şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: karakedi)
    (bkz: 13)
  • (bkz: batil inanc)
  • (bkz: ayna)
  • kotu $ans da denilir. (inanilirsa)
  • (bkz: baykuş)
  • her yemekten sonra bir adet nazar boncugu yutulmasina muteakip ayaga nal caktirilmasi, sonrasinda da yetkin bir seyis tarafindan uc hafta gozlem altinda kalindigi takdirde esamesi kalmayan hede..
  • uğurunun olmaması durumu.
    insanın başına ard arda kötü şeyler geldiğinde düşünülen ilk şey.
  • müthiş bir memduh şevket esendal hikayesi. 'ev ona yakıştı' da var. biraz alıntı yapayım:
    '... son kağıdı verirken müsteşar sordu:
    -kitapçının parası gönderilmedi mi?
    hayri efendi anlıyamadı:
    -efendim? diye sordu.
    -kitapçının parası gönderilmedi mi?
    <<hayır efendim, gönderildi>> diyecekti. fakat birdenbire beceremedi. yalnız:
    -hayır efendim... dedi. ve o esnada müsteşar konuşan misafirlerin sözlerine kulak misafiri olup, lakırdılarına karıştığı için sözünü bitiremedi.
    -müdür beyi gönderiniz.
    -peki efendim.
    hayri efendi, müsteşarın emrini müdüre söyledi ve gidip yerine oturduysa da kendisinden pek memnun değildi, müsteşarın sözlerini tekrar ettirmişti. yeni gelen kağıtları dalgın dalgın karıştırmağa başladı. müdür yukarı çıkmıştı, fakat durmayıp avdet etti ve kızgın bir çehre ile hayri efendiye hitabedip:
    -kitapçının parasını postaya vermediniz mi? diye sordu.
    -verdik!
    -ee, niçin yukarıda <<vermedik>> diyorsunuz. bir gün beni bu adamla kavga ettireceksiniz... nerede makbuzu?
    -bende...
    -veriniz bana!..
    ...'
    buradan sonra 'yeraltından notları' hatırlatıyor biraz.
  • bazı dönemlerde kişiye musallat olan ve ucu sonu belli olmayan kötü olaylar silsilesi. efendim, örnek verecek olursak yazar kişinin* son iki ayda başına gelmiş olan elim olayları sıralayabiliriz bir bir.

    - yazar kişisi ilk olarak ufak bir kaza geçirir ve bileği ezilir, şişer, bir hafta sargılı dolaşır.

    - bundan iki hafta sonra belini incitir, doktora gider ve fıtık başlangıcı olduğunu öğrenip dumur olur.

    - sonraki hafta ayağının altı kimliği belirlenemeyen sivri bir cisim tarafından kesilir.

    - bir sonraki hafta ayak tırnağı dikey şekilde ortadan caaart diye ikiye ayrılır. artık tırnağının yarısı yoktur.

    - ertesi hafta tam şirkete girmekteyken önünde yürüyen adamın arka tarafa doğru uçan tekme atası gelir ve bu tekmenin ucunda ne tesadüftür ki yazar kişisi vardır. yazar kişinin kaval kemiği şişer ve iki gün boyunca ayağınıın üzerine basamaz.

    - ertesi hafta dans ederken adamın biri kıymetli yazarımızın elmacık kemiğine dirsek atar.* çat diye ses çıkar, "bir estetik ameliyat acaba kaç maaşıma malolur?" diye düşünür yazarımız anlık da olsa. neyse ki ufak bir morlukla olay atlatılır, ancak hala dokunulduğunda ağrımaktadır. ayrıca yazarımız tebessüm etmeye kalktığında da hafif sızlamaktadır.

    - ertesi hafta şirketten çıkılır ve arkadaşla buluşmak üzere yola düşülür. binilen araç yolda kaza yapar. kola alınan ufak bir darbe vardır ortada, o kadar da mühim değildir ancak uğursuzluğun bu kadarı da bünyeye zarardır artık.

    insanın isyan edesi gelir, "gelen vuruyo, giden vuruyo anasını satayım!" diye söylenir durmadan. bir yandan da "acaba allah bana bir şey mi ima etmeye çalışıyor? ne de olsa sopası yok."* diye düşünmeden duramaz insan.

    kısacası uğursuzluk denen şey bir süreçtir. insanın psikolojisini bozar, sabrını zorlar. "acaba hayatımı sonlandıracak o saksı kafama ne zaman düşecek?" şeklinde paranoyalara sebep olur.

    bu gibi durumlarda derhal çok güvenli bir sığınak bulup bir süreliğine bazal metabolizmaya geçiş yapılması önerilir.
  • temmuz aylarından nefret etmemi sağlayan.

    bazen diyorum evet, evrene sinyal gönderiyoruz geri dönüşü iyi olduğunda neyse, kötü olduğunda biz çağırıyoruz demek ki. sonra diyorum uğursuz dediğin için kötü şeyler geliyor olabilir mi başına?
    üstüne almak istemediğinde üstüne atacak bir şey bulamıyorsan negatifi, belli ki bunla açıklıyorsun.

    yoksa, bir sene önce başıma gelen olayın daha şiddetlisini bir sene sonra yaşarken ayağımda bu bir sene boyunca sadece sözü geçen iki günde giydiğim ayakkabının olmasını nasıl açıklayabilirim ki.