şükela:  tümü | bugün
  • kanal d' de kokpit adlı programı hazırlayan ve deniz pulas ile birlikte sunan şahıs.
  • hurriyetin pazar ekinde kokpit bolumuyle tam sayfa yer alan sahis.
  • türkiyede ki havacılık otoritelerinden biridir.
  • breitling kullanıcısı aynı zamanda havacılık tutkunu şahıs.
  • kokpit programını, ilk zamanlar, pınar yiğit ile birlikte sunardı.
  • bi adamla ya 15 gün ya 15 yıl çalışan ulvi genel müdür... 32 yıl önce hürriyetin açtığı sınavda 3 bin kişi arasından seçilen tek muhabirdir, o 3 bin kişi arasındaki tek kimya mühendisi olmasına rağmen seçilmiştir yani nedir okuma bi yere kadar önemli olan yetenektir... ulu orta küfür etmekten çekinmez... şimdilerde tek hayali başında bulunduğu doğan haber ajansını 2006'ının 9. ayına kadar türkiye'nin 1 numarası yapmaktır...
  • yazacak bisey bulamadigi icin 2-3 haftada bir thy nin alacagi yeni ucaklarin ozelliklerini tekrarlayan, bununla beraber bu ucaklarla thy nin avrupanin sayili havayolu sirketlerinden birisi olacagina bizleri inandirmaya calisan sahis. yaw tamam belki thy avrupada baya genclesecek ama birazda elestiren ol be adam, 2.5 senedir abd de yaptigim sayisiz ucusta toplasan yarim saatlik rotar yasamisken thy nin herhangi bir ucusunda ki olmazsa olmaz rotarlari (hele istanbul-jfk falan ise tam sictiniz) bir kaleme alsan diyorum artik
  • doğan haber ajansı (dha) genel müdürü ve havacılık uzmanıdır.

    30 kasım 2007 ısparta ucak kazası ile ilgili olarak su acıklamayı yapmıstır:

    "türkiye'de sivil havacılık deneteminde sıkıntı var. ingiliz sivil havacılık otoritesinde 11.000, almanya'da 9.000, güney kıbrıs-ki küçük bir ülke- 900 kişi çalışıyor. türk sivil havacılık genel müdürlüğü'nde ise sadece 125 kişi var. denetimlerin daha iyi yapılması, sivil havacılığın siyasi otoriteden sıyrılıp bağımsız bir yapıya kavuşturmak lazım."
  • kendisi ne pilottur, ne kabin amiridir, ne uçak mühendisidir, ne uçak teknisyenidir, ne yer işletmecisidir. kısaca bu insan havacılık kökenli değildir. yalnız havacılık gibi ciddi bir sektör için bazı amsalaklar tarafından önümüze otorite diye sunulması da türkiye'ye özgü olan ayrı bir komedi olsa gerek.

    geçenlerde hürriyet'te çıkan yazısı aynen şöyledir;

