şükela:  tümü | bugün
  • atatürk'ün latife hanım'la en önemli ve pek de dile getirilmeyen boşanma nedenlerinden birinin de latife hanım'ın ata'dan çocuk istemesi, gazi'nin ise buna asla yanaşmaması olduğu anlatılır..

    saltanatı büyük badireler atlatarak devirmiş, aydınlanması gerçekleşmemiş ve kişi kültünden türlü eziyetler çekmesi muhtemel bir toplumda, belki de büyük önder soyadının ya da kan bağının nesillerince istismarından çekinmiş, tarihi kişiliğini ve halkını düşünerek çocuk sahibi olmamayı seçmiştir.

    ömrü boyunca ne ürettiği, topluma ne katkı sunduğu muamma bir şahıs olan ülkü adatepe, ata'nın böyle kaygıları oldu ise ne denli haklılık payı taşıdığını ispatlamış bir şahıstır. siyah beyaz fotoğraflardaki o şirin kız çocuğu eminim manevi ünvanına layık olabilse; olanaklarını değerlendirir, kendisini yetiştirir, ömrü boyunca üretir ve onurlu bir yaşam için yeterli birikimini edinir, ahir ömründe "arabaydı" - "maaştı" diye ne tayyip erdoğan'a ne de başka bi politikacıya yalvaracak durumlara düşmezdi.

    benim gözümde atatürk'ün manevi evladı falan değildir.

    geçtiğimiz haftasonu bir dağ eteğinde tanıştığımız ihtiyar bir dağ köylüsü vardı. 7 ay evvel doğan çocuğumun adının "mustafa" olduğunu öğrenince; "afferin dedem. hem atatürk'ün hem peygamberimizin ismi" diye kendince beni tebrik etmişti. en az 70 yaşında. hayvan güdüyordu tahtalı dağ'ın berilerinde. benim nazarımda asıl atatürk'ün, o ihtiyar ve o'nun gibi emek sahibi, kanaatkâr ve namuslu insanlar manevi evladıdır.
  • - turk, ovun, calis, guven! ... ulku, sen ovun yeter.
  • ulan emineler hayrunisalar ne yapıyor da eleştirilmiyor merak ediyorum. bilaller? sümeyyeler? 1 dönem milletvekilliği yapana ömür boyu bok gibi para veriliyor. yetmiyor tüm sülalesi devletten tedavi görüyor. hatta çocukları polisi falan sıraya dizebiliyor. hadi hepsini geçtim, yasal olarak ölen annesinin, babasının kocasının maaşını alanlar var bu devlette.

    şimdi atatürk'ün vasiyeti ile aldığı maaş orospu çocuklarına dert olmuş. ulan sen önce götünden donunu bile alan tependekilere ve kafasına bez, üstüne çuval geçirmiş görgüsüz karılarına laf söyle, sonra gel konuş.

    asla lüks içinde yaşamamış, parasızlıktan okuyamamış kadındır. bazı orospu çocuklarının sandığı gibi lüks içinde yaşamamıştır.
  • babasının maaşını alan onca kadının yaşadığı ülkede devletten maaş aldığı için eleştirilen kadın. anneanneniz, anneleriniz dedenizin emeklisini alıyor. çıkın onlara da iki laf söyleyin o zaman. bunu bile düşünemeyecek kadar zavallısınız ki gelmiş burada ölmüş bir kadının ardından iğrenç nefretinizi kusuyorsunuz.

    her neyse, cahil cühela insanların arkasından konuşmasına üzüldüğüm merhumedir. nur içinde yatsın.
  • 2006'da 74 yaşına giren, atatürk'ün manevi kızıdır ülkü adatepe. rte, chp'yi atatürk'ün vasiyetine uymamakla suçlayana kadar da, kimse ona ne olduğunu merak etmiyordu.
    bu medyatik suçlamanın ardından zaman gazetesi'nden nuriye akman hemen onu buldu ve işin aslını öğrenmek için röportaj yaptı. yazı 24.02.06'da yayınlandı ve çok dikkat çekti. çünkü ülkü adatepe, kendisine yakıştırılamayan sözler etmişti.

