şükela:  tümü | bugün soru sor
224 entry daha
  • - 7 dili anadili gibi konuşurdu...
    - sinema eleştirileri halen avrupa üniversitelerinde ders olarak okutulmakta...
    - okunması gereken her şeyi okumuştu...
    - ulus baker’i bu ülkeden çıkarırsan sosyoloji ve felsefe çöker...
    - ...
    gibi şeyler söylenmiş hakkında.

    dur madem biraz da ben ekleyeyim:
    - aslandı...
    - kaplandı...
    - bir oturuşta 14 beypazarı maden suyu içerdi...

    böyle mi olsun istiyorsunuz? sevdiklerimizi illa içimize mi sokalım? hiç mi mesafemiz olmasın? yav arkadaşım sevgilinizi, atanızı, peygamberinizi veyahut da her kiminizse onu, bu kadar içinize almayın; biraz mesafe bırakın az ya, biraz uzaktan sevin, biraz ölçülü olun allasen.

    yakinen takip ediyorum ve görüyorum ki öldüğü günden beri giderek artan bir şekilde efsaneleştiriliyor. ha bunun için ulus baker'de malzeme yok değil, mebzul miktarda var. lakin her abartma gibi bu ölçüsüz abartı da kendisini anlamayı engelliyor. oysa birazcık eleştirel mesafe herkese iyi gelecek.

    mesela benim bugüne kadar gördüğüm en aklı başında eleştirilerden biri yine ulus'u hayli seven birinden, hakan yücefer'den gelmişti. 2017'de birikim'de yayımlanan "ulus baker'in derin deleuzecülüğü: kapsamlı bir okuma için hazırlık notları" başlıklı yazısında baker'in gilles deleuze çevirilerine ve hatta serbest çevirilerine değiniyor ve bunların biraz fazla "içiçe" geçmiş olduğuna değiniyordu. yani deleuze'ün nerde başlayıp ulus baker'in nerde bittiğini anlamanın biraz zor olduğuna vurgu yapıyor ama yine de baker'in hakkını vererek kendi düşüncesini özgünleştirme becerisi olduğundan söz ediyordu.

    yücefer sadece bununla da kalmayıp deleuze'ün orijinal eserleriyle baker'in yüzeybilim fragmanları adlı kitabını karşılaştırıp sayfa sayfa neyin nerden alındığını söylüyor. işte bazı örnekler şurda (bkz: #70575962)
    tabi burda kusur baker'e kısmen atfedilebilir; zira o "alın bunlar benim" diye yayınlamadı. zira yüzeybilim fragmanları, o öldükten sonra arkadaşları tarafından baker'in yazıları derlenerek oluşturuldu. ha onlara da sorsan diyecekler ki "biz ulus'un kendi yazısı sandık, nerden bilebilirdik ki çeviri olduğunu?" ee onlar da haklı. işte zaten mesafe ve eleştiri tam da bu yüzden gerekli: hem eleştirinin varacağı sonuçlardan korkmamak anlamında hem de efsaneyle çatışmaya girmekten korkmamak anlamında.
    (bkz: for a ruthless criticism of everything existing)