şükela:  tümü | bugün
  • uluk yani beceriksiz, emsiz, elganım uyuşuk, ağır kanlı annelerin işlek, becerikli kızları olur. kıraç toprakta yetişir gibi bir an önce başının çaresine bakmak zorunda kalmıştır. bir de bazılarından (anababamız da olabilir) nasıl olunmazsa daha iyi işleyeceğimizi öğreniriz. bu da bir eğitim, bu asıl anababanın yaşam oluşu durumu. çukur çeylen atasözüdür. iyi, kötü etiketlerinin sınırlarının kesinleşemeyişi. uluk anne, beceriksizliği içinden kızına yol, vadi, eğitim, olmayana ergi sağlamış oluyor. hatta gölgelemiyor, aşırı gücüyle önlemiyor. baba-oğul dengeleri de dikkat çekilesidir. herkes kendi önünden ve pozisyonundan yer.

    işlek kızın yok mudur bir eksiği, olmak zorundadır. bir şeyi düzeltiriz, başka şeyi bozmak, hakkını yemek zorunda kalabiliriz. her şey aynı anda, aynı derecede iyi olmayacak. her şeyin hakkını verenler, yaşamın bütün deliklerine girenler ve sorunsuz kalanlar hakkında da jung* mealen "onlar da yaşamın gizemlerine uzak kalırlar. her şeyi halletme bir tamlık durumu değildir, eksiklik durumudur, bir yüzeysellik halidir. bireyler becerileri aracılığıyla uçarlar, özgürleşirler; sorunları, dertleri aracılığıyla da kardeşleşirler, insan silsilesine ait hale gelirler. dertlerimiz boşuna değil, bütünlüğümüze erişmemiz, kendimizi iyiden ibaret kabuk kalmaktan kurtarmamız içindir, yeniden anlamak, oturtmak, özümüze ulaşmak içindir." der veya demeye getirir.

    bu durumda 'tarağının tersine bak, kızını al' demek gerekir ama karıştırmayalım.

    (bkz: anasına bak kızını al tarağına bak bezini al), anasına bak kızını al
    (bkz: alimden zalim zalimden alim doğar)