    "atatürk düşündü ki türk devleti bana sahip çıkacak. maalesef çıkılmadı. atatürk öldü, ülkü unutuldu." dedi, 1938'de atatürk'ün ölümünden sonra kendisine bağlanan 200 lira'nın bugünkü karşılığının ayda 15 milyar olduğunu da söylemeye utanmadan.
    "atatürk’ün manevî kızıysam, bazı haklarım olmalı" dedi, atatürk'ün eğitime verdiği önemi, okuması için gösterilen çabaları bilerek ve okulu bırakıp evlendiğini anlatarak. sonra da ekledi "hayat şartları değişik olsaydı, avukat olmak isterdim. yani balerin olmak isterdim." diye...
    "atatürk’ün kızı olarak niye mütevazı yaşayayım? bana mecburlar bir araba almaya." dedi, atatürk bolluk içinde yüzmüş, bir cepheden diğerine limuzininde havyar yerken gitmiş, terzisi ölçü almaya çalışırken bu memleketi kurtarmış gibi.
    "inönü’nün kızları pembe köşk’ü kullanıyor. oraya kondular, müze diye kullanıyorlar. fakat ev olarak kullanıyorlar, çok zengin olmalarına rağmen." dedi, "sabiha gökçen harika bir insandı; ama sosyal değildi." dedi, atatürk'ün manevi kızı olma sıfatını kaldıramadığını, başkalarının başarılarını hazmedemediğini ilan ederek.

    yazıyı okuyanların çoğu çok sinirlendi, çok üzüldü... ve haklı olarak herkes suçladı onu yaptığı densizlikten ötürü. defterden silinen isim oldu.

    peki ya zaman gazetesi ne yaptı? bunu düşünen oldu mu acaba?

    ülkü adatepe 74 yaşında, yaşlandığı inkar edilemeyecek bir kadın. bu durumda hafif bunamış olması da mümkün. bu yaştaki insanların giderek bencilleştikleri, çocuklaşmaya başladıkları da bir gerçek.

    nuriye akman, yazının başından sonuna kadar alaycı...
    "hayatının ilk beş yılını atatürk ile birlikte geçiren ülkü’nün hatıraları silik olmalıydı. bunlara okuyup duyduklarını ekleyerek türk milletine anlatmayı kendisine vazife edindi." deyip ülkü hanım'ın mesleksizliğini gözlere sokarak başlıyor ropörtajına.
    "herkes size atatürk gibi ilgi göstersin istiyorsunuz. e tabii bu kadar kaprise alışınca, ailenizi atatürk ile kıyaslayıp üzüldünüz tabii." deyip zayıf yanlarına parmak basıyor.
    "koleje başladığınızda 15 yaşında olmalısınız, atatürk'ü kaybedeli on yıl olmasına rağmen kurtulamamışsınız bu durumdan, kendinizi bir hiç gibi mi gördünüz" diyor, komplekse girdiğini kendi de kabul eden ülkü hanım'a ve kaçırmadan kullanıyor bunu, "belki de kader o aşırı ilgiyle şımaran yanınızı dengelemeye çalışıyordu" diyerek. atatürk'ün aşırı ilgisi ne hale getirmiş bir yavruyu...
    "yıllarca geri planda kalmanın getirdiği o boşluğu doldurmak istediniz." diyor ve "evet" cevabı alıyor, ülkü hanım'ın, atatürk'ü anlatma işini sadece kendini önemli hissetmek için yaptığının altını çizmek için. “yaptığım tek iş hatıra anlatmak olmamalıydı, bir mesleğim olmalıydı” diyor musunuz?" diyerek soru soruyormuş gibi yapıyor.
    " daha mütevazı bir yaşama razı olsanız daha huzurlu olmaz mıydınız acaba?" diyor, atatürk'ün ölümünden sonra mutluluğu yakalayamamış olan "küçük" ülkü hanım'a, ve tabii ki kendisini katıyor işe "ben daha mütevazı bir hayatı tercih ederdim" diyerek. tabii sonra bunu giriş yazısına da yapıştırıveriyor "büyümemek hakkıydı, mütevazılık ona yakışmazdı" diyerek.

    yaşlı olması ya da belki bunamış olması tabii ki bu densizliğini affettirmez ama, acaba bu röportajdan sonra ülkü adatepe'ye saldıranlar, bu yemi de yutmuş olmuyor mu aynı "zaman"da. yaşlı bir kadının belki yıllar yılı hazmedemediği konumunu, belki gözü doymazlığını, belki arsızlığını ve görgüsüzlüğünü, ya da belki de sadece yaşlılık saçmalamalarını ve bencilliklerini, utanmadan siyasileştirmeye çalışanları amaçlarına ulaştırmadılar mı...
  • atatürk gibi hayatında her adımını ulusuna örnek teşkil edeceğini bilerek, çok dikkatli atan bir insanı bizim gibi uzaktan görüp örnek almanın ötesinde, yanında yaşayarak, büyüyerek görmüş, bu yüzden tarihe ve ulusa karşı sorumluluğu olan ve bu sorumluluk nedeniyle bence herkesten çok daha dikkatli ve özenli yaşaması gereken ancak gözü paradan başka görmeyen, orada burada en ufak zeka parıltısı içermeyen boş beyanatlarda bulunan, kendine, manevi babasına, ulusuna saygısı olmayan, elinden -bildiğim kadarıyla- paradan bahis açıp şikayet etmekten başka bir şey gelmeyen, akp gibi bu ülkede atatürk ve eserlerine karşı olduğu açık bir partiye chp' yi şikayet edebilmiş, 5 yaşında çocuklar gibi "araba isterim!" "onların parası var bana da versinler!" tarzı içler acısı beyanatlarda bulunan, 5,000.-ytl maaşı az bulan, tiksindiğim, olmaz olası insan.

