şükela:  tümü | bugün
  • yaşamayan için anlaşılması, yaşayan içinse anlatması oldukça güç bir hissin sebebi.. kendine ait olduğunu bildiğin, kocaman kafasını tutan minik elleriyle öylece yatan dokuz santimlik bir bebeği siyah beyaz bir ekranda belli belirsiz görmekten ibaret aslında.. doktorun dürtüklemesi ile uyanıp manyaklar gibi elini kolunu sallamasına, bacaklarıyla tepişmesine ve dönmeye çalışmasına tanık olmaksa insanda garip bir gülümseme yaratmakta... en garip olanıda onu öyle görünce kurtarmak istemek... henüz vakti gelmemiş olsada.. çok değişik bir duygu... (bkz: bana bir haller oluyor)
  • ekrandaki kucuk bir karartının ustunde gece atesboceginin parlaması gibi bir nokta yanıp soner,minik kalbi gorulur once
  • yasamadim, belki anlasilmasi zor bir his, lakin sanirim cikarip ilk harcligini veresim, seneler once babamin yaptigi gibi ensesine pışpış yapip "kocsun koc" diyesim, kizsa eger cekip cikarip orasini burasini mincirasim gelir heralde.."icime sokasim geldi seni.." denir ya, aynen o iste..
    hatta interneti televizyonu falan birakip 24 saat ne yaptigini izleme arzusunun da onune gecilemeyebilir kisi..

    - hadi abi mac basladi lig tv de..
    - siz gidin olm..
    - abi hadi ya bak gozlerin bozulcak 72 saattir o monitore bakiyosun.
    - siz gitsenze yaaa..
    - abi yengeyi dusun heder oldu kizcaaz o cihazin icinde 3 gundur..
    - ..........hay eben..
    - ebem degil yengem.
    - .......
  • karninizda ne oldugunu saniyorsaniz artik, "bebek lan bu?" diye dusunmektir, olaya sonunda ikna olmaktir.
  • şifreli cine 5 izlemek gibi bişey olsa gerek gel gör ki anne adayının yüreği çözer o şifreyi iki dakkaya
  • kendi cennetinde yaşayan minicik bir hayata tanık olmak.

    keyfi yerinde gözüküyor, hafif hafif kıpırdanıyor... sanki bize gülümsüyor, "merhaba anne, merhaba baba". ben de hoşgeldin diyorum içimden. mucizenin karşısında gözlerim yaşarıyor. baba oluyorum...
  • eğer ultrasonda izlenen bebek izleyenin ilk bebeği ise, artık çocuk olma sırasının başkasına geçmiş olduğunu geleceğe yönelik umut dolu büyük bir mutluluk ve biraz da geçmişe bakmanın verdiği hüzün eşliğinde "görmek"tir.
  • uzaylıya benzer bir yaratık doğacağına inanmaktır *
  • insanın ilk gördüğünde mala bağladığı şeydir minik bir kalbin atması. gerçi bizimkinde iki tane minik kalp vardı.
    tarifi mümkün değildir bu hissin, mala bağlama nedeni de budur. aptal aptal sırıtırsınız. daha önce hiç tecrübe etmediğiniz bir durumla karşı karşıyasınız sonuçta. aklınızda ne kadar kurarsanız kurun, o an vereceğiniz tepkiyle alakası bile yoktur düşündüğünüz şeyin. o an dünyada sadece siz ve minik bir kalp vardır.

    daha katmerlisi ise çocuğunuzu doğumhaneden çıktıktan sonra ilk kez görmektir. adamı sarsar, benim gibi duygusal olanlar ise hüngür hüngür ağlar. hele ki ikizse, ikisi bir küvöze anca sığıyorsa; sevinç, gurur, korku, endişe, üzüntü ile karışık bir şeyler hissedersiniz. aklınıza ilk gelenler "bunlar benim yavrularım mı şimdi? benim canımdan mı oldular? çok küçükler ama, nasıl yaşayacaklar, nasıl büyüyecekler?" sorularıdır.

    geceleri "ya yorgan üzerlerine kapanır da boğulurlarsa?" diye sabaha kadar defalarca sıçrayarak uyanır, koşa koşa gidip yorganı düzeltir, sonra yorgun, uykusuz, sersemlemiş ama gururlu bir şekilde yatağa geri dönersiniz. bu döngü aylarca devam eder.

    ama yola düşüren allah menzile de ulaştırıyor. büyüyorlar işte. oysa dün gibiydi hemşirenin 1350 gram ağırlığında kızımı kucağıma vermesi. boyu da el bileğimden dirseğime kadardı zillinin. ağırlığını hissetmemiştim. ama şimdilerde okulda kızlarımı üzen erkek çocuklarını kulaklarından duvara çivilemekle meşgulüm (yok öyle bir şey tabii, kızlarıma öyle diyorum sadece).