şükela:  tümü | bugün
  • sanırım ülkenin atanmış (yerleşik) memurları, seçilmiş memurlarından daha fazla söz sahibi olurlar bu eylemde. hep.
  • yönettiğini sanma durumu. egonun hayata yenilmesi de denebilir.

    ilkokul - ortaokul'da sınıf başkanı seçilmeye yarışırdı ya bazı öğrenciler. sonra sınıf başkanı olmanın aslında ispiyoncu olmak olduğu öğrenilirdi. ya da lise'deki onur kurulu geyiği. idareye bilgi taşıman istenirdi. yani yöneten başkasıydı. da sen o avam kitleyi yönettiğini sanıp kendini farklılaştırırdın. ülke yönetmek öyle bir şey kanaatimce. sen yönettiğini san...sen yönettiğini sanmak için her şeye evet de. sen o kitlenin tepesinde alkış al. senin o alkışı alman için her türlü tavizde bulunabilirsin zaten.
  • bizim yoneticiler tarafindan tamamen yanlis anlasilmis bir hadisedir bu...

    meydanlarda atip tutuyordun... simdi o ayakkabi kutularina iyice tutun. ne bu durumu savusturacak yetenekte ve bilgide kadron kaldi ne de baska bir sey bakalim bu yeni krizi de teget gecti cok sukur diye savusturabilecek misin?
  • iyi bir ülke yönetiminin ne olduğuna gelince, bu erişilmesi hayli güç, eşine az
    rastlanır bir şeydir, çünkü ölçü de ölçüsüzlük de karşıtlıklardan doğar. ama karşıtları birleştirmek başka, birbirinin yerine koymak başka şeydir. bu konuda apollonius’un vespasianus’a söylediği sözler örnekler bir ders verir: “neron neden düştü?” diye sormuş vespasianus, apollonius da: “harp çalmayı, akort etmeyi iyi bilirdi, ama ülkeyi yönetmekte telleri kimi zaman çok gerer, kimi zaman da çok gevşetirdi,” demiş. hiç kuşkusuz, ülke yönetiminde hiçbir şey, baskıyı yerli yersiz bir arttırıp bir azaltmak kadar
    yetkileri sarsmaz.