    sanırım atatürk'ün yegane hatası bu insanı manevi kızı ilan etmek olmuştur, olacaklardan habersiz...

    latife hanım'a laf ederiz hep, atatürk'ü bunaltmış, küçük düşürmüş kıskançlıklarıyla diye, en azından ilişkisine ve atatürk' e duyduğu saygı için dahi takdir etmekteyim kendisini. yıllarca ağzından kimse tek kelime alamadı atatürk'le aynı yatağı paylaşan bu insandan, bir de ülkü adatepe'nin şu haline bakın...
  • bugün nuriye akman'a verdiği röportajda 5 milyar maaşa artış yerine chp'nin ona araba alması konusunda ısrarcı tutumu göze çarpan şahsiyet.

    (bkz: araba sevdası)

    http://www.zaman.com.tr/…lt=&trh=20060219&hn=257337

    "sadece şunu söylüyorum. benim bir arabaya ihtiyacım var. artık bunu chp mi, iş bankası mı verir, bilemem. ben bunu hak olarak görüyorum. bana bunu vermek mecburiyetindeler. türkiye cumhuriyeti’ni var eden atatürk’ün manevî kızına bir arabayı çok görüyorlarsa yazıklar olsun. duyuyorum, işadamları diyorlar ki: ‘birleşelim, ülkü hanım’a bir araba verelim. bu bizim emanetimizdir diye.’ ben şiddetle bir araba istiyorum. çünkü kar oluyor, kış oluyor. taksi bulamıyorum. eşimin işleri iyiyken sekreterimiz de vardı, arabamız da. o zaman istemedim. ama şu anda yaşım ve durumum münasebetiyle arabaya şiddetle ihtiyacım var. çünkü bir resepsiyona gidiyorsunuz, amerikan konsolosluğu çağırabiliyor. gece oradan çıkıyorsunuz. araba bulamıyorsunuz. mesela bilmem nereyi güzelleştirme derneği çağırıyor. çağdaş yaşam derneği çağırıyor. gelin diyorlar swissotel’e. arabanız yok. ne diyeceksiniz onlara? tabii hususi ihtiyaçlarım da var. terziye gideceğim. berbere gideceğim, saçımı yaptıracağım. ben de bir insanım"

    "ben atatürk’ün yadigârıyım. ister küçük ülkü olayım, ister büyük ülkü olayım. eşimin dostumun cenazesine, düğününe veyahut bütün kulüplerin davetlerine, resepsiyonlarına arabasız nasıl gideceğim? siz olsanız ne yaparsınız?"

    "ama niye yani? atatürk’ün kızı olarak niye mütevazı yaşayayım? onlar orada paraları götürüyorlar, çalıyorlar, çırpıyorlar. bana mecburlar bir araba almaya. fazla bir şey istemiyorum ki sadece bir araba. gidin dünya liderlerinin yakınlarının yaşantılarını alın. 74 yılda bir araba istedim diye ortalık birbirine girdi ya. inönü’nün kızları pembe köşk’ü kullanıyor. oraya kondular, müze diye kullanıyorlar. fakat ev olarak kullanıyorlar, çok zengin olmalarına rağmen"
  • davetten davete koşarken, diline doladığı “o şimdi yaşasaydı türkiye’nin durumu böyle olmazdı." ve "ülkeyi aydınlığa çıkardığı için hakiki bir müslümandı" gibi hiç bir yere varmayan klişeleri her gittiği yerde tekrarlayan sosyetik karakter.

