şükela:  tümü | bugün
  • milliyet'te uzun bir soylesisi yayinlanmis:

    ""
    görev süresi dolan fransa büyükelçimiz uluç özülker:

    batı, imzasına sadıktır

    özülker, "fransızlar, kazançlarını yeni üyelerle paylaşmak istemiyor. yoksa türkiye'ye karşı değiller. türkiye'yi uzaklaştırmak gibi bir niyet olduğunu sanmıyorum. batı'da ahde vefa kuralı vardır" dedi

    sabetay varol - paris

    fransa'da beş yıl görev yaptıktan sonra ülkemize dönen türkiye'nin paris büyükelçisi uluç özülker, paris'ten ayrılmadan önce milliyet'in sorularını yanıtladı. oecd nezdinde türkiye daimi temsilciliği, daha sonra da paris bükelçiliği görevlerini yürüten özülker, brüksel'de de türkiye'yi temsil etmişti. özülker, türkiye - fransa ilişkilerine de türkiye'nin ab'ye üyelik süreci ışığında bakıyor.

    türkiye ile fransa arasında sık sık kriz çıkması artık sıradan hale geldi. bu krizleri nasıl açıklıyorsunuz?
    özülker - avrupa'da, türkiye'nin şartları yerine getirmeyeceğı inancı kuvvetliydi. türkiye'deki son seçimle iktidara gelen partinin, kendi mefkurelerine ters düşeceğini düşündükleri için, "bizim işimiz kolaylaştı" diye düşünmüşlerdi. ama üç yıl içinde bu iktidar, türkiye'yi altına imza attığı yükümlülükleri yerine getiren bir ülke konumuna taşıdı. türkiye'ye bir cevap vermenin zamanı gelince, "bu cevabı nasıl vereceğiz" sorusu sorulmaya başlandı.

    üyeliğimiz yerleşti
    o zamana kadar verilen cevaplar ciddi değildi mi demek istiyorsunuz?
    - türkiye çeşitli vesilelerle hep gündeme gelmiş, her gelişinde de bundan kazançlı çıkarak yoluna devam etmiştir. yeni bir etaba geçilmesi gereken her dönemde, bu tartışma hep yapılmıştır. 1987'de tam üyelik müracaatında, 1995'te gümrük birliği, 1999'da lüksemburg zirvesinde... helsinki ve kopenhag zirvelerinde de hep tartıştılar. sanki türkiye her gündeme geldiğinde, yeniden tartışmaya başlıyorlardı. ve gönüllere türkiye'nin ab'ye üye olacağı hususu yerleşmemişti.

    peki, şimdi yerleşti mi?
    - bence yerleşti. ne zaman ki kopenhag kriterlerine uyum sağlandı, açmaz o zaman başladı. ilk kez üye ülkeler ve avrupa komisyonu bir araya gelip, "peki şimdi ne yapacağız" sorusunu sordu. o zamana kadar türkiye sanal, teorik adaydı. ilk defa resmi aday oldu. asıl sorunlar da o zaman başladı. üçuncü etaba gelindi. katılım ortaklığı belgesi, diğer adaylarda yüzde 80 komisyon, yüzde 20 ülkelere aittir. türkiye belgesi, yüzde 100 oranında, komisyon ve ülkeler tarafından ortaklaşa hazırlandı.

    fransa'nın kendi konumuyla ilgili sorunlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
    - öncelikle ab içinde fransa - almanya ilişkisine bakmak lazım.
    berlin'in kuşatma altındayken, almanya'nın güvenliğini nato sağladı. almanya ise avrupa bütçesinin büyük kısmını karşıladı. yani fransız çiftçisini almanya sübvanse etti. yeni ülkelerin katılımıyla bu durum ortadan kalktı. şimdi fransa'nın reform yapması gerekiyor. kim yapacak? solda parti yok. sağ ise reformları sokak korkusundan yapamıyor.

    sorun türkiye değil
    yani türkiye'ye itirazlarının türkiye ile ilgisi yok mu?
    - 2004'teki bölge meclisi seçimlerinde, tarihte ilk kez, 22 bölgeden 21'inde sol kazandı. araştırınca şunu gördüler. yüzde 15 dolayında bir türkiye karşıtlığı var. yüzde 24 oy alan parti seçimi kazanıyor. bu yüzde 15'i kazanmak için türkiye faktörü ortaya çıktı. aslında türkiye, avrupa anayasası referandumunda ret oylarında altıncı sırada yer alıyor.

