şükela:  tümü | bugün
  • comu'de yard. doc. unvanıyla derslere giren bir hoca. sanırım uludağ üniversitesinde de dersler veriyor. ama benim bu kişiyi buraya taşımamdaki asıl amaç kendisini türkiye'nin en iyi sosyologları arasında görmesidir. özgüveni haddinden fazla olan yılda yaklaşık 200 kişiyi sınıfta bırakan bu hocamız bir emre kongar, mübeccel kıray ya da ne bileyim bir kadir cangızbay olur mu bilemem.. eminim ki bunu kendisi de bilmiyordur. ama sorsan onlar da kimmiş der. öyle de bir adam..
  • ilk senemde kabusum olan hocam. ne şanslıyım ki 3 sene daha beraberiz.
  • biga iktisadi idari bilimler fakültesi'nde bir hoca kendisi. sosyoloji ve sosyoloji ayarında derslere giriyor.
    son iki yıldır sınav sistemini değiştirdi ve bi acayip yaptı. boşluk doldurtuyor. hemen örneğimize geçelim;

    karl marx……… iken, max weber ………dır.(tam bu olmasa da buna benzer bişey)

    şimdi buraya zilyar tane şey yazılabilir. ve hepsi de doğru sayılabilir. ama istediği yanıt tektir. bilen de sayısal loto falan oynasın, çünkü baya şanslı bir kişi demektir. öteki örneğimize geçelim;

    endüstri toplumunun en önemli sorunu ……..dır.

    endüstri toplumunun yine bi dünya ve hepsi de birbirinden boktan sorunu varken buraya hangi cevabın yazılacağını bilen kişi zaten sayısal’da altıyı tutturduğu gibi 5+1’de de şansını kesinlikle denemelidir.

    bana göre endüstri toplumunun en önemli sorunu işçi sorunudur mesela, başkası çevre kirliliği der. bir başkası başka şey der. ilginç değil mi?

    sınavları zordur hakikaten, can sıkar yani. sınavlarına giren öğrencinin ruh hali şu şekilde seyreder;

    1) umut aşaması; bu aşamada herkes umutludur ve bu sefer şeytanın bacağı kırılacaktır. notlar alınır. derslere girilir. özetler, makaleler falan okunur.
    2) sorularla karşılaşma aşaması; tepki şudur: ''yok artık!'' yine aslında beklenen sorular beklenmeyen şekillerde çıkmıştır. sorsanız herkes az buçuk konuya hakimdir ama tuhaf testler ve boşluk doldurmalar eşliğinde boşluklardan boşluk beğenirsiniz.(emre aydın mode is on)
    3) aslında kolaydı lan! aşaması: evet, sınav bitmiştir. herkesin ağzında ''e ben bunu biliyordum aaaabi'' lafı vardır. ama bir sınav daha geride kalmıştır ve ''hey onbeşli onbeşli'' türküsü eşliğinde 15’i alır oturursunuz.

    ne yapmalı, bilemedim…
  • istanbul üniversitesi iktisat fakültesi bünyesinde yar. doç. sıfatıyla yer alan öğretim üyesi. kendisi koyu bir galatasaray taraftarıdır. şöyle ki; hoca sınıfa girdiğinde arka sıradaki bir öğrenci sırf galatasaray atkısı açtığı için öğrenciye final sınavında +10 puan eklemiştir. içim öyle bir acıdı ki zaten vize ortalaması 20 ah ulan dedim aklıma gelseydi nolurdu sanki. şimdi final sonucunu bekliyoruz gözümüz kapalı bakalım ne olacak.

    edit: ve evet büt.

    edit 2: ders tekrarı. o kadar ortalama yapıp b+ bile görmediğim, çift anadal'a başlayıp burs alacağım ve yüzde onluk dilimden dolayı harcımı 400 lira az ödeyeceğim senede hocanın verdiği ders yüzünden hiçbirini yapamadım. umarım bunları yapmak için son şansım olan senede bu dersi veririm yoksa hayaller suya...
  • benim dönemimde geçme notu 20ydi tabi sınıfın yarısı kalıyordu yinede.
  • istanbul üniversitesinde yar. doç. tur kendileri. seçmeli iktisat psikolojisi dersine girer. seçmemeniz sizin için daha hayırlı olur çünkü büyük ihtimal kalırsınız. sanki bile isteye bırakır sizi anlayamazsınız!
  • sosyoloji derslerinde götümüzden kan alacak hoca.

