlemeye ve yorumlamaya devam kararı aldım. eyy senarist, bana bir açıklama borçlusun, bunu sakın unutma!

    biraz genel bilgi vererek başlayalım:
    apartma olsa da başarılı jenerik tasarımı baran baran'a ait. kulak okşayan özgün müzikler fi'nin de müziklerini hazırlayan cem öget'e emanet. zaten kendisi ay yapım ve puhu tv'nin kadrolu müzisyeni oldu. bir bakıma "new age" toygar ışıklı olduğunu da söylemek mümkün.
    dizi zekeriyaköy sarmaşık mahallesi'nde çekiliyormuş, belki çekim rotası ileride muhitin incisi, zamanında ezel'in de çekildiği sarmaşık evler'ede kayar.
    diziyi izlerken herkesin iştahını kabartan yemek sahneleri antik catering'inelinden çıkmaymış.

    --- spoiler veren hayvanlar ---
    öncelikle benim gibi geriden gelip çılgın kalabalığa yetişmeye çalışanlar için süreci biraz hızlandırmak adına sizlere ana karakterleri tanıtayım.
    kim kimdir?
    kızlar grubunu takdimimdir. (bana biraz eski dostlarımı anımsattılar.)
    bakın bu merve bu da kocası serhan- bu pelinbu da kocası taylan
    bu arzu bu da kocası mehmet- bu oyabu da edip
    dizi içi oluşturulan ambiyans, plato, müzikler, jenerik hepsi desperate housewives'dan esinlenilmiş.
    senaryo ve karakterterler birebir olmasa da yerli uyarlama umutsuz ev kadınlarından daha çok desperate housewife'a benzemekte.
    desperate housewives sezon tanıtım çekimi
    ufak tefek cinayetler tanıtım çekimi
    desperate housewives 'ın ilk sezonu umutsuz kadınlarımızın ortak yakın arkadaşları mary alice young 'ın şüpheli intiharı (kim bilir belki de intihar süsüdür) ile başlıyor, olay örgüsünün alt metni kadınların bu intiharı aydınlatmaya çalışmaları üzerinden ilerliyordu. mary alice young aynı zamanda dış ses olarak dizinin anlatıcısıydı ve zaman zaman flashbacklerde de kendisini görebiliyorduk.
    ne tesadüftür ki ufak tefek cinayetler'e de bir cinayet ve katilinin aranması misyonu ile merhaba diyoruz. burada da öldürülmese de kurban edilmiş 2 karakterden biri olan "edip" anlatıcı.
    şimdiden söyleyeyim öldürülen kişi takım elbiseli bir erkek. kadın olduğunu iddia edenlere rutin göz doktoru muayenelerini ihmal etmemelerini tavsiye ediyorum. (dışses edip olduğuna göre umarım öldürülen de o değildir.) cinayet esnasındaki kadın çığlığı ise büyük ihtimal merve'ye ait.
    merve'nin cheesecake ile kötülük yapması geyiğinereden geliyor biliyor musunuz?
    buradan geliyor.biraz da şuradan. (bkz: bree van de kamp)

    "bütün kadınların mezun olduğu lise hangi liseymiş ki; aralarında tek çalışan hem de doktor olan kadın oya'ya kendileri gibi tüm gün malikanede oturup yalnızca eşlik ve annelik yapmadığı için acıyan gözlerle bakıyorlar?" diye düşünürken lisenin özel sarmaşık okuluolduğunu öğrenip rahatladım, çocuğumu asla oraya göndermeyeceğim. kadınların bazıları ağaoğlu ekolünden geliyorlar: merve'nin plakası pelin'in plakası fakat oya'nın plakası
    arzu: "bi kötülüğe seyirci kalmak seni de kötü yapar mı?"
    mehmet: "gücünün yetip yetmeyeceğine bakar."
    kabul edelim, benzer entrikalar şehremini lisesi mezunu kadınlar arasında geçiyor olsa oturup bu kadar izlemezsiniz, "zenginlik sells." hatta merve bana sık sık beverly hills teens'deki bianca dupree'yianımsatıyor.
    bir pelin'in kocası da ancak bir taylan olabilirdi zaten.(bkz: ismi taylan olanların esmer ve yavşak olması)
    üzgünüm oya, kader bile sizin taylan'la birleşmenize karşıymış. yalnız sen de ne kısmetsiz kadınmışsın, aşkta şansın hep kankalarının kocalarından yana.
    merve'ciğim su içsem yarıyor'un ete kemiğe bürünmüş hali gibisin. pelin'le beraber özel pilates dersleri alıyor, organik balla hazırladığın smoothieleri içiyorsunuz fakat sen tipik türk kadını iken, pelin kan yapsın diye ağzına zorla kaşık kaşık pekmez tıkılacak vaziyette.

    sıvanotelde nedir arkadaşlar? çakma divan otel falan mı? yakıştı mı sizin elitliğinize? bari "theone otel" falan olsaymış. merve-pelin ikilisinin oya'dan sonra ikinci kurbanları arzu'dur. arzu'nun başına gelenler "zamanında göz yumduğunuz kötülükler bir gün sizin de karşınıza çıkabilir"in güzel bir örneği.

    merve sürekli, pelin'in dikkatini dağıtıp, algısını mehmet'in burcu'yla olan ilişkisinden uzaklaştırmaya çalışıyor. pelin'i yeniden oya-taylan meselesine odaklamaya çalışıyor.
    hanımın çiftliği'ndeki madam emma'yıyeniden görmek, beni mutlu ederken birazcık da hüzünlendirdi. off be hanımın çiftliği, sen ne güzel diziydin!
    --- spoiler veren hayvanlar ---
    haa, 2. bölüm yorumu mu? merak etmeyin kızlar, o iş bende!
  • uzuuuuun zamandir ilk kez bir turk dizisinin bir sonraki bolumunun fragmanini bile "ayh nolcak acaba" diye heyecanla izliyorum ya. oh be sonunda.
3923 entry daha