    o halde itiraz türkiye'ye değil.
    - ab'ye yeni ülkeler girdi. fransızlar, "ab'den elde ettiğimiz faydaları başkasıyla paylaşmam. bu 10 ülkeyi alırken bana sormadın ki" diyor. yoksa türkiye'ye karşı değiller. suali soruş şekli önemli. "türkiye hemen ab'ye girer mi?" diye sorunca, cevap da ona göre oluyor. bana da sorsanız, "hemen girer misin?", cevabım "hayır" olur. ama "türkiye, şartları yerine getirip ab'ye girebilir mi?" diye sorarsanız cevabı pozitif çıkar. diyelim ki 800 milyar euro'luk bir piyasa, 10 bin dolar kişi başına milli gelir. hangi sebeple reddedersiniz? bu olsa olsa "müslümanı istemem" demek olur. fransa laikliğin güçlü olduğu bir ülke.

    batı, bir şeyi imzalamadan önce sıkı pazarlık eder

    şimdi fransa yetkili çevrelerinden veto hakları olduğu söyleniyor.
    - almasaydın. bunun karşılığı, rum'la türk arasında bir tercih yapma noktasına taşımak ise, bu onların sorunu. bana yap denilen her şeyi zamanında yaptım. ama onlar yapma dediğimiz her şeyi yaptılar. şimdi, "ne yapalım, bu noktaya gelindi, yine sen hallet" diyorlar. eğer şimdi rumlar tam üye oldu, onun istediği olacak denilirse, bunun anlamı ben türkiye'yi istemiyorumdur.

    konunun bir tıkanıklığa yol açacağı da belli ama.
    - bugüne kadar hep geldi, tıkanıklıklar krize dönüştü. türkiye'yi uzaklaştırmak gibi bir niyet olduğu kuşkusu içinde değilim. eğer meseleler çözülecekse, niyet varsa, çözümler bulunur. niyet var. biz türkler hep çözüm üretmesini bilmişiz. burada da çözüm bulunur.

    merkel, seçim öncesi türkiye ile imtiyazlı ortaklık önerdi. şimdi ab'nin kararlarına saygılı gözüküyor. yarın nicolas sarkozy için aynı şeyi söyleyebilir misiniz?
    - merkel paris'e geldi. oradan da brüksel'e gitti. nato ile bağları güçlendirmek istiyor. fransa'nın durumu tabii daha farklı. tam üyelik konusuna gelince, batılılar imzalarına sadıktır. ahde vefa kuralı vardır. imzalamadan önce çok sıkı pazarlık ederler, ama imza atıldı mı biter. sarkozy'nin seçimden önce tavır değiştireceğini düşünmüyorum. sonra değişebilir.

    laiklik çok önemli

    laiklik fransa için çok mu önemli?
    - zaten laik bir ülke olduğumuz için ab'ye giriyoruz. şeriatın, mecellenin olduğu bir ülke olsak, ab'de ne işimiz var? başı örtülü olanlar var, ama aynı durum fransa'da da var.

    romanya muhtemelen bir yıl içinde katılım sözleşmesini imzalayacak. bu onun "arzu edilir" bir ülke haline mi geldiğini gösteriyor?
    - elmalarla armutları karıştırmayalım. türkiye cesameti, nüfusu, geleceği itibarıyla doğu avrupa ülkelerinden farklı. türkiye ingiltere ile kıyaslanabilir.