    derse 7 dakika geç kalırsın, derse almaz. yetmezmiş gibi bir de azarlar tüm sınıfın önünde. dersten çıkmak zorunda olacak kişiye "kimler geçicek, kimler kalıcak bu sayede belli oluyor" tarzı söylemlerde bulunması. özetle bu dönem bizim için sıkıntı var deyiminin tam karşılığı. dileğimiz sıkıntının sadece bu dönem sürmesi. gazamız mübarek ola!

    bir yıl sonra gelen edit: gezi parkı zamanında çalışamadığımız finaller hatrına büt sınavını oldukça kolay yapan gerçek üniversite hocası.

    dersinden geçmeme rağmen halen derslerine girerim. genelde öğrencileri ile ilk intibahı kötüdür ama zamanla ve hocayı tanıdıkça onu sevmeye başlarsınız.

    diyeceğim o ki gerçekten çok iyi bir üniversite hocasıdır. dersini alıyorsanız zor olmasından şikayetçi olmayın ve keyfini çıkartmaya bakın. sosyolojiyi güzel yorumu ile öğrenin.

    aradan geçen bir yıldan sonra gelen bir başka edit: hala derslerine giriyorum :)
  • ağızlarına ıslak havlu ile vurmak istediğim insanların "cool hoca" diyerek tanımladığı öğretim görevlisi. öğrencileri dersten bırakmasının dışında bir artısını görmedim.
  • kendisi ile ilgili güzel anım olan donanımlı sosyoloji hocası. bizim iktisat sosyolojisi dersine gelirdi. * vize/final felakat zordur ve sınav kağıdı a3 tür yetmeyenlere a4 kağıdı verirdi. *

    anım ise; ilk vizemden (benimle birlikte 4 kişi hariç herkesin kaldığı) iktisat sosyolojisinden 55 almamdı. bu, derste sınıfın aldığı en yüksek nottu. diğer sınavlarımda aldığım notlara göre de en düşük.

    her şey bir yana, sağlam altyapılı bir insandır, eğer birazcık birikiminiz varsa derslerinden keyif almaya başlarsınız. derslerine gitmeden bol bol okumalar yapın. bugün zorlansanız da ileride yaptıkları için kendisine şükredeceksiniz. hele akademik kariyer düşünenler için, iyi bir kaynaktır. ayrıca saçım uzun diye sürekli artist derdi bana. kendisi de uzun saçlıydı. * hala öyle mi bilmiyorum. kıymeti bilinmesi gereken hocadır. sevin, sayın.
  • daha önceki girdilerimde bahsettiğim kişilik.

    tekrar bu başlığa yazma gereği duymamın sebebi ise bugün yaşanan bir olay.
    sınıfta konuştuğunu iddia ettiği bir kıza "şişman" nitelemesi yapmasıdır. üstelik bunun üzerine basa basa "orada senden başka şişman yok" diyerek tekrarlamıştır. sınıftan biri bu davranışının yanlışlığını söylediğinde saygı gibi bir kavramdan bahsetti. ama sanki kendisi şişman derken o öğrencinin fiziksel özelliğiyle dalga geçerken bunu unuttu.
    sınıfın genelinden aldığı tepki yüzünden de çok başka yerden bir cezalandırma yoluna gitti. dışarı attığı kişinin kapıyı vurmasını ise doğru bulmadığımı belirtmeliyim.

    ayrıca sınıfın önünde oturup adını ifşa etmemek için parmaklarımı zor tuttuğum sarışın kız sözüm sana.
    umarım aynı bölümde değilizdir. arkada oturan bir erkek öğrenciye "kız gibi sakız çiğneme" diyen hocanı savundun. kız gibi sakız çiğnemek sanırım iğrenç bir şey. sen de çiğneme.
    ayrıca kız gibi, karı gibi cümle kalıpları de göreceli ve tatlı değil mi ? neyse şarjın bitiyor herhalde telefonunu prize takmıştın.