şükela:  tümü | bugün
  • sonuçları genellikle iğrenç durumlara düşmenize sebep olan olan bişi.

    yıllardan bir yıl, günlerden bir gün, yaş onyedi civarı, elimde su şişesi bekliyorum. iç ha iç

    -ben bitirdim suyumu oldu mu?
    -sıkıştınız mı?
    -evet daral geldi midem bulanmaya başladı.
    -öyle olmayacak iyice çişiniz gelecek.
    -gelmedi daha ama ben çok sıkıldım.
    -yapacak bi şey yok. bir şişe su daha alın o zaman ve bir an önce için.
    -peki oldu.

    bir süre sonra

    -ben oldum şimdi patlıcam.
    -peki hasta çıkınca sizi alalım.

    allahım bu ne uzun muayenedir hasta çıkmak bilmiyor, çıldırmak üzereyim ve garip garip hareketler yapıyorum. bir iki dakika saatler gibi geldi. nihayet hasta çıktı. bütün bunlardan kurtulacağımı düşünürken doktor elindeki aletle karnıma bastırmaz mı?

    -aaaiiih
    -bitmek üzere biraz sabır.

    -ayyyyyy
    -tamam bitti hadi bakalım kalkın

    çılgınca tuvalete koşuyorum mutlu mesut çıkıyorum. doktorla konuşma, ilacın yazılması bitiyor hadi bakalım yine tuvalete.

    oh bu da bitti diye sevinerek atıyorum kendimi otobüse iyi halt ediyorum. daha kısacık bir süre geçmiş hafiften başlıyorum sıkışmaya. kendi kendime “hadi sık dişini eve kadar” diye teskin etmeye çalıştıkça kötüleşiyorum.
    içimden aynen şunlar geçiyor.

    “tutcam”
    “tutamıcam”
    “çıldırcam şimdi ya”
    “bu acıların bir sonu olacak mı? yarappi yardım et”
    “ulen körüklü otobüsün en arkasındayım bi tutamazsam bu taaa şoförün oraya gider”

    titriyorum, midem bulanıyor kış günü kan ter içinde kalmışım ve tabi ağlıyorum. camdan dışarı bakıyorum hani bi tuvalet falan diye ama sanayi bölgesi gibi bir yerden geçiyoruz mümkünü yok.

    çaresiz duracak düğmesine basıyorum. saniyeler kıymetli, bi tane durak olmaz mı yakınlarda? ama yok yok işte. hızla kalkıp salya sümük ve gayet belirgin şekilde titreyerek höykürüyorum şoföre

    -hemen durdurun şu otobüsü.
    -iyi misiniz?
    -durdur şu otobüsü.

    otobüs duruyor ben ne yaptığımı bilmeden atıyorum kendimi dışarı. durum o kadar vahimdi ki detaylara giremeyeceğim fakat kimsenin beni gördüğünü sanmıyorum. kendimi hiç hem çaresiz, hem iğrenç, hem zavallı hissetmemiştim. şimdi mutluydum biraz halsiz kalmıştım ama artık bitmişti veya ben öyle sanıyordum.

    eve dönmek lazımdı, bunun için durak neredeyse oraya yürümek lazımdı. kafamın içinden az evvel yaşadıklarımı sürekli tekrar edip kah gülüyorum halime, kah sinirleniyorum sonra şoför ve otobüsteki insanlar geliyor aklıma utanıyorum.

    bi şekilde yeniden otobüsteyim. eve yaklaştıkça yine sıkışmaya başlıyorum. yine kendi kendime konuşuyorum.

    “az kaldı bu sefer eve kadar tutcam”
    “allam ya nedir bu çektiğim? ”
    “yeter be yeter”
    “hadi kızım sık dişini”
    “allam illa donuma işetecen beni”

    sevinçle iniyorum otobüsten. koşamıyorum, hızlı yürüyemiyorum, acelem var ağırdan alamıyorum. tüm yürüyüş sitillerini denerken başarmışım eve gelmişim. çok yorgundum ama hepsi bitmişti. odamda halsiz yatarken doktorun dedikleri gelmişti aklıma

    “ilaçlarınızı kullanın, 3 ay sonra gelin tekrar ultrasonla bakalım”
  • "bir otobüsü durduracak kadar çok sıkışmak gerek" dendiği için elinizdeki şişelerin sayısı en azından 4 olmalıdır (yarım litrelik şişeler baz alınmıştır)

    ne kadar sıkıştığınızı, yalan söyleyip söylemediğinizi hemen de anlar içerdeki doktorlar

    -olmaz dolmamış bu mesane, az daha için
    -ama sıkıştım doktor bey
    -yalanmı söylüyorum yarısı ancak dolu bunun!!!

    birkaç şişe daha edinin ve beklemeye devam edin...
  • sabah 8'den beri yaptığım şey.

    hayır hastanede iş yok. sabah geldim tahlil yaptırmaya, bir sürü kan tahlili, ultrason ve idrar tahlili istediler. şimdi makul olan önce ultrasona girip sonra da o sıkışıklığı tahlil için laboratuvara iletmek değil mi?

    değil.

    ultrason 10'dan sonra açıliyormus. sabah suları içtim içtim, mecburen idrar örneği verdim. gitti ultrasonluk çiş. halbuki benim o çişe ihtiyacım vardı.

    tahlil için mesanemi bosalttigimdan beri (ki o da çok zor oldu nedense. laboratuvardaki kadına gidip "bu yeter mi :(((" diye sorduğum çirkin anlar yaşadım) 2 litre su içtim. normalde bir bardak sıvı içince tuvalete koşan insanım. gelmiyor arkadaş deliricem.

    bak saat kaç oldu ben hala ultrason bekliyorum.

    2 bardak kahve, 2 bardak çay, 4 tane yarım litrelik su ve hala tık yok.

    böyle işin allah belasını versin. gideyim bi yarım litrelik su daha gömeyim. :( catliycam.

    edit: ultrasonla isim saat 11 gibi bitti, yaklaşık 3 buçuk litre sıvının üstüne hala sikismadigim için 40 dakika daha bekledim çünkü. ama sonra noldu, ultrasondan çıktiktan 10 dakika sonra tuvaletin kapısında ağlıyordum. bir buçuk saat içinde tam 4 kez tuvalete gittim. mesane dediğimiz çirkin şey bizi duyuyor ve çok ibne bir şey bence. başka açıklaması olamaz.