şükela:  tümü | bugün
  • akp genel başkanı tayyip erdoğan'ın az önce savunma sanayi icra komitesi toplantısında sarf ettiği söz. ifade tam olarak şöyle; "ülkemizde tasarlanabilecek, üretilebilecek geliştirilebilecek hiç bir ürünü, yazılımı, sistemi, acil durumlar haricinde kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız."

    hah şunu bileydin dedim... ülkemizde üretilemeyen tarım ürünü neredeyse yok gibi ama börülceyi bile ithal ediyoruz. neden ? çünkü hükümet insanlarını sağmal bir inek olarak görüyor. onlara dünyanın en pahalı yakıtını, gübresini satıyor sonra üret diyor. niye üretsin bilader ? adamın ürettiği 5 sene önce de aynı fiyattı bugün de aynı fiyat. ama mazot 5 sene öncesine göre bilmem kaç kat artmış. ithal edip satan daha çok para kazanıyor.

    dışarıdan almayacağız demek kolay. sen devlet olarak önce eşek yükü ile aldığın vergilerden vazgeçebilecek misin ?

    devletin hemen hemen her işinde olduğu gibi sadece yasaklarsan, "hem karnım doysun hem pastam dursun" dersen börülce bile yiyemez ve aç kalırız maazallah.
  • "büyük baş hayvan, buğday ve hatta saman dahil mi?" diye soru ile karşılık verdiğim genel başkan açıklaması.

    kaynak
  • "üretebilseydin zaten dışardan almazdın" paradoksuyla sonsuz bir ikileme girebilecek boş önerme.
  • zeytin ağaçlarını kestirip, zeytinyağı ithal ettiren,
    çiftçiliği bitirip, sebze meyve ithal ettiren,
    hayvancılığı bitirip, et ithal ettiren,
    ceviz ağaçlarını kestirip, abd'den ceviz ithal ettiren,
    hollanda bizi kıskanıyor deyip, akp belediyesine lale ithal ettiren,

    kişilerin bunu söylemesi gayet doğal.
    birkaç fakir inansa ülkemiz %10 büyüdü der geçeriz.
    zaten bütün dünya türkiye'yi kıskanıyor.

    (bkz: yersen)
  • ucuza bulduğum ürünü dilediğim yerden almama nasıl engel olacağını düşünüyorum.
    sonra ekstra gümrük vergileri ve kdv geliyor aklıma.

    reis biraz da ülke insanını düşünse ve şu üretici denen zibidilere az kar edin dese.

    tabi öyle bir dert yok.
    kısa ve basit bir örnek vereyim.

    türkiyede üretilen ve 750-800 tl arasında satılan yağlık ayçiçeği tohumu yunanistan’da 400-450 tl arasında satılıyor. üstelik aynı firmanın, aynı ürünü.

    hadi bunu geçelim reis, çaykurun çayının avrupa'da 2.5 euro olup türkiyede 26 tl olmasına ne diyeceksiniz.

    yunanistandan tohum, almanya dan çay mı getirelim.

    sermaye yeteri kadar birikim mi yapmadı bu ülkede de kendi vatandaşınızı korumuyorsunuz?

    biz de hevesli değiliz başka ülkelerin ürettiği malı almaya ama kazancımız sınırlı ve yavşak kapitalistlere aldığımız ürünün ederinden daha fazla ödemek istemiyoruz.

    biraz da patronlara çemkirseniz, biz insanız ve sınırlı kazancımızı, türkiyeli patronların sınırsız kar için sağacağı malaklar değiliz.
  • konuşmada savunma sanayiinden bahsediliyordu sanırım. tarım ürünleri konunun dışında yani.

    hükümete gelen her eleştiriye köprü ve yol cevabı veren çomarlarla aynı seviyede muhalefet yapılıyor. her konu dönüp dolaşıp ithal et ve bulgura geliyor.

    evet tarım zaten inkar edilemez derecede içler acısı bir durumda ama bu konu tamamen farklı bir konu ve dedikleri gibi savunma sanayiinde geç bile kalınmış bir adım.

    sapla samanı ayırın bir zahmet.

    edit:
    "her ürün dedi işte" diyen arkadaşlar için metnin ilgili kısmını buraya koyuyorum.
    herhangi bir kişinin konuşmasının içinden cımbızla ifade çekilerek saçma sapan anlamlar çıkarmak ergenekon savcılarının da çok iyi yaptığı bir işti. hatırlayın; savaş veya tatbikat senaryosundaki -kelime kelime hatırlamıyorum tabii ki - "camiler bombalanırsa" ifadesini "camileri mi bombalayacaktınız" diye suçlama sorusuna çevirmişlerdi.
    bu sebeple; bu mantalitede yapılan her türlü habere ve gündeme karşıyım...

    --- işte o konuşma ---

    savunma sanayii icra komitesi toplantısı'nda alınan kararı da açıklayan cumhurbaşkanı,
    "işlerine gelmeyince bize tabanca vermeyenlerin, diğer silahlar konusunda nasıl bir tavır içinde olduğunu ve olabileceğini az çok hepiniz tahmin edersiniz. kritik savunma sanayi ürünlerimizin kendi imkanlarımızla üretme işini belirli bir düzeye getirmemiş olsaydık, şu anda ne halde bulunurduk. açıkçası bunu düşünmek bile istemiyorum. bunun için son toplantımızda şöyle bir karara vardık: ülkemizde tasarlanabilecek, üretilebilecek, geliştirilebilecek hiçbir ürünü, yazılımı, sistemi acil durumlar haricinde kesinlikle dışarıdan hazır olarak almayacağız. gerekirse daha çok zaman harcayacak, hatta gerekirse daha çok para harcayacak ama mutlaka kendi tasarımlarımızı, ürünlerimizi, sistemlerimizi geliştireceğiz. şartlarımızı kabul ederek, bizimle birlikte çalışmak isteyen uluslararası savunma sanayi kuruluşlarıyla işbirliğine elbette varız. bu işbirliği, asla hazır alım şeklinde olmayacak. tüm kritik unsurlarıyla bizim denetimimizde ve üretimimizde gerçekleşecek şekilde yürüyecektir."
    --- işte o konuşma ---
  • meali: iktidar vekilleri yeni alanlarda yatırımlar yapacak...

    http://www.sozcu.com.tr/…-nedeni-lalelermis-713012/
  • yakın zamanda türk köylüsünün binlerce yıllık geleneği olan yerel tohum takası yasaklanacaktır,

    yasak sonrasında ise türk köylüsüne tamamen dışa bağımlı sertifikalı tohumculuk dayatılacak.

    bu durum ülkemizde tarımın çökme noktasına gelmesine sebebp olmuştur.

    bu bağlamda yapılması gereken cumhuriyetimizin kuruluş esaslarına bağlı kalarak, devletçilik ilkesi ile hareket etmek ve türk köylüsünü/sanayicisini üretim için teşvik etmektir. başarılı örnekler aşağıdaki gibidir.

    (bkz: kayseri tayyare fabrikası)

    (bkz: önce buğdayı bile dışardan alırdık)

    (bkz: 9 ekim 1937 nazilli basma fabrikası açılış töreni)
  • hak, hukuk, adalet,insan hakları, hoşgörü,güler yüz,sevgi,saygı..
    bence bunlar bizim ülkemizde de üretilebilmeli.