şükela:  tümü | bugün
  • yorgunluk, stres ve gerginlik içerir.

    sadece bu ülkenin güzel insanları için, atatürk için, atatürk'ün ilkeleri için, cumhuriyetin değerleri için "savaşmaya" değiyordu ama ben artık pes ediyorum.

    artık her şey daha karanlık ve daha korkunç. ülkenin bu durumdan geri dönüşü olamaz. bu ülkede aşağılık bir zihniyet yoğunlukta ve onlar çok güçlü. onlara karşı gelemiyoruz, bir şeyleri değiştiremiyoruz. her gün bir öncekinden daha kötü bir olay oluyor ama hiçbir şey değişmiyor. sokaklarında allahu ekber diye çıldırılan, kimsenin iyilikten, güzellikten, sevgiden, bilimden, sanattan ve hatta mizahtan bile anlamadığı bir yer, böyle bir ülke oldu artık burası! dışarıda güzel bir dünya var, bir yerlerde insanlar güzel şeyler için çabalıyorlar fakat bizim her gün uğraştığımız olaylara, daha doğrusu uğraştığımız şu insanlara bakın! değmiyor.. yıllardır muhalifim ama hiçbir şeye değmedi. hiçbir işe yaramadı ve yaramayacak.

    artık atatürkçülük sadece "gözleri dolduran" bir ideoloji. atatürk ise aklımda, dile gelmeyecek belki ama yaşamaya devam edecek.

    pes.
  • bugündür: 16 temmuz 2016

    öğlen 1’de uyandığımda ilk gördüğüm haberler öyle dehşet vericiydi ki göz yaşlarına boğuldum. şu an saat 21, akşama kadar ağladım desem yeridir. tatbikat diye sokağa çıkarılan erlerin neredeyse hiçbir şeyden haberleri olmaması, köylerden çıkıp gelmiş 96 doğumlu askerlerin halk tarafından linç edilmesi, kemerlerle dövülmesi, masum bir askerin teslim olmasına rağmen kafasının kesilerek öldürülmesi.

    hıçkırıklara boğuldum.
    halk yapıyor bunu. sık sık televizyona çıkıp açıklama yapan adam “askere zarar vermeyin, onların haberi ve suçu yok” demedi. bir şey bilmediğini söylemeye çalışan ama sesini duyuramayan erler öldüresiye dövüldü ve öldürüldü. çocuk gibi ağladılar çünkü zaten çocuklar. neyin içinde olduğunu anlayıp silahını atan ve kendini teslim eden çocuk yaşta er’in vahşice boğazının kesilmesi ne demek? halk nasıl kandan beslenir? sivil adamsın sen, polis misin? yargıç mısın? cellat mısın? kimsin, ne haddine ki yargısız infaz yapıyorsun? vatanını korumaya and içmiş, emir kulu bir askeri, emre itaat etti diye katlettiler. üstüne bir de hain damgası yapıştırdılar. ailesi? çoğu er annemler duymasın diye ağladı. öyle yanlış anlaşıldı, öyle yabana gitti bu çocuklar. yazıklar olsun.

    15 temmuz, demokrasi bayramı ilan edildi. hala insanlar sokaklarda, ellerinde bayraklarla binlerce kişi nöbet tutuyor, aynı zamanda kutlama yapıyor. ama ayrıca neler oluyor? yakası açık giyinen bir kıza orospu diye bağırılıyor, kalabalıkta taciz edilmeye başlanan kızlar var, teslim olan askerler hala linç ediliyor. çünkü topluma hakim olan yobazlığın yoz parçaları bunlar. yeni türkiye’nin yeni askerleri bunlar. subaylar gözaltına alındı, bugünden sonra herşey sadece daha ve daha korkunç olacak.
  • fakir, genç ve teslim olmuş erlerin öldürüldüğü andır.

    ne batı medeniyeti, ne de islam medeniyeti teslim olmuş insanın katlini kabul etmez. nasıl bir allahsızlık ve ahlaksızlıktır bu...
  • gece çelik yelek, kask giymiş mevzilenmiş bir şekilde alayın nizamiyesinde nöbet tutarken bir asker olarak halkın bize ağır şekilde küfürler yağdırması. bilmeden düşünmeden yapılan bilinçsizce hareketler sonucu kendimi 6 ay boyunca vatana hizmet değilde vatana ihanet ediyormuşum gibi hissetmem. evet tam olarak o an...
  • benim için çok gerilerde kalan andır. umudum zaten bitmişti ancak öyle bir gün yaşadık ki; gelecek tamamen karardı bizler için, ülkemiz için.

    çıkarlar uğruna halkın nasıl kullanılabileceğini, vatandaşlarının canına bir böcek kadar bile değer vermeyen siyasileri, ellerine güç verilen, şiddet uygulama imkanı verilen ve yağlanıp ballanıp gaza getirilen insanların ne kadar canavarlaşabileceğini gördük son 24 saatte. askerle polisin ağır silahlarla çatışma ihtimali olan sokaklara insanların şuursuzca çağrıldığını ve bu insanların daha da şuursuzca bu çağrıya uyduğunu gördük. yollarda sivil vatandaş cesetleri, öldüresiye dövülen, kafası kesilen 20-21 yaşında askerler gördük.

    insanlardaki bu sürü psikolojisi, cahil cesareti ve şiddet tutkusu beni inanılmaz korkutuyor. 20 kişi 1 askerin üzerine ağızlarından köpükler saçarak çullanan ve bunu marifet sayan malum %50, kendi istedikleri rejime kavuştuklarında diğer %50'ye neler yapmaz? az önce twitter'da gördüm, bir kadın arkadaş evine dönerken "demokrasi bayramı"nı kutlayan birtakım insanlar, arabanın içinden bağırmışlar "orospular siz de gününüzü göreceksiniz" diye. ne yazık ki bizi gittikçe kararan günler bekliyor.
  • (bkz: darbe girişiminin başarısız olduğu an)

    darbe sevicilerin iki, üç gündür kudurmalarının nedeni ne olabilir acaba? ayrıca sizi şu başlığa alalım artık:)

    türkiyeden siktir olup gitmek
  • henüz bitmedi. ama idam cezası geri döner ve darbeciler asılırsa bitecektir.

    darbeciler asıldı diye değil, başımızdakiler adaleti kendi kafalarına göre uygulamış olacakları için.
  • aslında o an 2011 seçimleriydi sanırım. gerçi gördüğüm bütün seçimler o umudun bitmesinde sebep oldu. 95 doğumluyum.
  • devlet hastanesinin acil servisinde bekliyorum. bir dede torun giriyor içeri. hasta kabule yöneliyorlar. şivesinden doğulu olduklarını anlıyorum. halleri perişan içim sızlıyor. "torunum baygınlık geçiriyor. bugün iyiymiş ama ben ancak getirebildim. korkuyorum bir doktora göstermek istedim." gibi bir şeyler söylüyor. hasta kabul görevlisi birden bire çemkirmeye başlıyor: "baygınlık öyle bir şey mi? nerde kağıtları? anası babası yok mu? ateş değil grip değil nereye yönlendireyim" diye. şikayet edeceğim elbette o kadını. ama çok garip. tahammül sınırları çok garip bazı insanların. ne demek nereye yönlendireceğim? ne demek anası babası yok mu? gerçekten yazık çok yazık. o dedenin yüzündeki çaresizlik çok yazık. torununun mahcup olması, çok yazık.