    dubai’ye uçuyorum

    türk hava yolları ile 13 kasım’da saat 23.50’de kalkan tk1164 seferiyle istanbul’dan dubai’ye uçtum. tc-jrb tescil işaretli uçak, airbus a321’di. kabin amiri murat, sanıyorum eğitimdeki bir hostesle business class’ta yolcuları karşılıyorlardı:
    - yolcular oturduktan sonra kabini kontrol ettiler. kabin amiri tek tek baş üstü dolaplarını kapamaya başladı. dolap kapağını öyle sert vuruyordu ki koltuğuna oturur oturmaz uyumaya başlayan birçok yolcu korku ile irkiliyordu. sıçrayarak uyanıyordu.
    - anlaşılmaz anonsta kaptan pilotumuzun ömür gündüz topçu, ikinci pilotun şevki baş, kabin amirinin adının da murat olduğunu güçlükle duyabildim. kabin amiri mikrofonu ağzının içine sokarak anons yapıyordu. iri yarı bir kabin amiriydi murat. zıp zıp zıplıyordu. gece yarısı uçuşunun sakinliğini sadece onun hiperaktif davranışları bozuyordu. yanında önde çalışan ve eğitimde olduğunu sandığım hostese her hareketinde çarpıyordu. koridorda kendi kendilerini sıkıştırıyorlardı. biri öne gidiyor, diğeri geri adım atıyor komik bir gösteri yapıyorlardı sanki.
    - uçak kalkmak için pist başına doğru ilerlerlerken ışıklar kısılmadı. ne zaman tırmandık, yaklaşık 3 bin metreye çıktık kabin amiri anlaşılmaz bir şekilde kumanda panelinden önce ışıkları tamamen kapattı. sonra hafif açtı. şaka gibi. sanki 3 bin metreden sonra karanlık bize çok gerekliydi. biraz sonra yeniden yaktı. tahliye sırasında gerekir diye, gözlerimizin uçağın içindeki karanlığa alışması lazım. ama bu uygulama onun elinde komik bir davranış bozukluğuna dönmüştü.
    - kalkış yaklaşırken kabin amiri ve diğer hostes çıkış kapısındaki ikili ekip koltuğuna oturdu. kabin amiri bel kemerlerini taktı ama onu ani duruşta tutacak omuz kemerlerini bağlamadı. kalkış sırasında bacak bacak üstüne atmıştı. tahliye olsa önce kendisi ileri fırlayacak, toparlansa bile ayağa kalkmakta güçlük çekecekti. böyle bir durumda kapıyı açıp bizleri nasıl tahliye edecekti?
    - eğitimdeki hostes, uçuşumuz yaklaşık 4 saat süreceği için “amenity kit” dağıtıyordu. içinde diş fırçası, diş macunu, uyku maskesi bulunan çantaları adeta köpek yavrusunu kulağından tutmuş gibi uzatıyordu. amenity kitlerin koruyucu plastik örtüleri toz içindeydi. belli ki depolarda uzun süre tutulmuştu.
    - kemer ikaz lambaları söndükten sonra servis bir türlü başlayamadı. uçuşun sonraki dakikaları benzer hatalar, garipliklerle sürüp gitti. keyfim kaçtı. neyse ki pilotlar mükemmel bir uçuş sundular. inişimiz çölün ortasındaki dubai havalimanı’na yapılabilecek en iyi inişti...

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13122869.asp

    sayın cebeci, eğer kabin amirini beğenmemişseniz bunu şikayet yoluyla o firmaya belirtebilirsiniz, fakat bu nasıl bir cürettir ki açıkça isim vererek insanların ekmekleriyle oynuyorsunuz? son cümlesi ise ayrı bir komedi, cebeci'nin havacılıktan zerre çakmadığının dışavurumudur; çölün ortasındaki dubai'ye yapılacak en iyi inişmiş, bak sen şu işe yaa...
  • http://www.hurriyet.com.tr/…=41&gid=61&hid=16179588

    yukarıdaki linkteki yazısıyla şu an türkiye'nin havacılık sektöründe bulunduğu noktaya güzel parmak basmıştır. lakin tai içerisinde öncelikli olarak yönetici kademesinin zihniyetinin değiştirilmesi gerekmektedir. içeride çalışan mühendis de, teknisyen de yeterli kapasitededir; ama üst kademedeki yöneticiler "önümdeki pastamdan olmayayım, varsın ben gittikten sonra yapsınlar" düşüncesinde oldukları için hamle yapamıyorlar. uçak yapmak için yatırım yapmak gerekir ve o yatırımı düzgün yönetmek gerekir. maalesef mevcut düzende bu yatırımı yönetme cesaretinde olan kimse bulunmuyor. herkes "ya beceremezsek, ya elimizde patlarsa" korkusuyla yaşıyor. hal böyle olunca da onun bunun orta gövde imalatını, parçasını üreterek yaşamınızı idame ettiriyorsunuz. umarım ilerleyen yıllarda ciddi atılımlar yapılır ve ben yanıldığımı görürüm.