şükela:  tümü | bugün
  • ummak, bir şeyi çok arzulamak ve istemek.
  • en şiddetli ve gerçek acı kaynağıdır.! her an yeni bir şeylerin olacağının ve bu şeylerin size mutluluk getireceğine inanarak cehenneme çevirirsiniz hayatınızı.!
  • yaşam alanınızın ne kadar geniş veya ne kadar dar olduğuna, olacağına karar veren mekanizmadır.!
    bile bile lades derken, sizi ayakta tutan tek şey umut etmektir.! içeriğinde bol miktar acı bulunur.! gerçeklikten uzaklaşma hissiyatı ve steril ilişkiler yumağında bir parçadan öteye gitmemenizin gerekliliğini yüzünüze hızlıca vurması ise, sadece sizin suçunuzdur.!
  • yaşamama sebep olan tek iplikti......koptu.....
  • gerçek denen şeyin ne kadar keskin ve soğuk olabileceğinin öngörüsü.!
    kafanızda kurduğunuz (yaşamak istediğiniz) yaşanılası şeylerin bir anda darmadağan oluşunun/olabilceğinin var olmasını unuttuğunuz anlarda sarıldığınız tek dalınız.!
    düşüp düşmemek kişinin kendi elindedir.!
    (bkz: güzel günler göreceğiz çocuklar).!
  • kabullenişin ardından yerine ne koyacağı bilinmeyen/bilinemeyen, insanın en sevdiği oyuncağı.!
    (bkz: #3487421).!
  • hayal kırıklığının önşartıdır...
  • hepimizin* yasamak icin ihtiyac duydugu gida formu.. yalniz ruhu beslemesine ragmen, bedeni hayatta tutma konusunda da fayda sagladigi atalarimizca tespit edilmis bulunmaktadir..
    (bkz: umut fakirin ekmegi)

    yasadigimiz dunyanin ve bedenlerimizin isleyisi bile sasirtici bir sekilde umut edebilmeye uygun tasarlanmistir.. an gelir bogazimiza kadar uzuntu ve umutsuzlugumuzun icinde boguluruz.. belki bir sure uykusuz ve gidasiz yasar, gozlerimiz ve kafamiz portleyene kadar dusunup dururuz.. en icinden cikilmaz durumda bile eninde sonunda uyuruz.. ve aslinda her yeni uyanis daha umutlu olur.. hic uyumadan hayati kesintisiz yasayan organizmalar olsaydik, bir sureligine ara vermeseydik, belki de umut pek azimizda bulunan bir meziyet olurdu..

    yasadigimiz dunya bize umudu ogretir sanki.. agaclarin her bahar cicek acip yeserecegini umut ederiz, her soguk kisin ardindan yazin gelecegini de -hatta bunlari biliriz, facia ile dunya yasami son bulabilecek olsa bile-.. olumlerin kisa bir sure yiprattigi ruhumuz, dogumlarla yine umut etmeye devam eder..

    umudu arayipta bulamadigini dusunen pek cogumuzun, yasanilan tum olumsuz kosullara (memleketin hali, savaslar, olumler, kayiplar, hastaliklar.. vs.) ragmen, sahip olduklarina ve olabileceklerine (aile, sevgili, dost, bir goz oda, saglikli bir akil ya da beden / her ikisi de..vs.)bakmasi gerekir aslinda.. cunku hic kimse tum dunyayi degistiremez.. ancak kendini ve sahip oldugu yasam alanini etkileyebilir.. ve tum degisimler once bir kisi ile baslar..
    "kendimizle"..
  • karşılaştırmak için (bkz: ümit etmek)
    ümit, farsça ümmid kelimesinin türk telaffuzuna uydurulmuş halidir. (bkz: ümidbahş)(bkz: ümidvar)(bkz: ümidgah)
    umut ise türkçe ummak kökünden türkçe -t türetme ekiyle (geçit gibi) türetilmiş türkçe bir kelimedir.
    iki dilde aynı anlama gelen bu kelimelerin bu kadar benzemesi hayrete şayandır ama o başka bir hikaye.
    ömer asım aksoy başta olmak üzere bir çok dilciye göre "etmek" takısı yabancı kelimelerden fiil türetmek için kullanılır. türkçede ummak fiili varken "umut etmek" demek yanlıştır. olsa olsa "ümit etmek" denmelidir.
    ancak günümüzde ummak ve umut etmek farklı anlamlara kavuşmuştur. tıpkı beklemek ile bekleme yapmak arasındaki fark gibi.
  • "hem bıçak hem yara" kısırdöngüsünde, yarabıçakla sürekli deşmek...