şükela:  tümü | bugün
254 entry daha
  • devir bunların devri.
    avrupa ile köprüler atılmış, devlet merkezileşmiş, ülke sosyal, ekonomik ve ticari olarak içe kapanmış, bütçenin önemli bir bölümü ne işe yaradığı belli olmayan diyanet işleri başkanlığı ve tipik bir üçüncü dünya ülkesi alışkanlığı olarak savunma sanayii'ne aktarılıyor, buna mukabil halk fakir ve eğitimsiz, devlet kutsanıyor, çağdaş hukuk aşağılanıyor, hükümet doğa'yı, milli parklarımızı, yeryüzü ve yer altı zenginliklerimizi hunharca batıya, arab'a peşkeş çekiyor.
    kişisel hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmış, bürokratik oligarşi ve siyaset, suriye'de, ırak'ta yaşayan bir etnik topluluğun organize olmasına engel olmak pahasına bütün dünya ile anlamsız bir kavga içine girmiş, vatandaşının, türk pasaportunun yurt dışında üç kuruşluk itibarı kalmamış, tüm bu politikaların sonucundan ekonomi bitmiş, cezaevleri sırf görüşünü demokratik bir biçimde ifade ettiği için ya da gazetecilik yaptığı için yargılanan binlerce aydınla dolmuş taşmış, özgürlüğün ö'sünden söz etmek mümkün değil. üç kişi taksim'de yan yana yürüse toplantı kanununa muhalfet denilerek coplanıyor, gazlanıyor, adı konulmamış bir sıkıyönetim var. devlet karabasan gibi milletin ensesinde...
    ben ülkücü olsam şu tabloya bakar çok mutlu olurdum.
    neyse ki ülkücü değilim.
    vatanperver bir solcuyum.
    emperyalist abd'nin, benim ülkemin doğasını tahrip eden adi kapitalist şirketlerin işbirilikçisi değilim!!! din sömürüsünün, tarikatların, cemaatlerin, ırkçılığın tam karşısındayım. insanlığa zerre kadar ümit vaad etmeyen lokal bir ideolojinin mensubu olmadığım için çok mutluyum.
    bir ırkın veya inancın üstünlüğünü değil, eşitliği, çağdaş hukuku, özgürlükleri ve adaleti savunuyorum.
    kavgayı değil bütün insanların mutluluğunu arzuluyorum.
    dolayısıyla ben mevcut durumdan memnun değilim!
    fakat derdimi seviyorum.
    hiç olmazsa kendisine vatansever diyenlerden değilim.
    zira, barbaros şansal'ın dediği gibi, "insan sevdiğini sikiyor."

    linç etmeye hazırlanan takım elbiseli ve beyaz çoraplı arkadaşlar için peşin not: fatiha biliyorum. döner bıçaklarını ve sopaları sakince yere bırakın.