şükela:  tümü | bugün
2637 entry daha
  • naber çıksa da alsak. istediği kadar kötü ya da pahalı olsun alacağım (ki fena değildi), umut sarıkaya'nın varlığı yeter be.
  • bilmiyorum ne yapıyor ama kesinlikle yayınlamak istemiyor işlerini. bunun bir kaç olası sebebi var. ekonomik olarak zora sokuyor olabilir yayın yapmak. bağımsız olmamayı da istemiyor olabilir yine çeşitli sebeplerden. haftalık çizme şartı bir anlamda anksiyete oluşturuyor olmalı, içeriği de bazen modifiye etmek zorunda kalabilir. bunlar hep limit.

    belki de genel olarak içeriği sosyal tespitler içerdiği için ve çoğunda istemsizce bunlara yer verdiğinde oluşan bir üste çıkma hissi, artık topluma dışarıdan bakma hissiyle oluşan bir lan ben yarak gibi adamım, bana mı düştü lan bu iş hissi gelmiş olabilir. hepimiz yarak gibi adamlarız.

    diğer bir sebep olarak belki de çizmiyordur da. o lisede türkçe testlerinde okuduğumuz aşırı hassas edebi bireyleri hatırlayın, nasıl da paso ya olm tam yazıcam ama sanki önceki kadar iyi değilmişim gibi hissediyorum derler veya kendimi kendi tarzım içinde sınırladım derler. belki de sarıkaya nın bu tarz edebi dertleri vardır. kimse de gidip sormuyor ki öğrenelim, bu ülkenin edebi geleneği (gerçi komple dünyanın) artık böyle paragraf sorularının çıkmasını engelleyecek şekilde dağıldı resmen. yine belki tam da bu yüzden çizmeyi bırakmış olabilir. çünkü tanrı aşkına şu nesle bi bakar mısınız, salak salak adamların peşinde koşan salak salak şeylerin derdinde olan dünya genelinde de hissedilen bir kalite düşüşünden muzdarip bu adamlar ne anlar aslında temelinde derin analizler bulunan edebiyatla da yoğrulmuş ince mizahtan? umut sarıkaya olsun, yiğit özgür olsun, hatta yurt dışına da çıkılabilir, george carlin gibi komedyenlerde de görülebileceği gibi bazen sadece bir mimik veya el hareketi dahi gayet verilmek isteneni ifade edebiliyor. şimdi siz bunu t-rap dinleyen adama nasıl anlatacaksınız ki? adamda böyle bi konsept yok ki. iyi tunçluk yapmış olduk sarıkaya üzerinden. fakat azizim sen artık 2000 li yıllarda ülkenin ürettiği yegane edebi değerlerden birisin sırf bu yüzden üretsen olur, belki bunun da baskısı vardır üstünde.

    tabii işin özünde ben sadece tüketiciyim, ben ne anlarım üreticinin halinden? sonuçta benim istediğim hep daha fazla tüketmektir. üretici, üretemez hale gelene kadar üretsin isterim, üretemez hale gelince de unuturum, belki 20 yıl sonra umut sarıkaya da klasiktir derim ama o an sarıkaya bozdu derim, tüketici de böyle yavşaktır. o yüzden sanat toplum için değil sanat sanat içindir. kafiye de kulak içindir. realizmin köpeği, natüralizmin duacısıyız.

    edit: biraz boşluk falan verdim bunu da insan okuyacakmış.
    edit2: olaya çok edebi yaklaşıp aslında başka bir projeyle uğraşıyor olabileceği ihtimalini tamamen atlamış olabilirim, olabilir, hatadır.
  • din kursa havarisi olurum.

    (bkz: dön bebeğim)
  • adam efendi gibi sigortalı işe girdi çalışıyor bence, boşuna dil döküyorsunuz
  • evlenmis ve sariyere yerlesmistir, sksen donmez bu saatten sonra...
8 entry daha