*

şükela:  tümü | bugün
  • sünni islam inancında inananların bilinçaltına işlemiş bir hadisin (ya da hadis olduğu iddia edilen sözün) muhteşem nesnesi. hadis şudur: ulul emre itaat farzdır. tarih boyunca islam coğrafyasındaki bütün monarklar, bütün despotlar bu sözü çok işlevli olarak kullanmışlar ve halkın bilinçaltına dinsel bir dogmaymış gibi kayıtsız şartsız itaati, erk yalakalığını empoze edip, tüm zulümleri, tüm zorbalıkları sonsuz bir tevekkülle sineye çekmeyi dayatmışlardır. zira zalim de olsa ulul emre itaat farzdır. hele hele bir de zaten kaan ailesinde tanrısal bir kut vehmeden türkler müslüman olunca çeliğe bir defa daha su verilmiş ve herşey cillop gibi olmuştur müstekbirler için.

    ama bu söze mal bulmuş mağribi gibi sarılanlar bilmezler ki bu sözün sahibi olan peygamber ayrıca "sizden biri bir haksızlık gördüğü zaman eliyle, olmazsa diliyle düzeltsin. bu da olmazsa kalbinden buğz etsin" de demiştir.

    (bkz: orta anadolu/#1502127)

    edit: duran toplarin usta ismi nickli sözlük yazarı entryde geçen sözün ayete dayandığını ifade edip ilgili ayeti de gönderdi. teşekkür ediyorum.

    "ey iman edenler, allaha itaat edin, resule itaat edin ve ülül-emrinize itaat edin.. "(nisa 59)
  • ülü'l emr yazım şekline sahip olan bu ifade, emir verme yetkinlik ve yetkisine sahip kişileri tanımlamak için kullanılır.

    islam dininde bu kişilere halife, şeyh'ül islam, sultan, ordu komutanı vs. örnek olarak verilmiştir. yine islam dini inancında ülü'l emre itaatın sadece hak olan emirlerine uymanın vacib, diğer bir kısım içtihat sahiplari tarafından ise farz olduğu belirtilmiştir. misal; ordu komutanı savaştan sonra tüm kadınlara tecavüz edilmesini, tüm çocukların kılıçtan geçirilmesini vesair... emrederse emrin içeriği doğrudan islam dini yasakları ile çeliştiğinden ayrıca kur'an, hadis ve temel yasaklara muhalefet etme özelliği taşıdığından bu emre uymak emir hak olmadığı için farz ve/veya vacib değildir. bilakis misaldeki bir durum içerisinde emri red gerekli olup emir veren komutan ile ilgili olarak gereğinin yapılması icab etmektedir.

    tanımlama, yapı ve içerik bakımından din ve inanç konuları dışında da kullanıma elverişlidir. misal; yetkin ve yetkili (buradaki yetkinlik ve yetkili olma durumu islam dini şartları çerçevesinde olmak zorunda değildir) bir kılan lideri de ülül'l emr olarak tanımlanabilir. klanın yazılı ve/veya yazılı olmayan kuralları, kültürü, içeriği, nitelikleri kişiyi o klanın liderlik makamının sahibi kılmış yine klan üyeleri klana mensup olmaları hasebiyle bu liderliğe biat etmiş dolduklarından klan liderine itaat etmekle yükümlüdürler. zira kelime ve tanımlamalar kullanım şekil ve yerleri itibarıyla anlam çeşitliliğine sahip olabilmektedirler.
  • (bkz: gül)
  • doğru (veya üzerinde uzlaşıma varılmış diyelim) imlası, ulü'l emr veya (ulü'l-emr) olan kavramdır.
  • şapka devriminin halk nezdinde meşrulaştırılmasında da tehdit unsuru olarak kullanılmıştır.

    (bkz: şapka hutbesi)
  • etmek farzdır
    ulu'l-emre itaat
    ulu'l-emre farzdır
    etmek adalet
    (bkz: seyrani)
  • a) ulü'l-emr, raşid halifelerdir.
    b) ulü'l-emr, ordu komutanlarıdır.
    c) ulü'l-emr, şer'i hükümler konusunda fetva veren müctehid bilginlerdir.
    d) ulü'l-emr, ehl-i hall ve'l-akd denilen müctehid bilginlerin icmalarıdır.
    e) ulü'l-emr, imamlar, fazıl ve adil fakihlerdir.
    f) modern zamanda adil bir seçim sistemiyle seçilmiş kişilerdir.
    g)???
    müslümanlar bu konuyu çözüme kavuşturabilirse, hem kendileri eder rahat, hem de halka verirler huzur. fakat niceleri çözemeden gitti bu cihandan, dayansın ehl-i kubur.
  • 1

    “ey iman edenler! allah'a itaat edin, peygamber'e itaat edin, sizden olan ulü'l-emre de. eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -allah'a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, allah'a ve peygamber'e götürün. bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.” (nisâ, 4/59)

    2

    “hiçbir mahlûka, allah emrine uymadığı takdirde itaat edilemez”, “ancak mâruf (meşrû) olan emre itaat edilir”, “allah'a itaatsizlik sayılan emre itaat edilmez

    hadis-i şerif
  • çoğul bir ifadedir. emir sahipleri demektir. tek bir kişiyi ifade etmez. birden fazla kişiyi ifade eder. açıklamak gerekirse, bugün için bir devletin her kademesinde yer alan yöneticileridir.

    kur'an'da bu kişilerin özellikleri "şüphesiz allah, size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor." nisa suresi 58

    ayeti baz alınarak saptanır. emanet/yetkiler daha açık bir tanımla kamu görevleri işin uzmanı, o işte yetkin kişilere teslim edilmelidir. fakat işin ehli olmak tek başına yeterli değildir. insanlar arasında adaletle hükmün verilebilmesi de gereklidir, bunun için yetkilendirilecek kişinin öncelikle nisa suresi 59. ayette belirtildiği üzere;

    "mü’minler, elçi’ye ve kendilerinden olan emir sahilerine [yöneticilere] itaat etmelidirler."

    kendilerinden olan kişiler olmaları, bu kişiler seçilmeleri, bu kişilerin; hiç kimseye, kuruma, kuruluşa, cemaate, tarikate, gruba vb. bağlı ya da bağımlı olmaması gerekmektedir. kazancında ya da yaşantısında ufacık bile olsa minneti olan insanlar kamu görevlileri/yetki sahipleri iken muhakkak bunun bedelini öderler. adillik ilkesinden böylece saparlar. burada adalet kişinin hem kendisine hem de çevresine karşı olmalıdır, bunu da ilave etmiş olayım.
  • bu ibare bizzat kuran tarafından müçtehid alimler şeklinde tefsir edilmiş. eğer halifenin kendisi müçtehid değilse, yani ilmi yoksa, müçtehid hukukçulara danışarak iş görmesi lazım.

    mesela selçuklu sultanı celaleddin melikşah hanife alimlerine mezhebin bazı ihtilaflı meselelerini ihtiva eden mesail-i melikşahi adlı kanunnameyi hazırlatmış.

    osmanlıda daha çok. mesela ebussuud efendi'nin hazırladığı ma'ruzat adlı fetvalar, tazminattan sonra çıkarılan mecelle-i ahkam-ı adliyye gibi metinler halife tarafından ilan edilmiş.