şükela:  tümü | bugün
  • bisikletsever insan. eskiden, guvenlik sebepleriyle ta$inmak zorunda kalmadan once uskudar'da oturuyordu ve mutemadiyen bisikletle kadikoy-bostanci sahil yolunda geziyordu.
  • muhabbetli, mütevazi, güleryüzlü, içten bir parti başkanı. kısaca ufuk hoca. zaman zaman "artık kitap okuyamıyorum", "dilediğimce sinemaya gidemiyorum" gibi nedenlerle, partiyi bırakmak istediğini çıtlatır gibi olsa da, iyice olgunlaştı, kıvama geldi artık politikada. bir zamanlar, "tarafsız" kimliği sebebiyle partinin direğiydi, şimdi daha bir belli parti içindeki tavrı ve konumu.
  • dun odp ba$kanligindan ayrilacagini aciklami$ insan.
  • neden kravat takmıyorsunuz sorusuna 68 de sokaklarda 'kravatlı devrime hayır' yazılı afişler bulunduğunu hatırlatarak cevap veren mühim şahsiyet.
    genel başkanlığı bırakması büyük kayıp..
  • farkını seçim öncesi katıldığı programlardaki performansıyla da kanıtlamıştı bence. seçime 2 hafta kala tv’lerde parti başkanlarının ağırlanmasına devam ediliyordu ve cine 5’te daha evvel fatih altaylı’nın önce ayça şen’le sonradan buket dereoğlu ile birlikte sunduğu programa rastgelmiştim. fatih altaylı’nın yerini dondurma üstadı mehmet barlas almıştı yanında da süs bebek misali deniz akkaya oturuyordu ki süs bebekliğini program sonunda tasdik etmişti sağolsun. bu ikilinin karşısında izleyenlere sırtı dönük oturtulmuş kişi ise ödp başkanı ufuk uras idi. mehmet barlas sıkıştırdığını addederek soru yağmuruna tutuyordu uras’ı. hatta öyle bir yağmur ki bir önceki sorunun cevabını tamamlamasını beklemeden yarıda kesip yenisini soruyordu. ufuk uras ise son derece kendinden emin hiç sinirlenmeden gerilmeden gayet dingin bir şekilde her soruya kendi bakış açısına göre mantıklı cevaplar veriyordu. bu durum kendisini iyice geren barlas artık iyiden iyiye cevapları kesmeye başladı ve sonunda süre bitti uyarısı gelince derin bir soluk aldı. söyleşiyi bitirme tarzı ise acı olmanın ötesinde komikti. aynen şu kelimeleri kullandı ufuk uras’a programa katıldığı için teşekkür ederken: “her ne kadar görüşleriniz yanlış olsa da sizin gibi düşünen aykırı beyinlere ihtiyacımız var.” evet, her ne kadar yanlış düşünüyor olsanız da dedi. hem savcı hem hakim olarak yargıladı ve hüküm giydirdi. ben sizin görüşlerinize katılmıyorum demedi, düşünceleriniz yanlış dedi. bu bir program sunucusu, bir gazeteci. deniz akkaya ise ayrı bir olaydı. benim size bir sorum olacak dedi. aman tanrım dedim bir an, bekledi bekledi şimdi noktayı koyacak. yönetmenin ikide bir estetik olsun diyerek seçtiği görüntüsünü beyniyle destekleyecek diye düşünüyordum ki. “sayın başbakan,” diyerek söze başladı, mehmet barlas hemen duruma el koyup yanlışı espri mahiyetinde düzeltti: “işte, şimdiden başbakan denmeye başladı size,” gibi laflar etti. eli ayağına dolanan deniz akkaya ise “eee, ben öyle diyecektim zaten, ee, şey, clinton saksafon çalıyordu siz de kaval çalıyorsunuz, eee, seçim için çalacak mısınız?” aman tanrım, aman tanrım.... ufuk uras gülümsedi ve kısaca hayır dedi.
    bu program 15-10-2002’de yayınlanmıştı. adı, “başka yerde yok” olan program.
  • adam. *
  • herşey bir yana çok güzel bir sesi olan insan. dersi anlatırken bir kere sesiyle yakalar sizi, dinletir kendisini. 1959 dogumlu, iktisatın yanı sıra anayasa hukuku hocası. 2003 yılında başka bir siyasyet mümkün isimli 3. kitabı yayımlandı.
  • cok tatlı, mutevazı, temiz insan.
  • dersinden kimseyi bırakmayan, ne soracağı belli olmadığı için sınavına yarım saat kala kantinde futbol muhabbeti yapılabilen, istanbul üniversitesi'nde kamu yönetimi hocası..
  • koca bi sene dersini-aslında kendini zevkle dinledigim ve ilginc bi sekilde anayasa hukuku dersime giren eski siyasetci