    "ab'ye yeni bir ingiltere giriyor" diyorsunuz...
    - yeni bir ingiltere ama şu anlamda söylemiyorum. fransa'da yaygın bir iddia var. türkiye, amerika'nın bir uçak gemisi. bu kesinlikle yanlış. ben onlara, "irak'ta savaş oldu. 15 ülkeden, sekizi amerika ile hareket etti. biz amerika tarafında yer almadık. kıta avrupası'nın yanında yer aldık" diyorum. demek ki, menfaatımın icap ettirdiği gibi hareket edecek bir ülkeyim. her yönüyle fransa'ya hayranlık duyan bir ülke bekliyorlarsa, tabii yanılıyorlar.

    ab, kıbrıs'ta hata yaptı

    burada sık sık söylenen bir husus, üyelik müzakereleri süresince yeni krizler çıkmaması gerektiği. hatta kıbrıs'ta yeni jest beklentisi de var.
    - neyin karşılığında jest yapacağım? ben de diyorum ki ab'ye, sen birçok hata yaptın. 1993'te kopenhag kriterlerini koyan sensin. bunun önemli bir şartı da, bir ülke üye olmak istediğinde iç ve dış sorunlarını çözme mecburiyetinde olmasıydı. oysa 1995'te bunun ilk adımını fransa attı. gümrük birliği karşılığı üyeliği başlattı. 1997'de chirac, "yahu bunlar daha birleşmedi. biz niye müzakere başlatalım" dedi. alman başbakanı helmut kohl, "benim müşterilerimi, doğu avrupa ülkelerini durdurma bakalım!" diye karşılık verdi. baktı yunan vetosu yüzünden bu ülkeler ab'ye üye olamayacak, bastırdı. şimdiki durum ortaya çıktı. aynı zirvede türkiye dışlandı. sonra helsinki'de tekrar içeri alındı. beni ilgilendirmiyor. o düşünecek. ben diyorum ki, sen bütün hataları tek başına yapma hakkına sahip olacaksın. ondan sonra dönüp diyeceksin ki, "ey türkiye, ben yaptım ama...
    ""

    *: http://www.milliyet.com.tr/…12/08/siyaset/asiy.html
  • final sınavlarında aşırı derecede kazık sorular soran hocadır, hayır bir de gidip hocaya hocam zordu falan dersiniz o da yok evladım cok kolay aslında demez mi ,ee hocam o zaman niye 30 küsür kişi kaldı 60 kişi bile olmayan sınıftan demek gelir içinizden.
  • tek ton tek ritm biteviye bitimsiz konuşabilme yetisi ile karşısındaki dinleyicilerin beyinlerini lapaya çevirerek etkisiz hale getirebilme süper gücüne sahip emekli büyükelçi, üniversite hocası.
  • cem tv'de diplomasinin kodları adlı bi program sunmaya başlamış. bu geceki konuğu da mim kemal öke. kendimi iyiyce derste gibi hissettim. kombo kombo geliyolar. tövbe yareppim.
  • kesinlikle şu aralar dışişleri bakanı olması gereken adam. rusya uçağının indirilmesi olayını "attığın taş ürküttüğün kuşa deyecek" diyerek olayı özetlemiş kişi. o kadar küçük bir yolcu uçağının içine ne kadar mühimmat koyabilirsin ki? demiş ve gönüllere tercüman olmuş eski büyükelçimiz. bu arada soğuk ve doğalgazsız bir kış olabilir bu kış sözlerini de unutmamak lazım...
  • bugün skyturk'te yayınlanan bir programda reyhanlı'da yaşanan bombalı saldırıyı yorumlamış olan eski paris büyükelçisi. "tüm bu yaşanan olaylar hükümetin dış politikadaki acizliği nedeniyledir" minvalinde konuşmuştur. bir de öso'cular için "ne idüğü belirsiz bir topluluk" ibaresini kullanmıştır. üslubuyla, beyefendiliğiyle türkiye'ye yakışan ve türkiye'yi temsil etme kapasitesine sahip ender bürokratlardandır kendisi.
  • babası koramiral burhanettin uluç donanma komutanı, genelkurmay istihbarat başkanlığı görevi, mit müsteşarlığı görevinde 26 eylül 1974 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden pek çok soylu bir insan.
  • bugün 22 mart 2016 brüksel havalimanında patlama'yı değerlendirirken ' aslında 3. dünya savaşı başlamıştır ' yorumunda bulunan eski büyükelçi.
  • an itibarı ile tarafsız bölge programında; yanında oturan rahim er adlı şahsın abuk subuk yorumlarına gülmek ile ciddiye alıp cevap vermek arasında kararsız kaldığını düşündüğüm emekli büyükelçi.