şükela:  tümü | bugün
  • farah yurdözü'nün sınır ötesi yayınları'ndan çıkan kitabı.

    yazar, kitapta ufo’ların varlığını kanıtlar sunarak ispatlamaya çalışmaktadır. kitabın giriş bölümünde ufolojinin bir bilim dalı olduğu ileri sürülmektedir. ufoloji diye nitelenen "bilimin", kitapta anlatıldığı kadarıyla, insanların uzaylılarla karşılaşma anılarını incelemekten öteye gidemediği göze çarpmaktadır. ufolojinin elindeki tek kaynak, uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden bireylerin anlattıklarıdır. ne bir fotoğraf, ne bir video kaydı ne de fizik kurallarıyla açıklanabilir bir açıklama yoktur. oysa bilimsel olduğu iddia edilen bir araştırma yönteminin bilimselliğinin kabul edilebilmesi için öznel gözlemlere dayanıyor olması, eğer ki pozitif bilim olduğu iddia ediliyorsa deneylerle açıklanabilir olması gerekmektedir.

    bu bakış açısıyla bakıldığında, ufolojinin geçmişte dünya dışı varlıklarla karşılaştığını iddia eden bireylerin anılarını inanılabilirlik derecelerine göre sınıflandırma yöntemi olarak değerlendirilebileceği, bir bilim dalı olarak nitelenemeyeceği söylenebilir.

    yazarın ufolojinin ısrarla ve duygusal bir şekilde bir bilim dalı olduğunu savunmasına neden olan en önemli olay, yazarın ilk defa 16 yaşındayken (22 mayıs 1981 tarihinde) olmak üzere toplam 4 defa ufo gördüğünü iddia etmesidir. yazarın sıklıkla spirütüalizm ve parapsikolojiyle ilgili kitaplar okuduğu bir dönemde böyle bir deneyim yaşamış olması akıllara yazarın “hayal görmesi” ihtimalini getirmektedir.

    yazar “ufolar vardır.” önermesini doğrulamak için kişilerin dünya dışı varlıklarla ilgili anılarını aktarmaktan öteye geçememiştir.

    bu noktada akıllara bilmek ve inanmak arasındaki fark geliyor… yazar ufoların varlığını bilmiyor, ancak ve ancak inanıyor. yazarın inancı öylesine kuvvetli ki kitabında aktarmış olduğu şu anıdaki çelişkileri sorgulamak aklına dahi gelmemiş:

    1991 yılında abd’de yaşayan bir çocuğun ufo anısı (anlatım bozukluklarını aynen bırakıyorum)[kitabın ikinci baskısının 145. sayfasından]:

    “…kırsal kesimde ve geniş bir bahçeye sahip olan eve yaklaşırken, çimenlerin üzerine konmuş, yabancı, garip bir yapıyı gördü. cisim dikdörtgen biçimde bir evi andırıyordu. ancak çatı olması gereken yerin tam ortasından yukarı doğru uzanan küçük bir bölümü daha vardı. pencereleri yoktu. ama dışarı doğru açılan bir kapıya sahipti. cismin yüksekliği 1 m, uzun kısmı 1,80 ve kısa tarafı da 1,20 m kadardı. kapı yüksekliği ise 60 cm olmalıydı. frank'in şaşkın bakışları altında kapı açıldı ve dışarıya insan görünümlü iki adam çıktı. alıştığımız insanlardan farkları yoktu. üzerlerine sımsıkı oturan, asker üniformasına benzer kıyafetler giymişlerdi. yalnız başlarında, kulaklarını da örten yine sıkı başlıkları vardı. başlıktan frank'in anten diye tanımladığı uzantılar çıkıyordu. bu antenlerin yüksekliği 23, çapı ise 7 cm çapındaydı."

    küçük bir çocuğun yaşadığını iddia ettiği bu olayda çocuk dünya dışı bir varlıkla karşılaşmak gibi hiç de sıradan sayılamayacak, insanı şoke edilebilecek olayda çocuk gayet sakin kalabilmiş ve gördüğü cisimlerin geometrik özelliklerini santimetre hassasiyetinde tespit edebilmiştir.

    kitabın ilerleyen bölümlerinde hitler almanyasının kötü niyetli uzaylılarla ilişkileri, çin, rusya ve doğu avrupa’da insanların ufo “anı”ları aktarılmaktadır. bu bölümlerde de kitabın bütün bölümlerinde olduğu gibi inanca dayalı varsayımlar göze çarpmaktadır.

    bir ayrıntı: kitabın bütün bölümlerinde hipnoz kelimesi ipnoz diye yazılmıştır.