şükela:  tümü | bugün
  • kendini guclu kilmanin bir yolu
  • insanlari hayata bagliyan duygu.
  • ummak.
  • polyannacılık oynamak
  • "umit kotuluklerin en kotusudur cunku iskenceyi uzatır" dese de nietzsche amcam yine de yapilasi bi eylemdir yasayabilmek icin..
  • temennilerle avunmaktır.tüm olumsuzlukların ortasında yüreğinizin dehlizlerinden bulup çıkardığınız mavidir.beklemenin kardeşidir *.
  • ümit etmek işkencenin süresini uzatır. -- arthur schopenhauer
  • “ümit etmek geleceği yalanlamak’tır.” emil michel cioran
  • küçücük bir gemiyim şimdi
    engin sularda fırtınaya kapılmış
    ama sığınacak bir liman bile bulamayan

    daha ne kadar dayanırım bu sarsıntılara,
    çalkantılara, kıyıdan uzakta olmanın verdiği
    rahatsızlığa bilmiyorum..

    öyle severdim ki oysa denizi
    martıları, balıkları, denizin o güzelim iyot kokusunu
    yunusların arkadaşlığını
    denizin kah derin mavi, kah yosun yosun bakan gözlerini..
    ta ki bu fırtınaya tutulmadan önce..

    bitmek bilmeyen kasırganın ortasında
    ben ve tayfası olmayan küçük gemim,
    sığınacak bir liman bulamadan
    yok olup gitmekten korkak olduk..

    oysa, kasırgadan kurtulmak için bir limanımız olsaydı,
    tekrar tayfası olmayan gemim ve ben
    açılırdık engin ve bereketli derin sulara!

    martılarla ve yunuslarla arkadaş,
    özgürlük şarkıları söylerdik haykırarak!

    iyotlu deniz sularına bulanırdık,
    güneş bizden ayrılmazdı,
    bulutlar dağılırdı tepemizden,
    ağlarımız balıkla dolardı..

    sığınacak bir limanımız olsaydı..
  • "bak eva, ümit etmek garip bir şeydir, bambaşka bir şeydir. insan bir sabah vakti yol boyunca yürüyüp sevdiği kimseye o yolda rastlayacağını ümit edebilir. ona rastlar mı? hayır. neden rastlamaz? çünkü sevilen kimse o sabah ya bir işle meşguldür, yahut da bir başka yerdedir. bir başka yerde... anlıyor musun? o yüzden rastlamayı ümit etmemek gerekir. ama ben o gün rıhtımda oturdum ve saatlerce bekledim. vinçlerin boyuna işlediğini duyuyordum haydarpaşa'da. hava kararmaya başlamıştı. düdükler ötüyor, vapurlar hareket ediyordu. şimdi birkaç saniye daha beklemem lazımdı. çünkü ümit etmeye devam ediyordum, belki bir vapura da o yetişirdi. ama yine rastlayamadım. bir ruh hastası gibi gözlerimi çöken karanlığa dikip biraz daha bekledim. ayın da yükseldiğini görünce kendimi sulara bırakacaktım ki ümidimi atamadım oraya. karşıma yirmi yıl önce çıkan o erkeği düşündükçe aklımdan geçen dolgun hatıralara dokunamadım. rastlayacağımın ümidiyle ömrümün nereye varacağı yalnız tanrı'ya malumdu."