    (bkz: zamaninin otesinde entry'leri/@andrew)
  • atatürk'ün herşeyi maddiyete döken manevi kızı. bu zat birtakım yerlerde şunun gibi beyanatlar vermekte son zamanlarda, "ben atatürk'ün manevi kızıyım, bana sahip çıkmaları lazım,...,balolara gidiyorum,...., amerikan konsolosu çağırıyor,...,arabaya ihtiyacım var...". şahsi kanaatım şudur ki birilerinin, cumhuriyeti var eden atatürk''ün "manevi kızı" olan kendisine sahip çıkmasını buyurmadan önce, manevi kızı olarak atatürk'e layık olup olmadığını düşünmesi gerekir bu hanımın. bu hanım "manevi kız" olarak ne yapmıştır? fransız kolejine gitmiş, muhtemelen tamamen duygusal düşüncelerle evlenicem diye onu da bitirmeden yarı da bırakmış, sonra muhtemelen ne okumuş, ne çalışmıştır! halbuki o kadar imkana sahipken, atatürk'ün manevi kızı olarak yüksek tahsil yapması, ne bileyim akademisyen, hariciyeci gibi birşey olması, atatürk devrimlerini halka hakkını vererek anlatabilecek entellektüel altyapıya erişip, atatürk'ün mirasına bu şekilde sahip çıkması daha doğru olmaz mıydı? hani bilmiyorum atatürk'ün vefatından sonra kendisine gençlik yıllarında maddi olarak fazla sahip çıkılmadığından dem vurur hanımefendi hatırladığım kadarıyla, gerçek ya da değil, ama notre dame de sion'da okuyabildiğine göre o kadar da müşkül durumda değilmiş demek ki. atatürk devrimleri fatih ürek'li doğumgünü partileriyle, balolarla, davetlerle, bilmem neyi koruma derneklerinde ya da okullarda yapılan "atatürkçüğüm bana şöyle dedi"den öteye gitmeyen, yüzeysel konuşmalarla yayılacaksa, ya da bu tip şeylere kaldıysa, devletin bekası harbiden allah'a kalmış demektir. kusura bakmasın hanımefendi ama ne devletin, ne chp'nin, ne de iş bankası'nın kendisi rahatça balolara, davetlere, partilere, havaalanlarına gidecek diye sarfedecek parası yoktur. zaten kendisinin manevi kızlığı, atatürkçülük bakımından üç aşağı beş yukarı hangi konumda olduğu herkes tarafından bilinen bir partinin, liderine onu bunu şikayet etmesinden bellidir, tartışmaya bile gerek yok esasında. hem aklım almıyor amerikan konsolosu kendisini ne diye çağırır, bir araya geldiklerinde ne konuşurlar-onu da bilemiyorum. geçmişte hangi lüzumlu ya da lüzumsuz icraatlarda bulunmuş olursa olsun "küçük ülkü" artık 74 yaşındadır, baloyu, daveti boşverip yaşına yakışır şekilde köşesine çekilmesi, daha mütevazı bir hayat yaşamayı seçmesi, ne bileyim anılarını falan yazması en doğru şeydir sanırım. hem amaç atatürk'ün devrimlerine, mirasına sahip çıkmaksa oraya buraya araba, para saçılacağına mehmetçik'e , tdk'ya, ttk'ya destek olunması daha hoş olmaz mı? çünkü bunlar atamızın bize gerçek yadigarları değil midir? ama herşey bir yana ben bu zata koruma verilmesini şiddetle destekliyorum, "5000 ytl ile geçinemiyorum" gibi beyanatlardan sonra sokağa o kadar rahat çıkamıyor olsa gerek çünkü.
  • toplumsal tarih dergisinin ağustos sayısı sayesinde 1962 yılında yapdığı ikinci evliliği ile zamanın basını tarafından tefe konulduğunu öğrendiğim manevi evlat. kendisi ilk eşinden boşanıp 23 ağustos 1962 tarihinde yeşua bensusen beyfendiyle evlenmiş. normal şartlarda gayet sıradan bir haber olması gereken evlilik damat beyfendinin musevi olması sebebiyle ciddi tepkiye sebep olmuş. dönemin gazeteleri ülkü hanımı bu evliliği ile atatürke ve onun manevi mirasına saygısızlıkla suçlamış milli türk talebe birliği ve mustafa kemal derneği de evliliği protesto etmiş atatürk ten ülküye intikal eden bütün hakların kendisinden alınmasını ve atatürk ün ülküyle olan bağlarını anlatan kısımların okul kitaplarından çıkarılmasını istemişler.

    bu basit olaya verilen garip tepki bile bu ülke de hakim türk kimliği anlayaşının ve gayrimüslim yurttaşları yabancı olarak algılıyan zihniyete örnektir.

    (bkz: musluman olmayan turk de olamaz)