şükela:  tümü | bugün
  • ilk kez 2014 yılında yeditepe’deki bir konferansta karşılaştığım ve siber alan üzerine yoğunlaşan çalışmaları olan bir isim. matematikle ve zaman felsefesiyle özel olarak ilgilenmektedir. konferansta da bu eksende alışılmadık, sinemayla akademik literatürü bir araya getiren hipnotik ve sıra dışı bir konuşma gerçekleştirmişti. sonrasında kokteylde biraz konuşma fırsatı bulduk ama akademik değil, pink floyd ve rock’n’roll üzerine. o dönem odtü felsefe’de lisansüstü programına devam etmekteydi ve yanılmıyorsam uzun bir yola çıkmak üzereydi. konferanstaki sunumundan aklımda kalan heidegger’den yaptığı son alıntıyla noktalayayım: “yol arayıştır.” inanıyorum ki bu arayış hep devam edecek. böyle isimlerin yeni şeyler söylemeye kesinlikle devam etmesi lazım. yoksa hepimiz bu kapana kıstırılıp kalacağız.
  • en son kafka’nın mavi oktav defterleri’nde bulduğum, insan doğasının karanlık yanlarını keşfetmenin heyecanını kitaplarında ve yazılarında doğrudan hissettiğim yazar. fazla göz önünde olmayı tercih etmez, internette daha çok “enjolras” nickiyle bilinmektedir.

    kitaplar
    neobeat’in yol kitabı
    simülasyon öyküleri
    route 66

    --- spoiler ---

    kalbine the wall’un ”open your heart, i am coming home” dizelerinin dövmesini yapacaktı. sadece bilinçaltını görebilenler ne yazdığını bilecekti -simülasyon öyküleri s. 126

    ilk görüşte yaşanmayan bütün aşklar sahtedir. -simülasyon öyküleri s. 46

    kozmosun background müziğini yıllar önce pink floyd bestelemişti. ismi echoes’tu. ve aslında tek cümleden ibaretti: “ben senim ve sende gördüğüm şey benim” lakin bunu detaylandırmak için 23 dakika 31 saniye süren bir gitar solosu gerekmişti. -simülasyon öyküleri s. 12

    gözleri dolmuştu. gizlemeye çalışsa bile bir dokunuşla ağlayacağını görebiliyordum. spartacus de işte böyle bir öğleden sonrasında kaybetmişti. iyiler hep kaybetmişti.-route 66 s. 54

    iki hafta önce, greenwich village’de bir kaldırımda yığılıp kalmışken o güne dek yazabileceğim en üstün şiirin dilimin ucuna geldiğini ama büyüsünü bozmamak için yazmadığımı anlatıyorum ona. sonrasında şiire ne olduğunu soruyor. “şiir oldum,” diyorum. “kaldırımda üzerinden atladığım yitik serserilere götürdüm onu, otobanda bira içerken onu duyumsadım, kanıma karıştı. -route 66 s. 90

    camus,” demiştim, “cafelerde tek başına zaman geçirmeyi severdi. favori içkisi kahveydi.”
    -ve biliyor musun ki kahve uyumamıza izin vermiyor.
    -kahve bizi öldürüyor.
    -yavaşça ölmeyi seviyorsun.
    -bu bir virüs. ve buna alışacağız.
    -o zaman, one more cup of coffee for the road! -route 66 s. 102

    andromeda galaksisini çıplak gözle görüp göremeyeceklerini sormuştu ona. “2,2 milyon ışık yılı uzakta sadece” demişti gülümseyerek. ”yani bu gezegen yok olduğunda, onların fark etmesi 2,2 milyon yıl alacak. eğer varsa orada yaşayan bir medeniyet, 2,2 milyon yıl sonra bu gezegenin ışığa karıştığını görecekler.” -simülasyon öyküleri s. 118

    franz k. elleri cebinde biraz volta attıktan sonra milena’ya döndü ve “ben anlamsızlaştım. artık bir yabancıyım” dedi. -simülasyon öyküleri s. 48

    anlaşılmaz olan biz miyiz yoksa fransız sineması mı? sevgili, arkadaş gibi etiketler saçmaydı. bütün kavramlar ve alışkanlıklar bir yana bırakılıp bunların yerine şöyle denmeliydi: sen arayışsın! -simülasyon öyküleri s. 10

    bolu tüneli, istanbul ve ankara arasında bir solucan deliğidir. her girişte, hangisine gidiyorsan, kendini ona hazırlamana yardımcı olur. birkaç dakika süren karanlık ve sonra boom! yavaşça öleceğiz ve bu anı anımsamamıza yardımcı olacak. -simülasyon öyküleri s. 9
    --- spoiler ---
  • tanışıklığımız çok öncelere, forumların altın çağının yaşandığı döneme, turkforum'a (tabii o zaman birbirimizi genelde nicklerle biliyorduk) dek dayanır. felsefeden kuantum mekaniğine zamanında çok farklı alanlarda fikir alışverişi yapmışızdır. felsefi açıdan varoluşçuluğa yakındır ve akademik açıdan çok farklı alanlarda yetkindir. o dönem forumlarda olan tartışmalarda süreç çok uzadığında gelir birkaç cümleyle konuya noktayı koyardı. forumlar arası gerçekleşen büyük çatışmalarda da kalabalık gruplara öncülük etmiştir.

    o dönemin internet dünyası kendi içinde underground bir yapıya sahipti, o deneyimleri şimdi anlatsak çoğu kişi hiçbir şey anlamayacaktır. ama söyleyebilirim ki o dönem ürettikleriyle ve özellikle forum dünyasında yarattığı büyük dalgalarla ufuk s. yüksel kanımca özellikle 2007-2010 döneminde underground boyutta türkiye'de forumlara damgasını vurmuş birkaç isimden birisidir. sonrasında bu alanlardan çekilerek uzun süre gözden kaybolduğunu bilmekteyim. bildiğiniz gibi forumlar da amacını kaybetmiş çok saçma mecralara dönüşmüştür. şimdi elimizde ne var: instagram ve facebook... bu anıları anımsadıkça ve internetin yaşadığı büyük yozlaşmayı görünce insan o altın çağları özlemiyor değil.
  • nietzsche'nin uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi disiplinleriyle ilişkisi üzerine enfes bir çalışma yapmış akademisyen. bu alandaki temel problemlerin hemen hemen hepsine cevap veriyor. bu alandaki türkçe kaynakların kısıtlılığı düşünüldüğünde değeri daha da artmaktadır. okurken platon, machiavelli, kant, hegel, spinoza, deleuze, e.h. carr; hepsi film şeridi gibi gözlerimin önüne geçti.

    ve unutmadan: her şeyin temeli güç istencidir.

    nietzsche'de güç istenci kavramı ve realist paradigma: https://issuu.com/…yuksel/docs/thesis_issuu_version